Süt prim desteği 25 kuruşa çıkacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, litre başına verilen ortalama 10 kuruş olan Süt Prim Desteği’nin, 15 kuruş artırılarak 25 kuruşa yükseltildiğini bildirdi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yazılı açıklama yaparak süt üreticilerine müjde verdi. Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, süt üreticilerinin üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması, vatandaşların ucuz süte ulaşmalarını temin etmek, “Enflasyonla Topyekun Mücadele” kapsamında fiyat artışının tüketimde talep daralması yaratmasının önüne geçmek ve arz / talep dengesinin devam edebilmesi için çiğ süt destekleme fiyatlarında yeniden düzenleme yaptıklarını kaydetti.

Bu kapsamda, yeni yıldan itibaren ocak, şubat, mart aylarında süt üreticilerine, litre başına verilen ortalama 10 kuruş Süt Prim Desteği’ni 15 kuruş artırarak, 25 kuruşa yükselttiklerini ifade eden Pakdemirli, “Böylece Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı tavsiye fiyat kararı olan 1,70 liralık sütün litre fiyatı, Bakanlığımızca yapılan 25 kuruşluk desteklemeyle 1,95 lira olacaktır. Bu desteklemeyle, 2019 yılının ilk 3 ayında süt üreticilerimize toplam 571 milyon lira süt desteği yapılmış olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

ÇKS ve destek başvurularında son gün 31 Aralık

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğini bildirdi

Bayraktar, yaptığı açıklamada, yönetmeliğe göre 30 Haziran’da sona eren ÇKS başvuru süresinin Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin girişimleriyle uzatıldığını hatırlattı.

ÇKS ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğine dikkati çeken Bayraktar, “2018 yılı için belirlenen, küçük aile işletmeleri desteği dekar başına 100 lira, fındık alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira, bombus arı kullanım desteği koloni başına 60 lira, toprak analiz desteği ise analiz başına 40 liradır. Çiftçilerimizin bu desteklerden yararlanabilmeleri için başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir an önce kayıtlarını yaptırmalarında fayda var.” değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, ÇKS kaydı yaptırmak ve desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin bağlı oldukları Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini vurguladı.

Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Müslüm Doğru bu sabah Çiftçi TV Kanalında.

Değerli Üyelerimiz,
Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Müslüm Doğru bu sabah Çiftçi TV Kanalında Taner Öztürk’ ün sunduğu Çiftçi Haber Programına canlı bağlantı ile katılmıştır. Programı izlemek isteyen üyelerimiz için linki aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

Başkanımız Sencer Solakoğlu TGRT Haber Anlat Bana programının konuğu oldu.

Değerli Üyelerimiz,

Başkanımız Sn. Sencer Solakoğlunun 12 Aralık 2018 Çarşamba günü katıldığı TGRT Haber Kanalında yayınlanan Meliha Okur ile Anlat Bana programını kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için linki aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

 

 

Başkanımız Sencer Solakoğlu, İrfan Donat’ın Sunduğu Tarım Analiz programında değerlendirmelerde bulundu…

Değerli Üyelerimiz,
Başkanımız Sn. Sencer Solakoğlunun 12 Aralık 2018 Çarşamba günü katıldığı Bloomberg HT kanalında yayınlanan İrfan Donatın Sunduğu Tarım Analiz programını kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için linki aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

Bloomberg HT Tarim Analiz Programı Yayını için tıklayınız…

Bakan’dan kırmızı et açıklaması: İhtiyacımız yok

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuk olduğu bir televizyon kanalında, Türkiye’nin kırmızı et üretimi ve ithalatına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Piyasaları dengeleme ve sosyal sorumluluk açısından 81 ilde teşkilatı olan 3 market zincirinde kuşbaşı ve kıymayı belli fiyatlardan sattıklarını dile getiren Pakdemirli, kuşbaşı eti 31, kıymayı da 29 liraya sattıklarını belirtti.

Bakanlık olarak iki görevleri olduğunu, birinin tüketiciyi korumak diğerinin de üreticiyi kollamak olduğunu dile getiren Pakdemirli, Türkiye’de farklı fiyatlarda her türlü ete karşı talep olduğunu söyledi. Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Sosyal sorumluluk anlamında verilen ucuz etler ortalama aylık 5-6 bin ton ama Türkiye’de 100 bin tonun üzerinde et tüketimi var. Bu et tüketimini bize şunu gösteriyor. Her çeşit, her kalite ve fiyattaki kırmızı ete vatandaşımız rağbet ediyor ve bunu satın almaya devam ediyor. Bu konuda bir miktar ithalat yapıyoruz, yapmak durumundayız. Küçükbaş ve büyükbaş hayvan varlığımız artırmışız. Küçükbaş 30 milyondan 45 milyona gelmiş. Büyükbaş hayvan varlığımız 9 milyondan 16 milyona gelmiş. Aslında üretimde yüzde 60 artışımız var. Bunu unutmamamız gerekiyor. Türkiye’nin bu konuda büyük bir başarısı var. Peki bu başarıya neden ithal ediyoruz. Çok basit bir sebebi var. Türkiye 2002 yılında kişi başı 6 kilogram et tüketiyordu şimdi 15 kilo et yemeye başlamış. Türkiye’nin refahı artmıştır.  2002’de bu milletin yiyecek eti yokmuş bugün 15 kilo yiyor. Her şey kırmızı etten yana.”

Pakdemirli, Türkiye’nin protein üretimi bakımından bir eksiği bulunmadığını aktardı.

“ŞİMDİLİK BİR İTHALATA İHTİYACIMIZ YOK”

Beyaz etin fazla ihracatının bulunduğunu, bunun da 400 milyon dolar olduğunu dile getiren Pakdemirli, balık etinde 2023 hedeflerine ulaştıklarını, bunun da 1 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Vatandaşın tercihine saygı duyduklarını vurgulayan Pakdemirli, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Vatandaşın tercihine bir şey diyemeyiz ama biraz daha tavuk ve balık eti yesek aslında Türkiye et olarak kendi kendine yeter ama tercih bu tarafta. Biz de Bakanlık olarak bunu kendimize ödev edindik. Biz bu işin ithalatını bitireceğiz. Yerli üreticimizi destekleyeceğiz. Biz kesim fiyatından tutun her zaman yerli üreticimizin yayındayız. İthal zaman zaman yapmak zorunda kalabilir miyiz? Ben önümüzdeki 4-5 ay ette ithallik bir durum görmüyorum. Önümüzdeki 4-5 ay boyunca Türkiye’nin stokları bol bol yeterli. Türkiye’nin 4-5 ay boyunca ithal etle ilgili bir problemi yok gibi gözüküyor. Bunu tekrar yılbaşından sonra değerlendiririz. Bir ihtiyaç olursa ithalat yapılır. Şimdilik bir ithalata ihtilacımız yok. Vatandaşımızın tercihi kırmızı etten yana o yüzden biz de bununla ilgili gerekli çalışmaları kısa vadeli olsun, orta vadeli olsun, uzun vadeli olsun hazırlıkları yaptık yapıyoruz.”

“2021’den sonra özellikle kasaplık et ithalatı tamamen sıfır olacak.” diyen Pakdemirli, şu anda da ithalat bulunmadığına işaret etti. Pakdemirli, bazı tüccarların besilik dana getirdiğini, bunun gelmesinde de fayda olduğunu kaydederek “Ama onun dışında kasaplık canlı hayvan ithalatımız 2021’den sonra inşallah bir daha olmayacak.” diye konuştu.

KAYNAK: AA

İthal 300 bin hayvan ve 20 bin ton et elde kaldı, ihracat için pazar aranıyor

Türkiye et fiyatlarını düşürmek için 9 yıldır canlı hayvan ve karkas et ithal ediyor. Plansız ithalat yüzünden stoklar doldu taştı.

Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) depolarında biriken 20 bin ton karkas et ve kesilmek üzere bekleyen 300 bin baş canlı hayvanı ihraç etmek için pazar aradığı iddia edildi.

İran, Irak, Suriye ve Katar pazarı için yapılan araştırmalardan olumlu sonuç çıkarsa ihracat başlayacak.

ESK SOĞUK HAVA DEPOLARI DOLDU TAŞTI

Tarım Dünyası’nda yer alan habere göre ESK soğuk hava depolarında yaklaşık 20 bin ton kırmızı et stoku oluştu.

Etin şoklanması ile ilgili sorun yaşamaya başlayan kurum, ihracat için pazar arayışına girdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin bir süre önce et fiyatının yüksekliğinden şikâyet ederek, “Et yemeyin, hindi, tavuk, balık yiyin.” açıklamasından sonra ihracatın gündeme gelmesi şaşkınlıkla karşılandı.

HAYVAN KESTİRMEK İSTEYENE ŞUBAT 2019’A RANDEVU

Depoların dolu olması sebebiyle ESK’da hayvan kestirmek isteyen üreticilere en erken 2019 yılı şubat ayına gün veriliyor.

Besi süresini tamamladığı için kesilmek üzere ESK’ya üreticiler tarafından başvurusu yapılmış 300 bin büyükbaş hayvan var. Depolama konusunda sorun yaşayan ESK bu hayvanları kesmek yerine ihraç etmek istiyor.

YETKİLİLER ORTADOĞU’DA PAZAR ARIYOR

ESK ile Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilileri ihracat için İran, Irak, Suriye ve diğer komşu ülkelere yönelik çalışma yapıyor. Ayrıca Katar’a ihracat için de çalışmalar sürdürülüyor.

Bu ülkelerden olumlu sonuç alınması halinde et ve sığır ihracatı hemen başlayacak. İlk etapta depolardaki karkas et ve kesim için sıra bekleyen canlı hayvanlar ihraç edilecek.

Kaynak: Ali Ekber Yıldırım

Atamızı Saygı ve Özlemle Anıyoruz

TÜRKİYE İTHAL HAYVANA DAYALI BESİCİLİK MODELİNDEN VAZGEÇMELİ

Türkiye ithal hayvana dayalı besicilik modelinden vazgeçmeli Kahramanmaraş’ta, DÜNYA gazetesi, Doru Çiftliği ve Kahramanmaraş Sanayici ve İşadamları Derneği’nin işbirliğiyle ‘Tarım ve Hayvancılıkta Yeni Fırsatlar’ konulu panel düzenlendi. DÜNYA gazetesi yazarları Dr. Rüştü Bozkurt ile Ali Ekber Yıldırım’ın da katıldığı panelde, sektörde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı. Panelde, Türkiye’nin tarımsal üretimin yanı sıra sanayi üretimini de orta ileri teknolojiye yöneltmesi, ithalata dayalı besicilik modelinden vazgeçmesi gerektiği vurgulandı.

‘Türkiye, tarımsal üretimde orta ve ileri teknolojiye yönelmeli’

Tarım ve hayvancılıkta yeni fırsatlar Kahramanmaraş’ta düzenlenen panelde masaya yatırıldı. Panelde, Türkiye’nin tarımsal üretimin yanı sıra sanayi üretimini de orta ileri teknolojiye yöneltmesi, ithalata dayalı besicilik modelinden vazgeçmesi gerektiği vurgulandı.

Kahramanmaraş’ta, DÜNYA gazetesi, Doru Çiftliği ve Kahramanmaraş Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (KASIAD) işbirliğiyle Tarım ve Hayvancılıkta Yeni Fırsatlar’ konulu panel düzenlendi. Ramada Otelde gerçekleştirilen ve DÜNYA gazetesi yazarları Dr. Rüştü Bozkurt ile Ali Ekber Yıldırım’ın da katıldığı panelde, sektörde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan KASIAD Yönetim Kurulu Başkam Ali Arpasatan, sonbahar mevsiminin iş dünyasının üzerine konkordato mevsimi gibi çöktüğünü belirterek, “Dolu dizgin yükselen enflasyon, ekonominin köklü yapısal sorununun hem bir parçası hem de bir sonucudur. Yüksek cari açıktan, aşırı borçlanmaya, eğitim sisteminden, adalet sistemine kadar birçok alanda izlenen yanlış politikaların ürünüdür. Bu nedenle enflasyon günahım üstüne yıkacak suçlular aramayı ve sorunun gerçek kaynaklarını inkar etmeyi bırakmak gerekir” dedi.

‘Ülke olarak borç. tüketim ve inşaatla büyüdük’’

Türkiye’nin son dönemde borç ve tüketim ve inşaat odaklı büyüdüğüne dikkat çeken Arpasatan, “Bizim bu modeli tamamen değiştirerek ihracat, tasarruf ve üretim yapmamız gerekiyor. Yapmamız gereken tarımsal üretimin yanı sıra sanayi üretimini de orta ileri teknolojiye yöneltmektir. Faizliler yüksek seviyeyi koruyor. İmalat sanayini korumak ve geliştirmek istiyorsak, özel sektöre uygun maliyette taze kredi verilmeli. KOBÎ ‘lerin verimsizlik hastalığı ve teknoloji sorunu çözülmeli Küresel imalat sanayiden aldığımız payı artırmalıyız” önerilerinde bulundu. Arpasatan, Türkiye dünyada ikinci, Avrupa’nın ise en büyük sığır ithalatçısı olduğuna da işaret ederek, şu bilgileri verdi:  “2017’de 12 milyon 138 bin ton yem hammaddesi ithal edilmiş. Mera alanlan hızla daralmakta Akılı tarım, ancak biyolojik inovasyonla desteklenen tarımsal mekanizasyona geçilmesiyle mümkün. Ülkemiz gençlerinin tarıma ilgisini arttırmak, tarımsal üretim 5 G Türkiye’nin tarımını önümüzdeki 10 yılda altüst edecek bir olay. Bu teknoloji bugüne kadar insanlık tarihinde hiç yaşamadığı bir değişiklik yaratacak. Yeni teknolojiyle beraber ilk defa torağın altına, bileşenlerine bakacağız, sensörlerle toprağın içindeki minerallerin bitkinin gelişimini engelleyici özelikleri var mı diye bunu ve yatırımı öğrenmek zorundayız. Çiftçilerimize yeterince mazot, gübre ve tohum desteği sağlanmalı.

” Türkiye’de ithal hayvana dayalı besicilik modeli gelişti”

DÜNYA gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, ürün fiyatlarının düşük olması ve tarım politikalarının istikrarsız olmasının sektörün en önemli sorunları arasında yer aldığını söyledi Tarım, yatırım, istihdam ve üretimin ülke gündeminde çok az yer aldığına işaret eden Yıldırım, “Türkiye’de tarım alanları ve tarımın ekonomi içindeki payı giderek azalıyor. İhracat ve ithalatta başa baş bir noktada Tarımın en öneli sorunu girdilerin pahalı olması ve dışa bağımlılık” diye konuştu. Yıldırım, Türkiye’nin hep kırmızı et üzerinden hayvancılık politikası uygulamaya çalıştığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Biz hayvan hastalıklarıyla yeterince mücadele edebilsek, ithalatın önemli bir bölümünü yapmamıza gerek kalmayacak. Türkiye’de tarım desteklerinin üçte biri hayvancılığa veriliyor. 2018’de 4 milyar liraydı, 2019′ da 5 milyara çıkacak. Fakat,’ verilen desteğin önemli bir bölümü ithalata gidiyor. Genç çiftçi için dağıtılan hayvanlar ithal. Bu sistemin mutlaka değiştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de sadece ithal hayvana dayalı besicilik modeli gelişti Özellikle İç Anadolu Bölgesinde hayvan ithal ediliyor, besleniyor, kesiliyor tekrar ithal ediliyor. Bu durumun ülke hayvancılığın ileriye götürmesinin anlamı yok. Biz Ortadoğu’ nun et tedarikçisi iken, bugün ithalatçı bir konuma geldik. İthalatın çözüm olmadığının artık görülmesi gerekiyor

Kaynak: Dünya Gazetesi

Kahramanmaraş’tan hayvancılığa bakış…

Günlerdir, aylardır hayvancılık haberlerine yoğunlaştık. Yazıyoruz, yorum yapıyoruz. Pek çok haberi ilk kez vermenin mesleki hazzını gazetedeki dostlarla birlikte yaşıyoruz.

Yazdıklarımızın yankı bulması, okur katında değer bulması hazzı daha da artırıyor.

Hayvancılık yapmıyoruz. Moda deyimle elimiz taşın altında değil. Dışarıdan bir bakışla, çeyrek asrı bulan gazetecilik mesleğimizin gereğini yapıyoruz.

Eli taşın altında olanlar şu günlerde çok büyük sıkıntı ve üzüntü içinde. Ülke hayvancılığının sürüklendiği çöküşe tanık olmanın acısını, üzüntüsünü yaşıyorlar. Yanlışları dile getirirken, çözüm bulmak için adeta çırpınıyorlar.

Sözünü ettiğimiz duyarlı insanlardan, eli taşın altında olanlardan birisi de Eşref Şekerli. Eşref Bey, Kahramanmaraş’ta yaşıyor. Avrupa standartlarında 1800 baş kapasiteli hayvancılık işletmesi var. Süt, besi ve damızlık hayvan yetiştiriciliği yapıyor.

Uzun yıllardır bu işi yapıyor. Bölgede bilgisine başvurulan deneyimli bir girişimci. Sektöre katkıda bulunmak için yoğun çaba gösteriyor. Fikirlerini yaşama geçirmek için siyasete de atılmış. İktidar partisi AKP’ nin Kahramanmaraş’ta 4 yıl il başkan yardımcılığını yapmış. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği(MÜSİAD)’nin Gıda Sektör Kurulu Üyesi. Savunduğu görüş iktidarda. Fakat, pek çok kişi gibi o da uygulanan hayvancılık politikasından memnun değil.

Şu sıralar işletmesine ve kendisinden hayvan talep edenlere hayvan temin etmek için yurt içinde ve dışında adeta çırpınıyor. Hayvan bulmak zor. Bayramdan önce Litvanya’dan aradı. Biraz sinirli ve gergindi. Hayvancılık politikası, ithalat şartnamesi ile ilgili ağzına geleni söyledi.

Litvanya dönüşü izlenimlerini, bilgilerini paylaşmak üzere bir kez daha görüştük.

Tarım Bakanlığı’nın canlı hayvan ithalatı için ilk olarak ithalata izin verdiği Litvanya, Estonya, Letonya ve Macaristan’ı gezdiğini fakat eli boş döndüğünü söyledi. İşadamlarını bu ülkelere hayvan almaya gitmemeleri konusunda uyardı. Çünkü bu ülkelerde alınacak hayvan yok.

Litvanya’ nın küçük-büyükbaş toplam hayvan varlığı 350 bin baş. Estonya ve Letonya ile birlikte bu üç ülkede 700-750 bin baş hayvan varlığı var. Macaristan’ın hayvan varlığı ise, 500 bin baş civarında.

İtalyanlar bu ülkelerdeki işletmelere abone olmuş. Doğan erkek hayvanları topluyor.

Litvanya’da alınabilir az miktarda damızlık hayvanı var. Fakat, Et ve Balık Kurumu’nun hazırladığı şartname ile bu hayvanları almak mümkün değil. Melezleme yapılmış, hayvanlar saf ırk değil. Oradaki üretici birlikleri, Türkiye’nin uyguladığı şartnameyi ütopik buluyor. Bu şartname ile buradan hayvan almak olanaksız.

Macaristan’da hayvan var. Fakat, Türkiye’nin talebi ile fiyat iki üç kat artınca, Türkiye’den daha pahalıyla geliyor.

Özetle, Eşref Şekerli kendi işletmesinin ihtiyacı ve bölgesindeki girişimcilere hayvan temin etmek için yurtiçindeki çalışmaların yanı sıra ithalata açılan ülkeleri bir bir geziyor. Ankara’da masa başında hazırlanan ithalat şartnamesi ülkelerin hayvan varlığı ve şartlarıyla örtüşmüyor. Bu nedenle eli boş dönüyor. Avustralya,Uruguay,Yeni Zelanda gibi uzak ülkelerden hayvan getirmek için gemi bulunamadığından yakınıyor.

Et ve Balık Kurumu’nun açtığı tüm ihaleleri Ürdünlü Hijazi firmasının kazanmasını daha önce bizim de yazdığımız gibi bu firmanın deniz hakimiyetine bağlıyor.

Eşref Şekerli, Tarım Bakanlığı’nın hayvan varlığı ile ilgili verilerinin kesinlikle doğru olmadığını düşünüyor. Kesilen hayvanların, eceliyle ölen hayvanların, kurbanda kesilen hayvanların kayıtlardan düşürülmediğine dikkat çekiyor. Kulak küpesi ticareti yapıldığını, kulak küpesi ile haksız destek alanların, bu konuda yargılananların olduğunu iddia ediyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in “et fiyatını spekülatörler artırıyor” tezine kesinlikle inanmadığını, uygulanan politikaların yanlış olduğunu ısrarla vurguluyor.

Sıfır faizli kredinin zamanlamasına dikkat çekerek; “Bu kredi başlamadan damızlık hayvan fiyatı 4-5 bin liraydı. Bugün 6 bin lira. Daha önce hayvancılık yapmamış olanlar bu kredinin cazibesine kanarak yatırım yapıyor. İlk iflas edenler de bunlar olacak. Çünkü, hayvancılığı hiç bilmiyorlar. Asıl tehlike damızlık hayvan fiyatı yükselirken çiğ süt fiyatının düşmesi. Bu yönde bir gidiş var. Süt inekleri bir kez daha kesime giderse kimse hayvancılığı kurtaramaz.” diyor.

Çiftçinin zamanında desteklenmesi gerektiğini, karkas et fiyatının artık 17 liranın üzerine çıkmayacağını, acı ilacın içildiğini, akılcı politikalarla sektörün 6-7 ayda toparlanabileceğini, fakat yanlış politikada ısrar edilirse hayvancılığın yok olacağına inanıyor.

Sorunlarıyla, çözüm önerileriyle eli taşın altında olan girişimci Eşref Şekerli’nin anlattıkları hayvancılıkta yaşananları bütün gerçekliği ile ortaya döküyor. Başka söze gerek var mı?

Kaynak: Ali Ekber Yıldırım