ET VE SÜT İSTİŞARE TOPLANTISI

ET VE SÜT İSTİŞARE TOPLANTISI

22 EKİM 2019 TARİHİNDE

ANKARA/ALTINEL OTELDE DÜZENLENDİ

Süt Üreticileri Merkez Birliği’nin Altınel Otel’de organize ettiği toplantıya Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut ve Cengiz Ceylan, Çevre ve Altyapı Daire Başkanı Emre Gürçay, KETBİR Genel Başkanı Bülent TUNÇ, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan, Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Vesile Nur Güven, Yem Sanayicileri Birliği Üyesi Agah Mamaloğlu, Ankara Tarım İl Müdürü Bülent Korkmaz, Et ve Süt Üreticileri Platformu Moderatörü Muhammet Elma, Üreticilerden, Engin Şen, Mustafa Korkmaz, Aykut Yaman, Fatih Çağlar Dalyan, Murat Tuna, Güven Aktaş, Nurcap Kaplan, Serap Karaer, Erhan Konak, Vahdi Saygılı, Hasan Güleç, Fırat Zazan Ercan, Oğuzhan Şahan ve Yakup Konan katılmıştır.

Toplantıya Derneğimizi Temsilen Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ile Yönetim Kurulu Üyeleri, Müslüm Doğru, Nihat Öztürk, Gürhan Söney, Emirhan Orhan, Mehmet Yaşar Özekenci ile Dernek Genel Sekreteri Kerem Demirel katılmıştır.

Toplantının açılış konuşmasında HAYGEM Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Hayvancılıkta neler yapıldığı hakkında bilgiler vererek 1940’lardan sonra küçükbaş kaynaklı tüketimin büyükbaşa doğru yöneldiğini, yine bu tarihten sonra Tarım Bakanlığına bağlı birimlerin ve TİGEM’lerin kurulduğunu 2012 -2013 yılına gelindiğinde büyükbaş eti üretiminin %91 küçükbaş üretiminin ise %9’lar düzeyinde olduğunu ifade etmiştir. Erdurmuş, son dönemde küçükbaşta bir ivmelenme olduğunu küçükbaş hayvan sayısının 50 milyon baş’a yaklaştığını, Türkiye’nin AB’de üretilen sütün %12,5’unu ürettiğini yine AB’deki küçükbaş hayvan sayısının üçte birinin Türkiye’de olduğunu, büyükbaş hayvan sayısında Fransa’dan sonra ikinci sırada olduğumuzu vurgulamıştır.

Erdurmuş, sektörde dolar kurunun yükselmesi sebebi ile sıkıntılar görüldüğünü, üreticinin maliyetinin arttığını, kesim fiyatlarında ise düşüşler olduğunu buna karşın süt yemi fiyatlarında ciddi yükselişler görüldüğünü, peynir altı suyu tozunda ise 30-40 bin ton civarında bir ihracat yaparak rekor kırıldığını ifade etmiştir.

Haygem Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş’un açılış konuşmasından sonra katılımcılara sırasıyla söz verilmiştir. İlk olarak söz alan Aykut Yaman , Ülkemizde üretici yaş ortalamasının 57 olduğunu, gençlerin kırsaldan kente göç ettiğini halen üretimi sürdürmekte ısrar eden üreticilerin ise üzerinde ithalat baskısı olduğunu, devletin üreticiye rakip olduğunu, arpa yulaf üretiminde hasat döneminde ithalatın yapıldığını ve fiyatların bu nedenle aşağıya inerek üreticilerin mağdur edildiğini ifade etti. Yaman, tarım ve hayvancılığı bu yaşlı kesimle nasıl canlandıracaksınız? , Üretici ile yakın temas kurmayı düşünüyor musunuz? TÜİK rakamları doğru mu? diye sordu. Yaman küçükbaş ortalamasının artmasındaki sebebin küçükbaş etinin cezbedici olması değil, büyükbaş hayvan yetiştiricisinin üretimden çıkması

ancak hayatını sürdürebilmek amacı ile küçükbaş hayvancılığı yönelmesi olduğunu belirtti.

HAYGEM Genel Müdürü Erdurmuş, Arpa ve Buğday’da şu an ithalat olmadığını belirtti. Ancak Sencer Solakoğlu ve bazı üreticiler bu sene hasat zamanı mısır ithalatının yapıldığını şu an limanlarda gemilerin olduğunu ifade etti. Erdurmuş, 2018 yılında süt tozu ithalatının yapılmadığını, TÜİK rakamlarının ise %99 oranında doğru olduğunu ifade etti. Bunun üzerine Aykut Yaman, yöresinde çok fazla dişi hayvan kesildiğini söyledi Ancak Genel Müdür bu kesimlerin Türkiye hayvancılığını düzeyde olmadığını vurguladı. Erdurmuş, Ardahan’da kaba yem sorunu olması sebebiyle yoğun dişi kesimi görüldüğünü, yapılan saman ithalatının 4-5 kamyon olduğunu, bunun spekülatif hareketleri engellemek amacıyla yapıldığını, Doğu Anadolu bölgesinde kaba yem maliyetlerinin yüksek olduğunu ifade etti.

Et ve Süt Platformu Moderatörlerinden Muhammet Elma, üreticinin giderlerine sürekli zam gelirken gelirlerinin neden sabit tutulduğunu, çiğ süt tavsiye fiyatlarının neden 15 Kasım tarihine kadar ertelendiğini sordu. Elma, dün mazota zam geldiğini, eğer süt primi verilmez ise daha önceki 2,25 TL/kg çiğ süt tavsiye fiyatı ile 15 Kasımda verilecek 2,30 TL/kg’lık fiyat arasında bir fark olmadığını ve bunun üreticiye bir fayda sağlamayacağını ifade etti.

Bunun üzerine Erdurmuş, USK toplantısında üreticilere fiyat açıklandığını karşılıklı bir uzlaşı içerisinde fiyatların belirlendiğini, USK toplantılarına katılımın kısıtlı olmadığını dolayısı ile bir sonraki toplantıya kendilerini beklediklerini söyledi. Erdurmuş, USK toplantısının 31 Aralık 2019 olarak planlandığını yapılan artışın sanayici için sürpriz olduğunu, kendilerinin bu toplantıyı 15 Ekim hatta 1 Ekim 2019 tarihinde yapmayı planladıklarını ancak Dünya Süt Zirvesi dolayısı ile USK toplantısının geciktiğini ifade etti. Şu an yem fiyatlarının uygun seviyelerde olduğunu, süt yem paritesinin 1,46 olarak belirlendiğini ve uzun dönem ortalamalarının en üst seviyelerinde olduğunu ifade etti.

Üreticilerden Engin Şen buzağılarını satamadıklarını belirtti.

Bunun üzerine Erdurmuş, “Kırşehir, Kayseri, Konya, Ankara İllerinden çok ithalat yapıldı. Bunu üretici yaptı. Benim besicime bu gelen danaların fayda sağlaması lazım” dedi. İthalat planlamasının Kurban bayramı ve yaz tatili için yoğun talep planlanarak yapıldığını belirtti.

Güven Aktaş, Ege Bölgesinde ciddi bir dişi hayvan kesimi var. Ziraat Bankası bizi sıkıştırıyor. 1250 TL rayiç bedel verilen doğan buzağının doğumdan itibaren benim için değeri kalmıyor. Süt Üreticisine yakın bir Genel Müdür olarak bizi neyin beklediğini bilmemiz lazım dedi. Erdurmuş, ithalat ile alakalı 350 bin baş seviyesinde olduklarını 2020 de çok daha düşük olacağını 2021 yılı için Bakan beyin açıklamaları olduğunu ve ithalatı durduracaklarını belirtti.

Bunun üzerine, üreticiler o tarihe kadar kendilerinin ayakta kalamayacaklarını ifade ettiler. Güven Aktaş, “benim hayvan satmam lazım ki ben yem alabileyim yoksa dişi hayvan keseceğim ve işletmemi küçülteceğim” dedi.

Genel Müdür ithalat konusunda üreticiler ile aynı fikirde olduğunu paylaştı.

Güven Aktaş, 2010 ile 2018 yılları arasında süt üretiminin %93 oranında arttığını

ancak bunun verimlilikten dolayı değil ithalat sebebiyle olduğunu söyledi.

Serap Karaer, “Biz iflasın eşiğindeyiz, biz can çekişiyoruz. Bu halde olan bizler sadece yirmi kişi değiliz. Mal varlığımızı sattık, kredilere girdik, ekonomi kötü gidiyor ise başka sektörlerde ara veriyorlar, biz canlı bakıyoruz, hayvanların bakımına devam etmek zorundayız, aşı, ilaç fiyatları arttı bize gerçekten can suyu olacak önlemlere ihtiyacımız var. Biz bir bile kazanamıyoruz” dedi.

Bunun üzerine Erdurmuş, USK’da yapılan maliyetlerde finansman maliyetinin göz ardı edildiğini ve burada hatalı olduklarını belirtti.

Üreticiler Ziraat Bankası kredilerinde cari olarak % 16 dan kredi kullandırıldığını %25 ve %50 subvansiyonlu kredilerin kendilerine %10-12 civarında maliyetleri olduğunu ifade ettiler.

Erdurmuş, çiftçi borçları ile ilgili Bakanlığın bir çalışması olduğunu ve sütle alakalı bir sorunda bir saat içinde müdahale edebildiklerini ama kırmızı ette müdahelenin zaman aldığını ifade etmiştir. Erdurmuş, Bakanlık olarak kırmızı et karkas fiyatlarını artırmaya çalıştıklarını vurgulamıştır.

Üreticilerden Murat Tura, Bakanlık olarak planlama ve regulasyonu yapamadıklarını, üreticilerin üretici örgütlerinden memnun olmadıklarını ve bu konuda bir ümitsizlik oluştuğunu, birliklerin üreticinin feryadına kulak vermesi gerektiğini ifade etmiştir.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi Gürhan Söney Ziraat Bankasına ciddi borçları olduğunu 2008 2009 yıllarında olduğu gibi sıfır faizli subvanse kredi desteğine ihtiyaçlarının olduğunu, buzağı bakımlarını aksatamayacaklarını belirtti ve “bu kapsamda çiçek aşısı, şap aşısının parasını bile bize yüklediniz. Ek desteğe ihtiyacımız var” dedi.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Yaşar Özekenci, öz kaynaklarından sürekli işletmelerine aktarım yaptıklarını kredi almalarına rağmen ayakta durmakta sıkıntı çektiklerini ifade etmiştir.

Üreticiler süt sanayicisinin çiğ sütü alırken yemi kendilerinden alınmasının zorlanması hakkında görüş belirtmişlerdir. Ayrıca sütte çiğ süt tavsiye fiyatının tüm ülkeyi kapsamadığını ve bölgelere göre tavsiye fiyatının altında çok düşük fiyatlardan çiğ sütünü satmak zorunda kalan üreticilerin olduğunu ifade etmişler ve bir taban fiyat belirlenmesini talep etmişlerdir.

Genel Müdür Erdurmuş, sütte kalite sınıflandırılmasında bu tür çalışmaların yapıldığını ancak bu sisteme geçmeden bir taban fiyat belirlenmesinin mümkün olamayacağını ifade etmiştir.

Üreticiler Türkiye’de 25 milyon ton karma yem tüketimi olduğunu bunun 1 milyon tonunun ihraç edildiğini ve hayvancılığın 1,5 kat büyürken yem sanayisinin neden 5 kat büyüdüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etmişlerdir. Burada karma yem kullanımının artışının kolaylığının yanında kaba yem üretimini gerçekleştirebilmek için gerekli sermayenin eksikliği en büyük problem olarak görülmüştür.

Sayın Erdurmuş, besi desteklerinin devam edeceğini ancak kesim desteği için

istenen canlı ağırlığın 190 kilogramdan biraz daha yukarı çekileceğini ifade etmiştir.

Yembir Temsilcisi ve Ofis Yem Ortağı Agah Mamaloğlu, süt yemi satışlarında belirgin düşüşlerin görüldüğünü, dişi hayvana bakmak zor olduğu için süt üretiminden besiciliğe geçişlerin olduğunu ancak besi tarafında da zorluklar bulduğunu belirtti.

Üreticiler besilik ithal eden işletmelere yerli dana alınması zorunluluğu getirilmesi gerektiğini belirttiler.

HAYGEM Çevre ve Altyapı Daire Başkanı Emre Gürçay, 2019 yılında besi ithalinde yazılı bir şart getirmediklerini ancak 2020 yılından itibaren yerli besi danası alım şartı koşacaklarını ifade etti.

Agah Mamaloğlu, süt ürünlerin önlerinin açık olduğunu ancak ihracatta sağlık sertifikalarında sorunlar yaşadıklarını, Dünya’da en büyük süt ithalatçısı 20 ülkenin bulunarak bunlara dönük çalışmalar yürütülmesi gerektiğini ihracatla ilgili olarak ta ihracat yapan ari işletmelere ihracat desteği verilmesi gerektiğini belirtti.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, piyasadaki istikrarsızlık nedeniyle Bakanlık ve diğer paydaşların çalışmalar yürüttüğünü ancak bu çalışmaların yeteri miktarda sahada olan üretici ve çiftçiler ile paylaşılamadığını, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin çalışmalarını çiftçilere daha iyi anlatabilmesi gerektiğini ifade etti. Solakoğlu, kamuda Bakan ve diğer üst düzey yöneticilerin sürekli olarak değişmesinin kendilerine kan kaybettirdiğini ve her defasında sürecin sıfırdan yeniden başladığını, bu sene desteklerin açıklanamamasının piyasada sürekli olarak spekülasyonlara yol açtığını vurguladı. Solakoğlu, “iş sonunda iletişime geliyor, bizi ne kadar iyi bilgilendirirseniz bizde o kadar hızlı yol alabiliriz, üretimde istikrarı sağlarız” dedi.

Solakoğlu, desteklemeler ile ilgili olarak çiğ sütte üreticinin prim dahil eline geçen paranın 2,50TL/Lt olması gerektiğini 2,30 TL/Lt olarak açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatı üzerine aradaki bu farkı Bakanlığın prim desteği ile kapatması gerektiğini ifade etti. Ayrıca et ve süt üreticileri üzerindeki regülasyonların üreticilerin fiyatlarını baskıladığını ve bu sebeple canlı hayvan fiyatlarının aşağı yönlü hareket ettiğini ifade etti. Gübre fiyatlarında düşüş yaşandığının belirtilmesi üzerine Sayın Solakoğlu, üretimin sezonluk olarak yapıldığını bu sebeple şu anda düşen gübre fiyatlarının kendilerinin işine yaramadığını çünkü üretim sezonu başında tüm girdilerin toplu olarak yüksek fiyattan alındığını istikrarın sağlanabilmesi için desteklemelerin ve politikaların orta ve uzun vadeli olarak belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

HAYGEM Genel Müdürü Zekerriya Erdurmuş, sütte kalite sınılandırması sisteminin

yakın bir zaman içinde hayata geçeceğini, karkas sınıflandırılması için çalışmaların devam ettiğini belirterek lisanslama ve üretim planlaması konularında hazmederek gidilmesi gerektiğini ve bu konularda çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Başkanı Kamil Özcan, Ziraat Bankasına kendilerinin de işletmesi adına borçları olduğunu yapısal ve güncel sorunlar ile ilgili olarak sorunları yüksek sesle dile getirdiklerini, Süt Konseyinin yapısının değişmesi gerektiğinin bilindiğini bu konularda üreticilerin sürekli yanında olmaya çalıştıklarını ifade etti.

Süt Üreticileri Birliği Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin’de toplantının sonunda yoğun eleştiriler altında sürekli olarak üreticilerin sorunlarını dile getirmeye çalıştıklarını bu konuda her türlü işbirliğine hazır olduklarını belirterek toplantıya son vermiştir.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

Tüsedad Y.K. ESK Genel Müdür ve Gen Md. Yrd. Ziyaretleri

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyeleri
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun ile
Genel Müdür Yardımcısı
Ferda Yıldırım’ı Makamlarında Ziyaret Etti.


Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu, 23 Ağustos 2019 tarihinde Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun Genel Müdürü Yardımcısı Ferda Yıldırım’ı makamlarında ziyaret etti.

Süt ve besi üreticilerinin sorunlarının görüşüldüğü toplantıya TÜSEDAD Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ile Yönetim Kurulu Üyeleri Müslüm Doğru, M. Yaşar Özekenci, Gürhan Söney, Emirhan Orhan ve TÜSEDAD Genel Sekreteri katıldı.

Toplantıda süt ve süt tozu ihracatı için Venezuela ve Çin gibi ülkelerin potansiyellerinin değerlendirilerek bu ülkelere ihracat konusunda çalışmalar yürütüldüğüne değinen Sn. Osman Uzun, Et ve Süt Kurumu depolarında bulunan karkas etin ihracatı konusunda büyük aşama kaydedildiğini belirtti.
TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyeleri, et ve süt sektöründe üreticinin önünü görememesinin en temel sorunların başında yer aldığını ifade ederek, üretimin sürekliliğini sağlamak için üretim planlamasının ve Et Süt Kurumunun piyasaya uygun ve zamanında müdahalesinin önemine dikkat çekti. Bu aşamada ESK tarafından yapılan kesimlerde ödeme tarihlerinin belirli bir periyodda ödenmesinin fiyat istikrarının belirlenmesine katkı sağlayacağını ifade etmişlerdir.

Ramazan Bayramı Hk.

BASIN BÜLTENİ : Çiftçilerimiz Dünya Süt Gününü Kutlayamıyor

BASIN BÜLTENİ

Çiftçilerimiz Dünya Süt Gününü Kutlayamıyor

Sütün önemine dikkat çekmek amacıyla 1956 yılında  Uluslararası Sütçülük Federasyonu`nun (IDF) aldığı kararla 1 Haziran “Dünya Süt Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. 2018 yılında 72 ülkede 586 farklı etkinlik ile gündeme getirilen Dünya Süt Günü ülkemizde ise 1991 yılından bu yana kutlanmaktadır.

Süt sadece çocuklar tarafından değil aynı zamanda her yaş grubundan insanların tükettiği temel bir besin öğesidir. Besleyici değeri son derece önemli olan sütün içerisinde bol miktarda kalsiyum ile protein, yağ ve c vitamini bulunmaktadır.

Tüm Dünya ve ülkemizin insanlarının dengeli beslenmesi için bu kadar önemli bir besinin üretimindeki sıkıntılar ise bugünü coşku ile kutlamamıza engel oluyor.

TÜİK rakamlarına göre 2018 yılında sanayiye gönderilen süt 10 milyon 34 bin ton toplam süt üretimi ise yaklaşık 22 milyon 121 bin ton olarak gerçekleşti.

Grafik-1: Yıllara Göre Sanayiye Gönderilen İnek Sütü (Ton)

2019 yılının ilk üç ay süt üretimi toplamda 2 milyon 397 bin 730 ton oldu ve bir önceki senenin aynı dönemine göre % 7,1 oranında azaldı. Ulusal Süt Konseyinin aldığı karar ile soğutulmuş çiğ süt fiyatı 1 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere 31 Aralık 2019 tarihine kadar brüt 2,00 TL/Lt olarak belirlenmiştir. Ancak sabit çiğ süt fiyatlarına rağmen perakende süt fiyatlarının önümüzdeki dönemde üretimin azalması halinde daha da artacağı kaçınılmazdır.

Üreticimizin en önemli maliyet kalemi olan yem fiyatları ise Mayıs ayında yeni süt fiyatı devreye girmeden zamlanmaya başlamış ve üreticinin alacağı fiyat farkı şimdiden erimeye başlamıştır. Süt yem paritesinin uluslararası normlara göre 1,5 olması gerekirken, son gelen zamlarla birlikte parite 1’in bile altına düşmüştür.

Yem fiyatlarındaki artış ve karkas et fiyatlarının yükselmesi ile birlikte damızlık hayvanların hızla kesime gitmesi önlenememekte ve sürekli zarar eden üretici bu işi bırakmak zorunda kalmaktadır.

Biz üreticiler olarak 2008 yılında damızlık hayvanların kesilerek yoğun bir ithalata başladığımız dönemlere tekrar dönmek istemiyoruz. Zira giderek artan ithalat ülkemizde tarım ve hayvancılıkta yerli üretimi bitirecek ülkemizi dış ülkelerin keyfiyetine bırakacaktır. Unutulmamalı ki tarım ve hayvancılığın ithalata bağımlı hale getirilmesi demek ülkemizin bağımsızlığının yitirilmesi demektir.

Böyle bir tablo ile karşılaşmamak için 2019 yılı boyunca süt primi desteğinin       25 Krş/Lt olarak devam ettirilmesi ve Tarım Bakanlığımızın Ulusal Süt Konseyini acilen toplantıya çağırarak 2 TL/Lt olarak uygulanan çiğ süt tavsiye fiyatının revize edilmesi gereklidir.

 

Saygılarımızla,

TÜSEDAD

Yönetim Kurulu

BASIN BÜLTENİ

Kontrolsüz Yapılan Yonca İhracatı  Üreticiyi Olumsuz Etkiliyor

Avrupa Birliği ülkelerinde hayvancılık işletmeleri, yem ihtiyaçlarını ağırlıklı olarak meralardan karşılamakta, bu sayede çok daha düşük maliyetlerle üretim gerçekleştirebilmektedir. Bunun aksine ülkemizde yeterli mera alanlarımız olmadığı için yem masraflarımız işletme maliyetleri içerisinde maalesef  %70 oranında bir yer tutmaktadır.

Hayvancılık genel müdürlüğü “Kırmızı Et Stratejisi” raporu verilerine göre ülkemizin 15 milyon ton, kuru madde bazında ise 5,1 milyon ton olarak kaba yem açığı olduğu hesap edilmiştir.

Son dönemde kaba yem ile yem hammaddeleri üretimindeki açığımız devam etmekte iken, üreticimiz için önemli bir kaba yem unsuru olan yoncanın artan kurlar nedeniyle ihracatı gündeme gelmiştir.

Tablo-1: Yıllar itibarı ile Yonca ekim alanları (da) ve Üretim (ton)

EKİLEN ALAN (da) ÜRETİM (TON)
    Yeşil ot Kuru ot
1990 1.974.390 1.848.825 1.105.819
2000 2.508.000 1.807.000 1.540.000
2010 5.688.107 11.676.115
2011 5.585.525 12.076.159
2012 6.741.832 11.536.328
2013 6.286.419 12.616.178
2014 6.923.055 13.432.968
2015 6.620.459 13.949.958
2016 6.501.107 15.714.381
2017 6.594.319 17.561.190
2018 6.351.052 17.544.946

                 Kaynak: TÜİK

 

Yonca ekim alanı 1990’lı yıllarda yaklaşık 2 milyon dekar iken 2012 yılında 6 milyon 740 bin dekara kadar yükselmiş daha sonraki yıllarda sabit kalmış, artan ihtiyaca rağmen yonca ekim alanlarında istenilen artış sağlanamamıştır.

Tablo-2: Yıllar itibarı ile Ülkemizden Yonca İhracatı (2015-2019)

Yıl Miktar (kg) Değer ($)
2015 5.944.988 3.345.449
2016 5.685.814 3.183.867
2017 1.127.430 559.274
2018 11.211.101 1.821.946
2019 (İlk üç ay) 4.948.510 959.248

Kaynak: TÜİK

Tablo-3: İlk üç aylar itibarı ile Ülkemizden Yonca İhracatı (2015-2019)

Yıl Miktar (kg) Değer ($)
2015 157.700 142.036
2016 701.485 424.261
2017 640.030 318.945
2018 1.362.030 167.595
2019 4.948.510 959.248

Kaynak: TÜİK

Ülkemizde 2015 yılında 5,9 bin ton yonca ihracatı yapılıyorken 2018 yılında bu rakam 11,2 bin tona çıkmıştır.

2019 yılı 3 aylık ihracatımız ise müthiş bir artış ile 4,95 bin ton olarak gerçekleşmiştir.

İlk 3 aylık verilere bakıldığında 2019 yılında yonca ihracatında bir önceki yıla göre % 275 oranında bir artış olduğu görülmektedir.  Keşke yonca üretim fazlamız olsa da yoncamızın ihracatını gönül rahatlığıyla yapabilsek. Ancak ürettiğimiz yonca ülkemiz hayvancılığına zaten yetmemektedir.

Özellikle Ürdün Katar ve Suudi Arabistan gibi Ortadoğu ülkelerinden gelen ithalat talebi ile Aksaray ve Konya gibi illerimizden bu ülkelere ton başına 950-1.100TL/ton fiyat aralığında konteyner üzeri ihracat gerçekleşmektedir. Ayrıca yerli ve yabancı tüccarlar üreticilerden bu fiyatın altında tarla teslimi alım yapıp ihracat yapmaktadır.

Yapılan ihracat ile birlikte ticari olarak yonca üreten üreticimiz bu durumdan memnun görünüyor olsa da, arz ve talep dengesini bozacak bir şekilde ihracatın yapılması, önümüzdeki dönemde zaten zor durumda bulunan hayvancılık işletmelerimizi olumsuz etkileyecektir.

Kur yükselişleri sebebi ile yurtdışına satışı cazip hale gelen yoncanın kontrolsüz olarak ihracatı, piyasa düzenine manipülatif bir etki yaparak fiyatın iç pazarda aşırı yükselmesine sebep olmakta ve hayvancılık işletmelerimizin yonca talepleri karşılanamaz duruma gelmekte ve ithalat yapma zorunluluğu kaçınılmaz hale gelmektedir.

Tablo-4: Yıllar İtibarı İle Ortalama Yem Bitkisi Desteklemeleri (TL/da)

Yem Bitkileri 2013 2014 2015 2016 2017 2018
Yonca Sulu 50 50 50 60 60 90
Yonca Kuru 30 30 30 35 40 40

 

Bu nedenle ülke içerisinde fiyatları dengede tutabilecek, arz ve talep dengesini bozmayacak bir şekilde yonca ihracatına acilen fon konulması ve yonca üreticimizin de mağdur olmaması için 2018 yılında 90TL/Da olarak açıklanan yonca üretim desteğinin 150TL/Da olarak açıklanması gerekmektedir.

Alacağımız bu önlemler ile hayvancılık işletmelerimizin baş ihtiyaçlarından biri olan kaliteli yoncamızı yurtdışına satıp, kalitesiz yoncaları çok daha yüksek fiyatlardan ithal edilmesinin önüne geçilebileceğini düşünüyoruz.

Saygılarımızla,

TÜSEDAD

Yönetim Kurulu

Olağanüstü Genel Kurul

Değerli Üyelerimiz,

Derneğimizin Olağanüstü Genel Kurul toplantı gündemi ekte bilgilerinize sunulmuş olup, katılacak üyelerimizin email, telefon yada whatsapp yolu ile Sn. Elif Akman Günay ve Kerem Demirel’e kayıtlarını yaptırmalarını önemle rica ederiz.

Telefon: 0530 380 53 97

Email: tusedad@tusedad.org , tusedad.dernek@gmail.com