Günlerdir, aylardır hayvancılık haberlerine yoğunlaştık. Yazıyoruz, yorum yapıyoruz. Pek çok haberi ilk kez vermenin mesleki hazzını gazetedeki dostlarla birlikte yaşıyoruz.

Yazdıklarımızın yankı bulması, okur katında değer bulması hazzı daha da artırıyor.

Hayvancılık yapmıyoruz. Moda deyimle elimiz taşın altında değil. Dışarıdan bir bakışla, çeyrek asrı bulan gazetecilik mesleğimizin gereğini yapıyoruz.

Eli taşın altında olanlar şu günlerde çok büyük sıkıntı ve üzüntü içinde. Ülke hayvancılığının sürüklendiği çöküşe tanık olmanın acısını, üzüntüsünü yaşıyorlar. Yanlışları dile getirirken, çözüm bulmak için adeta çırpınıyorlar.

Sözünü ettiğimiz duyarlı insanlardan, eli taşın altında olanlardan birisi de Eşref Şekerli. Eşref Bey, Kahramanmaraş’ta yaşıyor. Avrupa standartlarında 1800 baş kapasiteli hayvancılık işletmesi var. Süt, besi ve damızlık hayvan yetiştiriciliği yapıyor.

Uzun yıllardır bu işi yapıyor. Bölgede bilgisine başvurulan deneyimli bir girişimci. Sektöre katkıda bulunmak için yoğun çaba gösteriyor. Fikirlerini yaşama geçirmek için siyasete de atılmış. İktidar partisi AKP’ nin Kahramanmaraş’ta 4 yıl il başkan yardımcılığını yapmış. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği(MÜSİAD)’nin Gıda Sektör Kurulu Üyesi. Savunduğu görüş iktidarda. Fakat, pek çok kişi gibi o da uygulanan hayvancılık politikasından memnun değil.

Şu sıralar işletmesine ve kendisinden hayvan talep edenlere hayvan temin etmek için yurt içinde ve dışında adeta çırpınıyor. Hayvan bulmak zor. Bayramdan önce Litvanya’dan aradı. Biraz sinirli ve gergindi. Hayvancılık politikası, ithalat şartnamesi ile ilgili ağzına geleni söyledi.

Litvanya dönüşü izlenimlerini, bilgilerini paylaşmak üzere bir kez daha görüştük.

Tarım Bakanlığı’nın canlı hayvan ithalatı için ilk olarak ithalata izin verdiği Litvanya, Estonya, Letonya ve Macaristan’ı gezdiğini fakat eli boş döndüğünü söyledi. İşadamlarını bu ülkelere hayvan almaya gitmemeleri konusunda uyardı. Çünkü bu ülkelerde alınacak hayvan yok.

Litvanya’ nın küçük-büyükbaş toplam hayvan varlığı 350 bin baş. Estonya ve Letonya ile birlikte bu üç ülkede 700-750 bin baş hayvan varlığı var. Macaristan’ın hayvan varlığı ise, 500 bin baş civarında.

İtalyanlar bu ülkelerdeki işletmelere abone olmuş. Doğan erkek hayvanları topluyor.

Litvanya’da alınabilir az miktarda damızlık hayvanı var. Fakat, Et ve Balık Kurumu’nun hazırladığı şartname ile bu hayvanları almak mümkün değil. Melezleme yapılmış, hayvanlar saf ırk değil. Oradaki üretici birlikleri, Türkiye’nin uyguladığı şartnameyi ütopik buluyor. Bu şartname ile buradan hayvan almak olanaksız.

Macaristan’da hayvan var. Fakat, Türkiye’nin talebi ile fiyat iki üç kat artınca, Türkiye’den daha pahalıyla geliyor.

Özetle, Eşref Şekerli kendi işletmesinin ihtiyacı ve bölgesindeki girişimcilere hayvan temin etmek için yurtiçindeki çalışmaların yanı sıra ithalata açılan ülkeleri bir bir geziyor. Ankara’da masa başında hazırlanan ithalat şartnamesi ülkelerin hayvan varlığı ve şartlarıyla örtüşmüyor. Bu nedenle eli boş dönüyor. Avustralya,Uruguay,Yeni Zelanda gibi uzak ülkelerden hayvan getirmek için gemi bulunamadığından yakınıyor.

Et ve Balık Kurumu’nun açtığı tüm ihaleleri Ürdünlü Hijazi firmasının kazanmasını daha önce bizim de yazdığımız gibi bu firmanın deniz hakimiyetine bağlıyor.

Eşref Şekerli, Tarım Bakanlığı’nın hayvan varlığı ile ilgili verilerinin kesinlikle doğru olmadığını düşünüyor. Kesilen hayvanların, eceliyle ölen hayvanların, kurbanda kesilen hayvanların kayıtlardan düşürülmediğine dikkat çekiyor. Kulak küpesi ticareti yapıldığını, kulak küpesi ile haksız destek alanların, bu konuda yargılananların olduğunu iddia ediyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in “et fiyatını spekülatörler artırıyor” tezine kesinlikle inanmadığını, uygulanan politikaların yanlış olduğunu ısrarla vurguluyor.

Sıfır faizli kredinin zamanlamasına dikkat çekerek; “Bu kredi başlamadan damızlık hayvan fiyatı 4-5 bin liraydı. Bugün 6 bin lira. Daha önce hayvancılık yapmamış olanlar bu kredinin cazibesine kanarak yatırım yapıyor. İlk iflas edenler de bunlar olacak. Çünkü, hayvancılığı hiç bilmiyorlar. Asıl tehlike damızlık hayvan fiyatı yükselirken çiğ süt fiyatının düşmesi. Bu yönde bir gidiş var. Süt inekleri bir kez daha kesime giderse kimse hayvancılığı kurtaramaz.” diyor.

Çiftçinin zamanında desteklenmesi gerektiğini, karkas et fiyatının artık 17 liranın üzerine çıkmayacağını, acı ilacın içildiğini, akılcı politikalarla sektörün 6-7 ayda toparlanabileceğini, fakat yanlış politikada ısrar edilirse hayvancılığın yok olacağına inanıyor.

Sorunlarıyla, çözüm önerileriyle eli taşın altında olan girişimci Eşref Şekerli’nin anlattıkları hayvancılıkta yaşananları bütün gerçekliği ile ortaya döküyor. Başka söze gerek var mı?

Kaynak: Ali Ekber Yıldırım