TÜSEDAD KASIM AYI ÜYE BÜLTENİ - 2019

TÜSEDAD – Çiğ Süt Referans Fiyatı Basın Bülteni

DEĞERLİ ÜRETİCİLERİMİZ VE

SEKTÖR PAYDAŞLARINA DUYURULUR

2 Ekim 2019 tarihinde Ulusal Süt Konseyi çiğ süt referans fiyatının belirlenmesi amacı ile T.C. Tarım ve Orman Bakanlığında bir toplantı düzenlenmiştir.

TÜSEDAD olarak üreticilerimizi temsilen toplantıya katıldık. Güncel fiyat devlet desteği dahil 2,25 TL/Lt idi. (2TL +0,25 TL destekleme pirimi)

Yeni fiyat, devlet desteklemesi hariç 2,30 TL/Lt olarak belirlendi. Bu fiyat 2020 sonuna kadar geçerli olacağı belirtildi. Devlet destekleri ne olacak sorusunda cevaben “daha sonra karar verilecek” denildi.

Bu durumda; somut artış 0,30 TL/Lt + devlet desteği olacak. Devlet prim desteğinin en az 0,20 TL/Lt belirlenmesi durumunda üretimde istikrar sağlanması mümkün görünmektedir. Önemli olan üreticinin kesintiler sonrası eline geçecek fiyattır.

Desteklemelerin geç açıklanması ve ne olacağına dair bilgi sahibi olmamamız endişelenmemize sebebiyet vermektedir.

Desteklemeler ile ilgili yetkililer ile temaslarımız devam etmektedir.

Saygılarımızla

Kamuoyuna duyrulur.

TÜSEDAD

Başkanımız Tarım Analiz Programında Açıklamalarda Bulundu.

Değerli Üyelerimiz,

Başkanımız Sn. Sencer Solakoğlunun bugün katıldığı Bloomberg HT kanalında yayınlanan İrfan Donatın Sunduğu Tarım Analiz programını kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için linki aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

https://www.bloomberght.com/tarim/video/ciftci-reform-paketini-nasil-yorumladi/62308

TÜSEDAD 7. Genel Kurulu Birazdan Başlayacak..

Detaylar birazdan..

Bakan’dan kırmızı et açıklaması: İhtiyacımız yok

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuk olduğu bir televizyon kanalında, Türkiye’nin kırmızı et üretimi ve ithalatına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Piyasaları dengeleme ve sosyal sorumluluk açısından 81 ilde teşkilatı olan 3 market zincirinde kuşbaşı ve kıymayı belli fiyatlardan sattıklarını dile getiren Pakdemirli, kuşbaşı eti 31, kıymayı da 29 liraya sattıklarını belirtti.

Bakanlık olarak iki görevleri olduğunu, birinin tüketiciyi korumak diğerinin de üreticiyi kollamak olduğunu dile getiren Pakdemirli, Türkiye’de farklı fiyatlarda her türlü ete karşı talep olduğunu söyledi. Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Sosyal sorumluluk anlamında verilen ucuz etler ortalama aylık 5-6 bin ton ama Türkiye’de 100 bin tonun üzerinde et tüketimi var. Bu et tüketimini bize şunu gösteriyor. Her çeşit, her kalite ve fiyattaki kırmızı ete vatandaşımız rağbet ediyor ve bunu satın almaya devam ediyor. Bu konuda bir miktar ithalat yapıyoruz, yapmak durumundayız. Küçükbaş ve büyükbaş hayvan varlığımız artırmışız. Küçükbaş 30 milyondan 45 milyona gelmiş. Büyükbaş hayvan varlığımız 9 milyondan 16 milyona gelmiş. Aslında üretimde yüzde 60 artışımız var. Bunu unutmamamız gerekiyor. Türkiye’nin bu konuda büyük bir başarısı var. Peki bu başarıya neden ithal ediyoruz. Çok basit bir sebebi var. Türkiye 2002 yılında kişi başı 6 kilogram et tüketiyordu şimdi 15 kilo et yemeye başlamış. Türkiye’nin refahı artmıştır.  2002’de bu milletin yiyecek eti yokmuş bugün 15 kilo yiyor. Her şey kırmızı etten yana.”

Pakdemirli, Türkiye’nin protein üretimi bakımından bir eksiği bulunmadığını aktardı.

“ŞİMDİLİK BİR İTHALATA İHTİYACIMIZ YOK”

Beyaz etin fazla ihracatının bulunduğunu, bunun da 400 milyon dolar olduğunu dile getiren Pakdemirli, balık etinde 2023 hedeflerine ulaştıklarını, bunun da 1 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Vatandaşın tercihine saygı duyduklarını vurgulayan Pakdemirli, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Vatandaşın tercihine bir şey diyemeyiz ama biraz daha tavuk ve balık eti yesek aslında Türkiye et olarak kendi kendine yeter ama tercih bu tarafta. Biz de Bakanlık olarak bunu kendimize ödev edindik. Biz bu işin ithalatını bitireceğiz. Yerli üreticimizi destekleyeceğiz. Biz kesim fiyatından tutun her zaman yerli üreticimizin yayındayız. İthal zaman zaman yapmak zorunda kalabilir miyiz? Ben önümüzdeki 4-5 ay ette ithallik bir durum görmüyorum. Önümüzdeki 4-5 ay boyunca Türkiye’nin stokları bol bol yeterli. Türkiye’nin 4-5 ay boyunca ithal etle ilgili bir problemi yok gibi gözüküyor. Bunu tekrar yılbaşından sonra değerlendiririz. Bir ihtiyaç olursa ithalat yapılır. Şimdilik bir ithalata ihtilacımız yok. Vatandaşımızın tercihi kırmızı etten yana o yüzden biz de bununla ilgili gerekli çalışmaları kısa vadeli olsun, orta vadeli olsun, uzun vadeli olsun hazırlıkları yaptık yapıyoruz.”

“2021’den sonra özellikle kasaplık et ithalatı tamamen sıfır olacak.” diyen Pakdemirli, şu anda da ithalat bulunmadığına işaret etti. Pakdemirli, bazı tüccarların besilik dana getirdiğini, bunun gelmesinde de fayda olduğunu kaydederek “Ama onun dışında kasaplık canlı hayvan ithalatımız 2021’den sonra inşallah bir daha olmayacak.” diye konuştu.

KAYNAK: AA

Çiğ sütte “yıllık fiyat” önerisi

Çiğ sütte “yıllık fiyat” önerisi
Yıllardır tartışma konusu olan çiğ sütün fiyatı ve desteklenmesi konusunda Türkiye Süt, Et Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği’nden (SETBİR) yeni bir model önerisi geldi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile görüşen SETBİR Başkanı Tarık Tezel ve yönetim kurulu üyeleri çiğ süt fiyatının yılda bir kez belirlenmesini ve ülke genelinde uygulanmasını öneren bir rapor sundu.

Hayvancılık, süt ve kırmızı et konusunda öneriler içeren SETBİR’in raporunda süt konusunda şu değerlendirmeye yer verildi: “Sektörün en temel sorunu, istikrarlı ve besleme maliyeti ile ilişki kuran bir fiyatlama ve destekleme modelinin kurulamamış olması. Taban fiyat senede bir kez bütçe dönemi öncesinde belirlenmeli ve takvim yılı boyunca ülkemizin her yerinde uygulanması sağlanmalı. Bu taban fiyat ile birlikte taban kalite (yağ, protein, mikrobiyolojik yük) değerleri de açıklanmalıdır. Fiyat, toplanmış, soğutulmuş süt fiyatı olmalıdır. Mevsimsellik nedeniyle oluşan arz-talep kaymalarını telafi edecek (müdahale alımı gibi müdahale satışını da öngören) bir müdahale sistemi kurulmalı. Süt fiyatı ile besleme maliyeti arasında karşılıklı bir değer (parite) belirlenmeli ve yıl boyunca bu paritedeki sapmaları telafi edecek bir “çiğ süt destekleme” sistemi oluşturulmalı.”

Sıcak süte destek verilmesin

Çiğ sütün toplanmasında, süt hijyeni riskleri ve toplama maliyetlerini yükselten uygulamaların israfa yol açtığı belirtilen raporda: “Süt, sağımından itibaren en geç iki saat içinde + 4 dereceye soğutulmalı. Ancak merkezi toplama yerine, kapı kapı süt toplanması nedeni ile mikrobiyolojik yükün artması, sütün niteliğinin bozulmasına neden olmaktadır. Sütün üretildiği yerleşim merkezlerine süt toplama ve soğutma merkezleri kurulmalı. Üretici, sütünü, bu merkezlere mutlaka kendi getirmelidir. Sıcak süt, destekleme kapsamından çıkarılmalı” denildi. SETBİR Başkanı Tarık Tezel’in Bakan Pakdemirli’ye sunduğu raporda Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) ithalat yapmak yerine piyasada regülasyon görevi yapması gerektiği ifade edildi. Türkiye’nin kırmızı ette arz yetersizliğinin üç önemli kök nedeni olduğu belirtilen raporda bu nedenler şöyle sıralandı: “Sürülerde gebelik oranı ve döl veriminin düşüklüğü. Özellikle buzağı ölümleri ve hastalık nedenleriyle yaşanan kayıplar. Etçi ve kombine ırk hayvan sayısının azlığı.”

Bu üç önemli sorunun, Türkiye’nin kasaplık gücünü sığırda %28’den %24’e, küçükbaş hayvanlarda ise %43’ten %16’ya düşürdüğü belirtilerek çözüm konusunda şu değerlendirmeye yer verildi: “Büyükbaş hayvan varlığımız sütçü tip genetik yapıya sahiptir ve et verimi düşüktür. Etçi ve kombine ırkların da varlığının artırılması, Buzağılama sıklığı yanında buzağı ölümlerinin azaltılması yoluyla besilik-materyal arzının artırılması, hayvan hastalıkları ile etkin mücadele, kesimlik hayvan arzını artıracak ve piyasada fiyat istikrarının kurulması ve korunmasına yardımcı olacaktır. Öte yandan ESK’nın kırmızı ette ithalat görevinden regülasyon görevine dönmesi beklenmektedir. Kaliteli ve yeterli miktarda kaba ve kesif yem ihtiyacının karşılanmasında yurtiçi üretim yeterli değil. İhtiyaç büyük oranda ithalat ile karşılandığından, dövize bağlı istikrarsız bir piyasa hüküm sürmekte. Kesif yem üretiminin %60’ı ithal girdilere dayanmakta. Çiğ süt ve kırmızı et maliyetlerini önemli ölçüde etkileyen yem fiyat istikrarı için yem sektörü desteklenmelidir. Kaba yem ihtiyacının karşılanması için, hayvancılığa dayalı yem bitkisi üretimi teşvik edilmelidir. Meraların, ihtisas sahibi üreticilere, ıslah şartıyla kiralanacağı bir düzen getirilmelidir.”

Kırmızı ette kayıt dışılık önlenmeli

Kesimden başlayarak tüketiciye kadar olan zincirde, kırmızı ette kayıt dışını destekleyen, haksız rekabete yol açan, halk sağlığını tehdit eden ivedilikle iyileştirilmesi gereken uygulama alanları olduğu ifade edilen raporda kırmızı et ile ilgili öneriler ise şöyle: “Kesim standartları ve karkas sınıflandırması belirlenerek kalite odaklı, haksız rekabeti önleyici, tüketici memnuniyetini hedefleyen uygulamalara geçilmeli. Eski, iyi hijyen şartlarından yoksun mezbahalar çağın ve yasaların gereklerine uygun hale getirilmeli. Sektörde kesimhaneler ile perakende satış noktaları arasındaki aracılar yasal düzenleme ortadan kaldırılmalıdır. Hayvan pazarlarında denetimler standart bir sisteme ve daha sık periyotlara kavuşturulmalıdır.”

Neler yapılmalı?

1- Kayıt dışılık ortadan kaldırılmalı
2- Fiyat istikrarı sağlanmalı.
3- Arz-talep dengesi sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmalı
4- Süt ve et ürünlerine yönelik bilgi kirliliği önlenmeli

Kaynak: Ali Ekber Yıldırım

SAMAN İTHALATINA SEVİNİR OLDUK!

Tarım ve hayvancılık ülkesi olarak bilinen Türkiye, tahıl ve kırmızı et ithalatına alışırken; artık “saman ithalatı” bile “ehven-i ser” sayılıyor. Hayvancılıktaki “politikasızlık”, “pansuman” tedbir olan saman ithalatını bile “fiyatları düşürdü” gerekçesiyle masum gösteriyor. Devamını Oku

HAYVAN SAYISI YÜKSEK VERİMLİLİK DÜŞÜK

Hollanda, yüz ölçümü bakımından küçük bir coğrafyada yer almasına karşın tarım ve hayvancılık konusunda dünyanın lider ülkeleri arasında yer alıyor. Hiç kuşkusuz, bu başanyı teknolojiye yaptıklan yatırımlarla elde eden Hollanda’da 1948 yılında kurulan çiftlik otomasyon sistemleri üreticisi Lely, son 5 yüdır Türkiye’de de faaliyet gösteriyor.

Lely Türkiye Genel Müdürü Jülide İyigün, çiftlik teknolojüeri ve Türkiye’de hayvancılığın genel görünümüne ilişkin DUNYA’ya değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de hayvan sayısının Avrupa’ya kıyasla yüksek olduğunu, ancak çiftlik ölçekleri ve verimliliklerinin düşük kaldığım söyleyen İyigün, Türkiye’de 6 müyon kadar süt sığırı, 1 müyondan fazla da çiftlik bulunduğuna dikkat çekerek çiftliklerde ortalama 5 civarında hayvan bulunduğunun altım çizdi İyigün, büyük çiftlik sayısının ise 20 bin kadar olduğunu aktardı.

Ülkenin batısında, 100 baş ve üzeri süt sığırına sahip çiftliklerde yaptıklan bir araştırmaya göre; çiftçüerin yüzde 69’unun aynı zamanda başka bir iş yaptığı ve çiftçiliği ek iş olarak gördükleri, yüzde 30’unun da çiftçüiği yatırım olarak değerlendirdiği sonucuna ulaştıklarım söyleyen İyigün, “Sonuçlara balonca; ekipman, makine var ama hayvancılık konusunda bilgi eksiği var. Aüeden çiftçi olan gençleri keşke kaybetmesek, bunu sürdürseler. O zaman çiftçilik bügisi Ue teknoloji bir araya gelmiş olur” dedi.

Günümüz teknolojisiyle artık hayvanların 7 gün 24 saat takip edilebüdiğini belirten Jülide İyigün, Türkiye’de 59 robot süt sağıyor Hollanda ‘W merkezli tarım f otomasyon sistemleri üreticisi Lely’nin Türkiye Genel Müdürü Jülide İyigün, Türkiye’de hayvan sayısının yeterli, buna karşın çiftliklerin ölçekleri L ve verimliliğinin düşük A olduğunu £ söyledi. Lely, Türkiye pazarına 5 yıl önce girdi. Şirket, Yunanistan’daki faaliyetlerini de İstanbul’dan yönetiyor. Dünyada ilk süt sağım robotu 1992’de Lely tarafından kuruldu. Bugün 40’dan fazla ülkede 30 bin kadar Lely süt sağım robotu bulunuyor. Türkiye’deki ilk süt sağım robotunu 2014 yılında kuran şirket, 3 yılda 59 robota ulaştı. Türkiye’de ise çiftçilikte veri kullanımının yetersizlik olduğunu söyledi Bu konuda kendi sistemlerinin sunduğu olanakları anlatan İyigün şöyle konuştu: “Bizim sistemlerimiz sürekli olarak veri toplayan ve karşılaştırmalar yapabileceğiniz bir altyapıya sahip. Bir çiftçi, herhangi bir ülkede kendi ölçeğindeki çiftliğin verilerine ulaşarak karşüaştırmalar yapabilir. Robotla sağım yaptığınızda; sütten veri toplanıyor, sensörler hayvanın geviş getirme sayısını, hareketlerini analiz ediyor. Bunlar bir hastalığın belirtilerini yakalamanızı sağlıyor, süt kalitesindeki değişimleri size büdiriyor, buzağüama aralıklarım sağlıklı şekUde takip edebiliyorsunuz. Tarım teknolojüerinde geride değiliz, ülkemize teknoloji geliyor. Önemli olan onu kullanacak bilgi birikimi ve isteklüiğe sahip olmak. Çiftçüer geleneksel metotlarla iş yapmak istiyor. Değişim, diğer alanlar kadar hisli olmuyor. Ancak, elbette jenerasyon değiştikçe teknolojiye olan Ugi artıyor, bu anlamda genç çiftçüer daha ilgili”

Otomasyon sistemleri ile insan hatasının ortadan kalktığım aktaran İyigün, buna en iyi örnek olaraksüt sağım robotu Astronaut’u gösterdi İyigün, bu ürünü ve faydalarım şu sözlerle aktardı: “Her şey tam vaktinde ve doğru ölçüde yapılıyor. Ortamda insan olmaması hayvanların stresinin azalmasında önemli bir faktör. Stres, süt kalitesi ve miktarım doğrudan etkiliyor. Astronaut üe süt sağımı, hayvanın kendi ortamında yapılıyor. İnek, günde 3 kez makineye kendisi giriyor, süt sağımı otomatik olarak gerçekleşiyor.”

Astronaut süt sağım robotunun 65 sağmalla fizibil olduğu bilgisini veren İyigün, “Bu da yaklaşık 100 baş hayvana denk geliyor. Avrupa’da verimin daha yüksek olmasından ötürü gerekli sağmal sayısı 30’a kadar düşebiliyor” dedi.

Hayvanlara E-Reçete Geliyor

Hayvanlara da e-reçete geliyor GIDA Tanm ve Hayvancılık Bakanlığı veteriner hekimlerin satışa sunduğu tıbbi ürünlerin reçetelendirilmesinde Elektronik Reçete (e-reçete) Uygulamasına geçiyor. 2018 yılı başında hayata geçirilmesi planlanan uygulamanın, bakanlık tarafından hayvan hastalıklan ile etkin bir şekilde mücadele etmek, bu alanda gerçekleştirilen uygulamalan kayıt altına alarak istatistiki bir veri tabanı oluşturmak ve gıda güvenliğini temin etmek amacıyla veteriner hekim reçetelerinin elektronik ortamda düzenlenmesi ve muhafaza edilmesini amaçladığı belirtildi.