Bilgi Bankası
Basında TÜSEDAD TÜSEDAD DERGİSİ Hayvancılığa Başlarken Barınaklar Sürü Yönetimi Hayvan ve Sürü Sağlığı Besleme Süt ve Sağım Teknolojileri Yemler ve Yem Kaynakları Desteklemeler ve Krediler TÜSEDAD-AB Projesi
İnceleme Konusu
Ali Ekber Yıldırım'ın Kaleminden - Et sektörünün geleceği…
Dünyada 7 milyarı aşan nüfus ve bunun yaklaşık 1 milyarının açlıkla karşı karşıya olması tarım ve gıdanın önemini daha da artırıyor. Bu nedenle geleceğe ilişkin tahminler ve bu çerçevede yapılan çalışmalar büyük ilgiyle izleniyor.

Tüm İnceleme Konuları
Haftanın Yazısı
Ali Ekber YILDIRIM
"Elektrik borcunu ödemeyen çiftçiye destek yok"
Bakanlar Kurulu’nun 9 Mart pazar günü Resmi Gazete’de yayınlanan kararına göre elektrik borcu olan çiftçiler bu borcunu ödeyinceye kadar devletin tarım desteklerinden yararlanamayacak.

Tüm yazılar
Anket

Et ithalatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

 İç piyasayı dengeliyor.
 Yerli üreticiyi bitirdi.
 Türkiye'nin ithalata ihtiyacı var.


Tüm Anketler
Her Şey Kendi Kendini Besleyen TÜRKİYE İçin...
TUSEDAD'dan Haberler Arşivi

Bir gün Vali Muhittin Üstündağ ekmeğin 5’ten 7’ye çıkarıldığını söyleyince Atatürk ‘İyi yapmadınız, elinizden geliyorsa 100 para yapın. Bu milletin yalnız bir ekmeği var. Başka bir şey yemez. Alman patates yer, Türkler de ekmek yer. Elinizden geliyorsa bunu 100 para yapın’ dedi.
29572. kez gösteriliyor.

HER ŞEY
KENDİ KENDİNİ BESLEYEN TÜRKİYE İÇİN...

Ekonomimizin temel direğiydi tarım. Yakılmış, yıkılmıştı. Halk bir avuç içi kadar kalmış, yeniden onarmaya, yapmaya, gelecek nesiller için yıkıntılardan tekrar doğmaya çalışıyordu. Rejim değişikliği olmuş kimileri mutlu kimileri mutsuz olmuştu. O günkü şartlar dâhilinde halkın bilinçsizliği, bilgisizliği, alışkanlıklarından vazgeçememesi nedeniyle mecburen yapılan reformlar baskıyla oldu. Ama halk çok şanslıydı, Türkiye şanslıydı. Atatürk bugünleri görerek o günlerden temel atmıştı. Demişti ki; Köylü milletin efendisidir"

Ama yalnızca o dönemde dendi, siyasiler değiştikçe köylü efendi değildi artık ve köylülük utanılan bir olgu oldu. 70 lerde o kadar Avrupaileştik ki filmlerimizde bile bol bol malzeme yaptık. Bizi doyuran, ısıtan, hammaddeyi sağlayan köylümüzü hakir görme gafletinde bulunduk.

Ve yıllarca milletin efendisi olarak uyudu köylü. Sandık zamanı hatırlanarak pervasızca kapısı çalındı. Oy depolarına teşvik adıyla tanımlanan bazı paralar dağıtıldı. Bu paralar ne kadar teşvikti. Hangi Ağaları Padişah, hangi köylüyü sömürü malzemesi yaptı.
Öyle ya "Köylü milletin efendisi" idi.

Yıllar önce yokluk içerisinde bir avuç insandı Türkiye Halkı. 1970 yılına kadar kendi kendini besleyen 7 ülkeden biriydi Türkiye. Yani tahıl ve hayvan ürünlerini ithal etmeyen bir ülkeydik. Bir düşünün...O günlerdeki imkansızlıkları, en gelişmiş işletme bile nasıl bir teknoloji ile üretim yapıyordu. Ama üretim yapıyordu. Yerli ırktaki hayvanlarımız, genetiği değiştirilmemiş tarımsal ürünlerimiz, o günkü yaşam koşullarımız ve teknolojik imkanlarımızla gerçekten çok zengindik. Aç değildik çünkü. Kendi imkanlarımızla doyuyorduk. Somali deyince aklınıza ilk gelen nedir? AÇLIK..
Kendi kendini doyuramayan ve avucunu açmış gelecek yardımları bekleyen, beslenememekten kaynaklanan fizyolojik bozuklukla savaşan bir halk. Halklar........."Ekmek bile bulamıyorlar" diyoruz anlatırken onları.

Ekmek. Ekmek. Ekmek. Neden et değil? Neden yumurta değil? Neden süt değil. Neden Protein kaynakları değil. Çünkü bunlar besleyici. Beyin gelişimini arttırıyor. Çünkü çocukların gelişim çağını tamamlayana kadar günde en az bir yumurta yemesi gerek. Hani şu gelişmiş ülkelerde kolesterole neden olmayan fakat bizim gibi ülkelerde kolesterol yapan sağlığa zararlı olduğu söylenen 60 gr lık yumurta.

Yaşam standardımız düşüktü ama bağımlı değildik. Her iki kelimeden biri ithal değildi. İthal kepek, İthal Mısır, İthal Buğday, İthal Peynir, İthal İnek............ Her yanımız ithal.

Bugün ithalat yaptığımız ülkelerden biridir ABD ve dünya tahıl ticaretinin %80 ini elinde tutmaktadır. ABD Dışişleri bakanı ve Beyaz Saray Danışmanı şöyle demiş “ABD’nin yiyecek silâhı Arap petrol kartellerinin elindeki ‘Petrol silâhı’ ile boy ölçüşecek durumdadır.” 2. Dünya Savaşı Sırasında 5 milyon ton tahıl ihracatı yapan Amerika 1980'lere geldiğimizde 120 milyon ton tahıl ihracatı yapmaktaydı.

Ve anlaşmalar….
12 Kasım 1956'da ABD ile Türkiye tarafından Tarım Ürünleri Anlaşması İmzalanmıştır. Anlaşma koşulları şöyledir; ABD’nin Türkiye’ye 46,3 milyon dolarlık buğday, arpa, mısır, dondurulmuş et, konserve, sığır eti, don yağı ve soya yağı (yani Türkiye’nin temel tarım ürünleri) satması kararlaştırılmıştır. Anlaşmanın 2 nci Maddesi; Türkiye’nin yetiştirdiği ve anlaşmada adı geçen ya da benzeri ürünlerin (yanlış okumadınız) Türkiye’den yapılacak ihracatı, ABD TARAFINDAN (!) DENETLENECEKTİR. ABD Ankara büyükelçisi, TC Hükûmetine 21 Şubat 1963 tarihinde 1222 sayılı bir nota verdi. TC Hükümeti, Kasım 1962-Ekim 1963 tarihleri arasındaki devrede zeytinyağı ihracatını 10.000 tonu aşmayacak biçimde sınırlayacaktır. Eğer bu miktardan fazla zeytinyağı ihraç edecek olursa ABD’den fazlalık kadar nebatî yağ ithal edecektir. Dönemin Ticaret Bakanı Muhlis Efe notayı aynen kabul ederek gereğini yaptı.

Tarih: 09 Ocak 1998 Tarım Ürünleri Anlaşması. İmzalayanlar: Türkiye ve AB. Anlaşma Koşulları; Türkiye’de et başta olmak üzere AB’de sübvanse edilen tarım ürünlerinin sıfır gümrükle ithal edilmesini kabul etmiştir. (O GÜNLERDE DELİ DANA HASTALIĞI AVRUPA ÜLKELERİNİ KASIP KAVURUYORDU) SÖZ KONUSU HER İKİ ANLAŞMA DA HÂLEN YÜRÜRLÜKTEDİR.

Temmuz 2004'te Cenevre’de Dünya Ticaret Örgütü ile bir anlaşma imzalandı. Can alıcı 2 maddesi vardı. 1. DT֒ne üye ülkeler tarım ürünleri destekleme oranlarını ve kredilerini kaldıracaklar. 2. DT֒ne üye ülkeler ülkelerine giren tarım ürünlerinden gümrük vergisi almayacaklar.

Nereye Gidiyoruz?
İstatistik sonuçlarına göre 1980–2002 yılları arasında Nüfus Artışı % 56,8 artarken, Hububat Üretimi %30,5 artmıştır.1980 – 2001 yılları arasında Sağılan Hayvan Sayısı % 40 azalmıştır. Günümüze gelelim, Türkiye'de 1986 yılında 36.586.369 baş süt hayvanı varken 2005 yılında bu rakam 17.849.000 başa düşmüştür. Diyorlar ki adet düştü ama birim hayvan başına düşen verimlilik, dolayısıyla üretim arttı. 1986 yılından beri yalnızca sığır da süt miktarı artmıştır. Ve bu da Yetiştiricimiz, Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri yani Ülkemiz için başarılı bir sonuçtur. Koyun, Keçi, Manda Ne olacak peki? Akdeniz ve Diğer güney bölgelerimizde yoğun olarak tüketilen et koyun ve keçi eti değil midir? Bu bölgelerdeki nüfus artışı ortadadır peki nüfus artışına paralel olarak artması gereken et üretimi neden azalmıştır. Ya da şöyle mi sormak gerekir? Aradaki fark hangi sınırdan elini kolunu sallaya sallaya girmektedir?
Bugün AB medeniyet, demokrasi ve gelişmişliğin neredeyse tek ölçütü olarak görülmektedir. Bu ölçütün içtiği süt ile bizim içtiğimiz süt görüntüde aynı maddedir. Koyu akışkan, bazen açık bazen birazcık daha koyu sarıya kaçan beyaz altındır süt. AB ülkelerinde değişmezse değişmezlerden biridir pastörize süt ve her sabah kapılarına illaaaa bırakılmalıdır. Biz de değişmezse değişmezdir UHT süt ve bakkaldan almak şurada dursun içilmemekte tüketilmemektedir. Neden? Zamanında zorla süt tozu içirilen okul çocukları sütten nefret mi etmiştir? Hayır. Sütün tadı mı farklıdır? Evet. Süt pahalımıdır? Evet.

Pastörize sütün tadı kesinlikle UHT sütte yok. Bunu biliyoruz. Neden şişesinde aldığımız, günlük tükettiğimiz Pastörize süt yerine UHT zorla bize dayatıldı. Biz severiz köy yumurtasını, sağıldığı gibi kaynatılıp içilen sütümüzü. Ama mutlaka tadı ve kalitesi iyi olmalıdır. Kaliteyi yükseltmeyi de severiz. Ama kaliteyi yükseltmemiz için çok çalışmalı ve ölçütlerin farkında olmamız gerekir. Önce kaliteli sütteki mikroorganizma sayısı ile kalitesiz sütteki mikroorganizma sayısını bilmemiz ve durumumuzun farkındalığına varmamız gerekir.
Bugün et fiyatı maliyeti karşılarken süt fiyatı maliyetin altındadır. AB ile karşılaştırdığımızda Fiyatlar aşağıda ki gibidir.

Hammadde AB fiyatı  Türkiye Fiyatı
Arpa  1 birim 2 birim
Et 1 birim 2 birim
SÜT 1 birim 1 birim

Bölge bölge süt fiyatı değişirken sütün litresi ortalama 0,430- 0,450 YTL'dur. İşletmeler süt kalitesi, süt miktarına da bağlı olarak ortalama 0,550 YTL'a süt verebilmektedirler. Geçtiğimiz günlerde Resmi gazetede yayınlanan Tarım İşletmelerinde ki sütün ihale ilanı satılacağı haberlerin de açılış fiyatı lt bazında şöyledir;

Tarım İşl.Adı Süt Miktarı Birim Fiyat Toplam Fiyat
Gökhöyük-Ulaş Tarım İşl. 1.800 ton  0,520 YTL  936.000,00 YTL
Bala Tarım İşl 2.200 ton  0,500 YTL 1.100,00 YTL
Karacabey Tarım İşl 3.400 ton 0,532 YTL 1.808.808,00 YTL
Türkgeldi Tarım İşl 1.800 ton 0,425 YTL 765.000,00 YTL

Bugün yeterli kalitede süt üretilmediğinden şikâyet edilmektedir. Süt kalitesine göre fiyat politikası bu sorunun çözülmesinde teşvik edici bir yöntem olacaktır. Bu yıl teşvik primleri arasına Ari işletmelerin konulmaması dikkat çekicidir.  Bunun nedeni Ari İşletmelerin öneminin algılanamaması olamaz olmamalıdır da, ama hastalıklarla mücadele, kaliteli süt söylevleri ile bu durum çelişmektedir. AB ülkelerinde Tarım %100 desteklenmektedir. Böyle bir durumu anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. Bir ülkenin tarımı bu durumda olacak, enflasyona, yüksek maliyete, düşük fiyattaki süte, çeşit çeşit hastalığın kol gezdiği bir ülkeye neden yabancı sermaye gelmek istiyor? Gelsinler tabiî ki ekonomimize katkıda bulunabileceklerse.

1925 yılından beri devam eden ve 1986 yılından sonra en yüksek ithalat oranının gerçekleştiği hayvan ithalatında bu güne kadar 300.000 başa yakın gebe düve ithal edilmiştir. Bu gebe düveler hala sürmekte olan yanlış politikalar, dolayısıyla yanlış yetiştirme teknikleri nedeniyle büyük oranda kasaplık olmuşlardır. Kedi köpek besler gibi İnek besleyen, ruminant bir sindirim sistemini işkembe çorbası olarak düşünen zihniyet yurtdışından gelen bu hayvanları hastalıkların, bilgisizliğin kurbanı yapmıştır. Bugün baktığımızda suç köylümüzde değildir. Suç alt yapısı olamayan, hammadde temin edemeyen köylüye bu hayvanları teslim edenlerdedir. Şuna inanıyorum ki önce bu hayvanların nasıl bakılması gerektiği bu insanlara anlatılsaydı bu insanların %80'i bu hayvanları istemezdi.
Bakamayacağımız hayvanı niye alalım. Böyle bir mantık var mı?
Bugünlerde ise büyük işletmeler için hayvan ithalatından, çok büyük sayılardan söz ediliyor. Günümüzde sahada dolaşan profesyonel insanlardan duyduğumuz; hayvanlar brucella dan tüberkülozdan kırılıyor, ama resmi bir belge yok çünkü kişinin belki de tüm sürüsü gidecek. Peki nereye kadar gideceğiz bu şekilde, Ya da nereye kadar gidebiliriz. Bugün resmi bir tarama yapıldığında kaç çeşit hastalık çıkacaktır, kaç bin hayvanın kesilmesi gerekecektir. Diyelim yaptık ari bir ülke olduk, getirdiğimiz hayvanların brucella aşısı yapılmamış olması gibi bizdekilere de artık brucella aşısı yaptırılmıyor.  Kaç gün sürer sizce? Hastalıklı ve kaçak hayvanlar ülkemizde cirit atarken kaç gün sürer?

Bu ülke bizim değil mi? Böyle bir coğrafyada yaşarken ne zamana kadar kepeği, mısırı ithal edeceğiz? Neden ekemiyoruz, üretemiyoruz?

Bir gün Vali Muhittin Üstündağ ekmeğin 5’ten 7’ye çıkarıldığını söyleyince Atatürk ‘İyi yapmadınız, elinizden geliyorsa 100 para yapın. Bu milletin yalnız bir ekmeği var. Başka bir şey yemez. Alman patates yer, Türkler de ekmek yer. Elinizden geliyorsa bunu 100 para yapın’ dedi.

Atatürk 1920-1930’lu yıllarda bunu söylemişti. Bu gün olsaydı ekmeğin yerini et, süt almaz mıydı? Ama almadı işte. Sürekli Atatürk’ün söylemlerini tekrarladılar ama yalnızca tekrarladılar. Onlardan ders bile alamadılar ki geliştirsinler.

Ülkemizin tekrar kendi kendine yetebilen bir ülke olabilmesi için kooperatifleşmeliyiz. Bireysel olarak sektörümüzde ne yazık ki fiyatlarda, hammaddede ve mamul’de belirleyici olamayız. Toplu süt, et yani ürün satışı yaparken toplu hammadde alımı yapmalıyız ki maliyeti düşürürken ürünümüzü yüksek fiyata pazarlayalım. Karımız dolayısıyla yaşam standardımız artsın.

Her Şey Kendi Kendini Besleyen Türkiye İçin...
Üreten ama bilgiyle, modern mekanizasyonla kaliteli üretim yapan Türkiye için.

Saygılarımla

Nihal GÜVEN
Ziraat Mühendisi
Not: Devlet İstatistik Enstitüsü Kaynaklı Verilerden Faydalanılmıştır.

Bize Ulaşın    |    Reklam    |    İnsan Kaynakları    |    Yardım    |    Bayilik
Üye Girişi
Üye Kodu:
Şifre:

Üye Olmak İstiyorum
Şifremi Unuttum

Dernek Üyeliği



Avrupa Birliği tarafından desteklenmektedir.