22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

Bakan Çelik’ten et, süt ve patatesle ilgili önemli açıklamalar

Bakan Çelik’ten et, süt ve patatesle ilgili önemli açıklamalar

12.03.2016 İç Anadolu Bölgesi Ortak Akıl Toplantısı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Konya'da düzenlenen "İç Anadolu Bölgesi Bakanlık Koordinasyon ve Sektörel Ortak Akıl Toplantısı"nda et, süt ve patatesle ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Süt üretiminin 18.6 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

"Süt üretiminin artması demek hayvan varlığının artması demek. Bunu desteklememiz lazım. Şimdi sütü üreten üreticimiz ile sanayicimiz, Ulusal Süt Konseyi'nde oturuyorlar biz bakanlık olarak orada yokuz ve burada diyorlar ki "sütün litresi 1 lira 15 kuruş." Kim belirliyor, Ulusal Süt Konseyi. Biz var mıyız, yokuz. Peki şimdi kamuoyunda 85 kuruşa, 1 liraya alınıyor lafı nerden çıktı. Etrafımız ateş çemberi. Sıkıntılar olduğu için arz-talep dengesizliği var. Arz var ama talep oluşmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Oturdum sanayicilerle ne yapalım dedim. Süt günlüktür. İnek her gün sağılıyor ve değerlendirmemiz gerekiyor. O zaman ne yapalım dedik, "Sütü, tozuna dönüştürürsek zaman kazanırız ve ihraç ederiz" dediler. 4 bin lira süt tozu desteği istediler verdik. Bir süre sonra dünya piyasalarında düşme olduğu için 4 bin 500 olmasını istediler, yaptık. Bir sanayicimiz de "Ben 120 bin ton sütü çekeceğim" dedi süt tozu yapmak için. 3-4 aylık dönem içerisinde süt daha fazla çekilmiş olacak. Daha sonra zaten dondurma dönemi açılıyor ve orada fazla sıkıntı olmayacak. Sütle ilgili tekrar sorunlar yaşanmaya başlandı. Geçen bir toplantıda söyledim ve şimdi de söylüyorum. Sanayici arkadaşım, 4 bin 500 lira destekle sen süt tozunu yap diye senin istediğin desteği verdik. Sen bunu yeterli görmeyip araya müteahhitleri koyuyorsan, uyanıklık yapıp 115 ton süt sözü verdiğinden sen aradan çıkıp araya müteahhitleri gönderip ucuz sütü alıp kendi fabrikanda işliyorsan benim senle işim var arkadaş. Ben seninle uğraşacağım. Yalnız ben değil Bakanlar Kurulu senle uğraşacak bunu bil. Böyle olmaz."

"Et ve hayvancılıkla ilgili çalışma Pazartesi Bakanlar Kurulu'nda"

Et ve hayvancılıkla ilgili çalışmaların Pazartesi günü Bakanlar Kurulu'nda ele alınacağını belirten Bakan Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Bize ithal et uzun süredir geliyor. Bir müddet daha gelecek. Hayvan varlığını bir noktaya çıkarıncaya kadar gelecek. Amaç üreticiyi ve sektörü hayvan varlığımızı istediğimiz noktaya taşımak. Piyasadaki maliyetler belli. Burada üreticiyi sıkıntıya sokacak bir uygulamaya girmemek gerekiyor. Bizim eti yarı yarıya ucuza ithal etme imkânımız var. Fiyatı yarı yarıya düşürebiliriz. İthal ederiz piyasada fiyatı 15-20-22 liraya düşürürüz. Siz 35-32 liraya kıymayı almazsınız da 20-22 lirayla alabilirsiniz. Bu mümkün. Ama bu, bizim hayvan varlığımıza yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bu doğru değil. Biz böyle bir ithalat peşinde değiliz. Biz, gelin halkın kullandığı kıyma ve kuşbaşı ile ilgili bir tavan belirleyelim ve etle ilgili kararlarımızı revize ederiz dedik. Birileri başka şeyler yapmaya çalışıyor. Uyanlara teşekkür ediyorum. Ama bu kadar ince, hassas konuyu anlamayıp 'ben bunu daha pahalı satarım' diye hayvan varlığımızın geleceğiyle ilgili hesapsız, kitapsız hareket edenleri milletimizin vicdanına havale ediyorum. Alınan kararlar et ve süt varlığımızı artırmak içindir. Bunu destekleyecek olan, bütün taraflardır. Aksi takdirde işin kolayına kaçarız. İki yıl alkış alırız bu geçici olur ve hayvan varlığınız büyük yara alır. Nasıl olsa bir 100 bin ton, 200 bin ton ete ihtiyaç var. Bunu fırsat bilip yaklaşanlara fırsat vermeyeceğiz. Pazartesi günü Bakanlar Kurulunda ciddi sunumlarımız var. Orada aldığımız kararlar var. Et, hayvan nasıl gelecek buraya. Nasıl daha uygun şartlarda üreticiye verilecek. Nasıl hibe edilecek. Bunların çalışmalarını bakanlık olarak tamamlamış bulunuyoruz."

"2023'te 153 milyar dolarlık tarımsal hasıla hedefliyoruz"

İç Anadolu Bölgesi'nin yaklaşık 8 milyon hektar tarım alanı, 4,5 milyon hektar çayır ve mera olmak üzere önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Çelik Türkiye'nin her alanda olduğu gibi tarım ve hayvancılık alanında da hedeflerini ortaya koyduğunu anlatarak, bu çerçevede 2023 hedeflerine bakıldığında, 153 milyar dolar tarımsal hasıla hedeflediklerini ifade etti.

Üretken bir Türkiye için tarım alanında da radikal kararlar alma zorunluluğu bulunduğuna işaret eden Çelik, şöyle konuştu:

"Kararları alırken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. İlk yapmamız gereken, toprakların kıymetini bilmek, korumak ve geliştirmektir. Dünyada 7 milyar insan var, bu sayı 2050 yılında 10 milyar olacak. Şu anda 2 milyar insan aç ve yoksul. Böyle bir tablo var. Dünya tarım alanı olarak kullanması gereken alanın ancak 1,3 milyarını kullanabiliyor. Dünya bu 1,3 milyar alandan elde ettiği ürün veya verimin de 1,3 milyar tonunu israf ediyor. Bir tarafta 500 milyon obez insan, diğer tarafta 2 milyona yakın aç ve yoksul insan. Bir tarafta sefalet, bir tarafta sefahatın hüküm sürdüğü bir dünya. İnsanlık aslında toprağı gerektiği gibi kullanamamakla, kendi bindiği dalı kesiyor. Fakat insanlık bunun farkında değil."

"Verimli arazilerimizi betonlaştıramayız"

AK Parti iktidarı döneminde arazinin bölünmemesiyle ilgili önemli bir yasal düzenleme yürürlüğe konulduğunu dile getiren Çelik, miras hukuku çerçevesinde toprağın milyonlarca parça araziye dönüştüğünü, bu yasal düzenlemeyle bu konuda önlemler alındığını vurguladı.

Arazi toplulaştırmayla ilgili yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

"Yeni idari yapımızda bir genel müdürümüz yalnızca toprakla, toplulaştırmayla meşgul olacak. Meraların ıslahı konusunda da önemli adımlar atıldı. Tarıma elverişli 24 milyon hektar toprağımız var. Bunun ancak 20 milyon hektarını kullanabiliyoruz. Tarımda kullanılan araziyi geliştirmek zorundayız. Üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyada yaşıyoruz. Avantajlarımız var ama diğer taraftan hızlı bir şekilde betonlaşma devam ediyor. Tarım arazilerimiz, betonlaşma tehdidiyle karşı karşıya. Toprak son derece önemlidir, toprağı korumak durumundayız. Verimli arazilerimizi betonlaştıramayız. Bununla ilgili el birliğiyle mücadele etmek zorundayız."

"Hadi gel köyümüze geri dönelim şarkısı gerçek olacak"

 

Çelik, çiftçilerin bilgi ve teknolojinin imkânlarıyla buluşturulması noktasında da çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Atadan kalma yöntemlerle tarımın mümkün olmadığını, bu şekilde rekabet şansı bulunmadığını vurgulayan Çelik, zaman kaybetmeden toprağın teknolojiyle buluşturulması gerektiğine işaret etti.

Köyden kente göç konusuna da değinen Çelik, "Köyü ve köylüyü aziz kılacak yaklaşımlar içerisindeyiz. Hükümetimiz tarafından 18, 40 yaş arasındaki genç nüfusun köye, meralara dönmesi ve oradaki potansiyelin ayağa kaldırılması için hibe ve kredi destekleri verilecek. Bu sayede bir gün 'Hadi gel köyümüze geri dönelim' şarkısı hayal değil gerçek olacak" değerlendirmesinde bulundu.

"Havza bazlı yeni destekleme modeline geçeceğiz"

Bu yıl 11,6 milyar lira tarımsal destek verileceğini belirten Çelik, "Desteklemeleri yeniden ele alıyoruz. 2017'de havza bazlı yeni bir destekleme modeline tümden geçmiş olacağız. Bizim de şu anda 5-6 aylık süremiz var. İhtiyacımız olan ürünü verimli olduğu havzada üretmeyi destekleyen modele Türkiye geçmiş olacak. Bu, çiftçimizin önünü görmesi ve ürün planlaması açısından yeni bir dönem yeni bir bakış açışı olacak" ifadelerini kullandı.

Çiftçi ve kamunun el ele olacağını, tarlada, sahada tarım yapılacağını aktaran Çelik, mevzuat yoğun ve karmaşıkken, bunların tasnifi ve dosyasının günler aldığını, dolayısıyla tarlaya inmeye vakit kalmadığını bildirdi.

Mevzuatı azaltarak tarlaya ve sahaya inme vakti yaratılacağını kaydeden Çelik, "Bu sayede bürokrasi de memurumuz da çalışanımız da evraktan ziyade sahaya inecek, 'çiftçi, üreticiyle kamu el ele' anlayışını ikame edeceğiz. Bununla ilgili idari yapıda atılması gereken adımları attık. Şimdi her işletmenin bir teknik sorumlusu olacak. Bu idari yapı kısa süre içerisinde faaliyete geçecek. Belki bu ay sonu belki nisan sonu itibarıyla verileri yavaş yavaş akmaya başladığı bir dönemi idrak etmiş olacağız" şeklinde konuştu.

"Çiftçiyi, üreticiyi rahatsız edecek bir oda, birlik anlayışı olmaz"

Çelik, bir diğer konunun da oda ve borsaların içinde yer aldığı sivil yapılanmalar olduğunu, bu yapıların çiftçi ve yönetimle adeta köprü vazifesinde olması gerektiğini vurguladı.

Salondaki birlik ve oda başkanlarına seslenen Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Arkadaşlar siz noter değilsiniz. Mührü bas, aidatı al. Bu en son düşünmeniz gereken bir şeydir. 50 parçaya bölünmüş bir destek var köylü köyünden geliyor oraya buraya git derken zaten adamın başı dönüyor. Bu konuda çok ciddi bir reforma ihtiyaç var. Birliklerimiz, odalarımız ve borsalarımız daha fonksiyonel olmalı. Onun için yasa taslağı toparlanmış durumda. Çiftçiyi, üreticiyi rahatsız edecek bir oda, birlik anlayışı olmaz. Sizin yol gösterici, sorun çözücü olmanız gerekiyor. Onun için çiftçiyle, üreticiyle kol kola yürümesi gereken birlik ve odalarımızın dağınıklığını kabullenmek mümkün değil. Bu alandaki yeniden yapılanmayı güzel bir dayanışma içerisinde birlikte kurmamız gerekiyor."

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.