Yönetim Kurulu’nun 11.12.2019 Tarihli Ziyaretleri

TÜSEDAD YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
11 ARALIK 2019 TARİHİNDE
HAYVANCILIK GENEL MÜDÜRÜ
ZEKERİYYA ERDURMUŞ VE
TÜRK VETERİNER HEKİMLER BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANI ALİ EROĞLU’NU ZİYARET ETTİ.

Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri 11.12.2019 tarihinde HAYGEM Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş’a ziyarette bulundu.
Toplantıya Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Müslüm Doğru, Emirhan Orhan, Gürhan Söney ve Mehmet Yaşar Özekenci ve Dernek Genel Sekreteri Kerem Demirel katıldı.
Toplantıda T.C. Ziraat Bankasında çiftçilere kullandırılan krediler gündeme gelmiş olup, Sanayicilere kullandırılan kredilerde geri dönüş olmayan kredi oranının %11 üreticilerde ise %2 civarında olduğu dile getirilerek bunun üreticiye uygulanan yüksek miktarlı ipotekler nedeniyle oluştuğunu ipoteklerin üretici lehine yeniden düzenlenmesi gerekliliğine vurgu yapıldı. Ayrıca Ziraat Bankası dışındaki diğer bankaların uyguladıkları yüksek faiz nedeniyle Ziraat Bankasından çeşitli nedenlerle kredi kullanamayan üreticilerin bu yükün altına girmek zorunda kaldıkları ve borçlarını çevirmekte zorlandıkları dile getirildi. Yabancı kaynaklı bankaların ve tarım dışı fonların tarıma girmesinin üreticiyi mağdur ettiği belirtildi.
Toplantıda ayrıca Yörsan firmasının iflası nedeniyle bu firmaya süt veren ve alacağı bulunan üreticilerin mağduriyeti dile getirildi. İflas süreci ile ilgili olarak öncelikle personellerin tazminatları, kamu ve banka alacaklarının ödeneceği için bu süreç içerisinde çiftçilerin kamu alacakları içerisinde yer alabilmeleri için gerekli çözümler görüşüldü.
Genel Müdür Erdurmuş konuyu takip ettiklerini çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi için yapılacak çalışmaları destekleyeceklerini ifade etti.
Erdurmuş, süt fiyatları ile ilgili olarak Türkiye’nin çeşitli yörelerini ziyaret ederek köyleri dolaştığını bazı köylerde bazı küçük üreticileri sütlerini soğutamadıkları için 1,70 TL/kg’a sattığını, köy elektrik sisteminin soğutma tankının kullandığı elektriği kaldıramaması nedeniyle sıkıntılar yaşandığını özetle köylerde halen altyapı sorunları bulunduğunu ifade etti. Ülkemizde üretimin artması için bazı sektör temsilcilerinin ve akademisyenlerin hayvan sayısının artırılması gerekliliğini belirttiğini bazılarının ise hayvan sayısından ziyade hayvan başına alınan verimliliğin artırılmasının gerekliliğini ifade ederek, bu konuda hayvan verimliliğinin artırılmasının çok daha önemli bir husus olduğunu vurguladı.
Erdurmuş, artan hayvan sayısına rağmen, yıllar itibarı ile yurtiçi arpa ve buğday üretiminde bir artış olmadığını, yem bitkileri üretiminde ise çok sınırlı bir miktarda gelişme olduğunu ancak hayvan sayısında yaşanan yükselişin daha fazla olması nedeniyle ithal edilen yem ve yem hammaddelerinin gün geçtikçe arttığını ifade etti.
Erdurmuş, desteklemeler ile ilgili olarak tarımsal destekleme bütçesinin tamamının Bakanlık tarafından destekleme için kullanıldığını belirtti. Buzağı desteklemeleri ile ilgili olarak bildirilen hayvan sayısının 3 milyon baş olduğunu ancak 4 milyon 800 bin baş buzağı için destekleme talebi gelmesi nedeniyle aradaki farkın karşılanabilmesi için sürenin uzadığını 202 yılı Ocak ayı içinde tarihinde buzağı destekleme ödemelerini yapmak için çaba gösterdiklerini belirtti.
Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, suni tohumlama uygulamalarında daha önce verilen talimat ile 5 yaşına kadar aynı ırklar ile tohumlama zorunluluğunun kaldırıması sonrasında ilgili mercilere yaptıkları uyarılar sonrasında bu yanlış uygulamadan geri dönülmesinin memnuniyet verici olduğunu belirtti.
Yönetim Kurulu Başkan Vekili Müslüm Doğru, Ülke genelinde genç erkek dana bakım merkezleri geliştirilmesi gerektiğini, süt işletmelerindeki erkek buzağıların mevcut besi işletmelerine gönderilerek burada bakım, barınma ücretlerinin süt işletmeleri tarafından karşılanabileceğini bu şekilde hem kapasitesi düşük olarak çalışan besi işletmelerine bir destek sağlanacağını hem de süt işletmelerinin daha yüksek verimlilik ile çalışacağını ifade etti. Genel Müdür Zekeriyya Erdurmuş bu konuda teşvik edici bir destekleme yapılabileceğini ve bir çalışma yürüteceklerini ifade etti.
Müslüm Doğru ayrıca sürekli olarak gündeme gelen hayvan sayısı istatistiklerinin daha doğru olarak belirlenebilmesi bu doğrultuda Bakanlığın daha etkin politikalar üretebilmesi adına TARSİM veri tabanının kullanılabileceğini TARSİM’den sigorta yaptıran çiftçilerin sayısının artırılabilmesi için desteklemelerin kullanılabileceğini, üreticilerin desteklemeden faydalanabilmesi için TARSİM’e sigorta yaptırmaları şartının getirilebileceğini dile getirdi. Böylelikle sigortalanan hayvan sayısının artmasından dolayı çiftçi başına düşen primlerin de düşebileceğini belirtti.
Bu konuda Genel Müdür Erdurmuş, süt, et gibi tarımsal ürünler için de bir ürün gelir sigortası geliştirilmesinin bu konuda çiftçileri teşvik edeceğini ancak bunun yapılabilmesi için TARSİM’in mevcut altyapısının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yönetim Kurulumuz ayrıca hastalıklardan dolayı kontamine olmuş süt için bir tazminat bedeli uygulanması gerektiğini, bu şekilde tüketici sağlığına doğrudan katkı sağlanacağını vurguladı.
Kırmızı et sektörü ile ilgili olarak Genel Müdür Erdurmuş, 2019 yılında bugüne kadar yaklaşık 520 bin baş civarında besilik hayvan ithal edildiğini, 26 Ekim 2019 tarihinden sonra Bakanlığın yeni başvuru almadığını kontrol belgesi almış işletmelerden yaklaşık 20 bin baş civarında hayvan ithal edileceğini belirtmiştir. Erdurmuş, ithalatın durdurulması ile birlikte piyasa algısının üretici lehine değiştiğini ifade etti.
Genel Müdür Erdurmuş ayrıca karkas et fiyatlarına müdahele edilmesi yönünde bir baskılarının olmadığını vurgulayarak üreticilerin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için mevcut durumda karkas kesim fiyatlarının 35TL/kg seviyelerinin üstüne çıkmadığı sürece bir müdahalenin söz konusu olmayacağını belirtti.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ile, Yönetim Kurulu Üyeleri Müslüm Doğru, Gürhan Söney, Emirhan Orhan, Mehmet Yaşar Özekenci, TÜSEDAD Veteriner Teşhis Analiz Laboratuvar A.Ş. Sorumlu Yöneticisi Seda Seyfeli ve Dernek Genel Sekreteri Kerem Demirel Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Sayın Ali Eroğlu’nu makamında ziyaret etti.

Görüşmede ayrıca TVHB Genel Sekreteri Haluk Aşkaroğlu’da yer almış olup yer almış olup, süt ve et sektöründeki güncel gelişmeler, sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Görüşmede iki kurum arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve ortak çalışmalar yürütülmesi hakkında görüş birliğine varıldı.

DİAGEN BİYOTEKNOLOJİK SİSTEMLER A.Ş.
TEMSİLCİLERİ 12 ARALIK 2019 TARİHİNDE
DERNEĞİMİZE ZİYARETTE BULUNDU.

Diagen Biyoteknolojik Sistemler A.Ş. Temsilcileri Mehmet Gülşen ve Murat Gökçe 12.12.2019 tarihinde Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Yönetim Kurulu Üyelerine ziyarette bulundu.

Toplantıya Yönetim Kurulu Başkan Vekili Müslüm Doğru, Emirhan Orhan, Gürhan Söney ve Mehmet Yaşar Özekenci ve TÜSEDAD Veteriner Teşhis Analiz Laboratuvar A.Ş. Sorumlu Yöneticisi Seda SEYFELİ ve Uzman İnci Ülkü Çelikel katıldı. Toplantıda sütten gebelik testi analizi konusu ele alındı.

TÜSEDAD SÜT PRİMLERİ BASIN BÜLTENİ

BASIN BÜLTENİ

SOĞUTULMUŞ VE ÖRGÜTLER ÜZERİNDEN SATILAN SÜTLERİN
DESTEK PRİMİ GERİYE DÖNÜK 25 KRŞ YERİNE 10 KRŞ’A DÜŞÜRÜLDÜ!

Bütçede para olmaması gerekçesi ile Mayıs ve Haziran aylarına ait süt prim destekleri 10 krş olarak ödeneceği haberi bizleri endişelendirdi. Bu durum, zaten sıkıntı çeken süt üreticisini, daha zor bir duruma sokacaktır.
Kasım ayına girmiş olmamıza rağmen ilk 4 aylık süt destek primi hariç hiçbir ödeme yapılmaması zaten sıkıntıda olan hayvancılık sektörünü çok kötü etkilemektedir.
2018 yılı desteklemeleri ile neredeyse aynı olan 2019 yılı desteklemeleri enflasyon kaynaklı değer kaybını bile karşılamazken süt prim desteklemelerini Mayıs ve Haziran ayları için 25 krş yerine 10 Krş/Lt ‘ye düşürülmesi kabul edilebilir değildir.
Sektör adeta can çekişirken, süt pirim desteklemelerinin %60 azaltılması ile aynı dönemde Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansının Türk pazarına süt ürünleri sevkiyatı için veteriner sağlık sertifikası konusunda Türkiye’yle mutabakat sağlandığını açıklamış olması geleceğe doğru biz üreticileri kaygılandırmaktadır.
TÜSEDAD olarak süt pirim desteklerinin düşürülmüş olmasını ve süt ürünlerinin ithal edilmesi konusunda yapılan çalışmaları yanlış buluyoruz ve bu yanlışlardan dönülmesini ve üretime köstek olmak yerine Tarım Bakanlığını destek olmaya davet ediyoruz.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

TÜSEDAD YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

TÜSEDAD YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

23 EKİM 2019 TARİHİNDE

HAYVANCILIK GENEL MÜDÜRÜ

ZEKERİYYA ERDURMUŞ’U ZİYARET ETTİ.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ile, Yönetim Kurulu Üyeleri Müslüm Doğru, Gürhan Söney, Emirhan Orhan, Mehmet Yaşar Özekenci Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş’u makamında ziyaret etti.

Görüşmede ayrıca Tareks Genel Müdürü Adem Tatlı ve HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulut yer almış olup, süt ve et sektöründeki güncel gelişmeler, sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır.

ET VE SÜT PLATFORMU GRUBU ÜYELERİ

ET VE SÜT PLATFORMU GRUBU ÜYELERİ

22 EKİM 2019 TARİHİNDE

DERNEĞİMİZİ ZİYARET ETTİ.

Sosyal medyada faaliyet gösteren ve yaklaşık 54 bin kişi civarında üyesi bulunan Et ve Süt Platformu Üyesi Üreticiler yaşadıkları sorun ve dertlerini dile getirmek ve istişarelerde bulunmak amacıyla Derneğimizi 22 Ekim 2019 tarihinde ziyaret etti.

Düzenlenen toplantıya Et ve Süt Üreticileri Platformu Moderatörü Muhammet Elma, Üreticilerden, Engin Şen, Mustafa Korkmaz, Aykut Yaman, Fatih Çağlar Dalyan, Murat Tuna, Güven Aktaş, Nurcap Kaplan, Serap Karaer, Erhan Konak, Hasan Güleç, Vahdi Erkan Saygılı, Mehmet Çınar, Hasan Güleç, Fırat Zazan Ercan, Oğuzhan Şahan ve Yakup Konan katılmıştır.

Toplantıya Derneğimizi Temsilen Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ile Yönetim Kurulu Üyeleri, Müslüm Doğru, Nihat Öztürk, Gürhan Söney, Emirhan Orhan, Mehmet Yaşar Özekenci ile Dernek Genel Sekreteri Kerem Demirel iştirak etmiştir.

ET VE SÜT İSTİŞARE TOPLANTISI

ET VE SÜT İSTİŞARE TOPLANTISI

22 EKİM 2019 TARİHİNDE

ANKARA/ALTINEL OTELDE DÜZENLENDİ

Süt Üreticileri Merkez Birliği’nin Altınel Otel’de organize ettiği toplantıya Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut ve Cengiz Ceylan, Çevre ve Altyapı Daire Başkanı Emre Gürçay, KETBİR Genel Başkanı Bülent TUNÇ, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan, Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Vesile Nur Güven, Yem Sanayicileri Birliği Üyesi Agah Mamaloğlu, Ankara Tarım İl Müdürü Bülent Korkmaz, Et ve Süt Üreticileri Platformu Moderatörü Muhammet Elma, Üreticilerden, Engin Şen, Mustafa Korkmaz, Aykut Yaman, Fatih Çağlar Dalyan, Murat Tuna, Güven Aktaş, Nurcap Kaplan, Serap Karaer, Erhan Konak, Vahdi Saygılı, Hasan Güleç, Fırat Zazan Ercan, Oğuzhan Şahan ve Yakup Konan katılmıştır.

Toplantıya Derneğimizi Temsilen Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ile Yönetim Kurulu Üyeleri, Müslüm Doğru, Nihat Öztürk, Gürhan Söney, Emirhan Orhan, Mehmet Yaşar Özekenci ile Dernek Genel Sekreteri Kerem Demirel katılmıştır.

Toplantının açılış konuşmasında HAYGEM Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Hayvancılıkta neler yapıldığı hakkında bilgiler vererek 1940’lardan sonra küçükbaş kaynaklı tüketimin büyükbaşa doğru yöneldiğini, yine bu tarihten sonra Tarım Bakanlığına bağlı birimlerin ve TİGEM’lerin kurulduğunu 2012 -2013 yılına gelindiğinde büyükbaş eti üretiminin %91 küçükbaş üretiminin ise %9’lar düzeyinde olduğunu ifade etmiştir. Erdurmuş, son dönemde küçükbaşta bir ivmelenme olduğunu küçükbaş hayvan sayısının 50 milyon baş’a yaklaştığını, Türkiye’nin AB’de üretilen sütün %12,5’unu ürettiğini yine AB’deki küçükbaş hayvan sayısının üçte birinin Türkiye’de olduğunu, büyükbaş hayvan sayısında Fransa’dan sonra ikinci sırada olduğumuzu vurgulamıştır.

Erdurmuş, sektörde dolar kurunun yükselmesi sebebi ile sıkıntılar görüldüğünü, üreticinin maliyetinin arttığını, kesim fiyatlarında ise düşüşler olduğunu buna karşın süt yemi fiyatlarında ciddi yükselişler görüldüğünü, peynir altı suyu tozunda ise 30-40 bin ton civarında bir ihracat yaparak rekor kırıldığını ifade etmiştir.

Haygem Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş’un açılış konuşmasından sonra katılımcılara sırasıyla söz verilmiştir. İlk olarak söz alan Aykut Yaman , Ülkemizde üretici yaş ortalamasının 57 olduğunu, gençlerin kırsaldan kente göç ettiğini halen üretimi sürdürmekte ısrar eden üreticilerin ise üzerinde ithalat baskısı olduğunu, devletin üreticiye rakip olduğunu, arpa yulaf üretiminde hasat döneminde ithalatın yapıldığını ve fiyatların bu nedenle aşağıya inerek üreticilerin mağdur edildiğini ifade etti. Yaman, tarım ve hayvancılığı bu yaşlı kesimle nasıl canlandıracaksınız? , Üretici ile yakın temas kurmayı düşünüyor musunuz? TÜİK rakamları doğru mu? diye sordu. Yaman küçükbaş ortalamasının artmasındaki sebebin küçükbaş etinin cezbedici olması değil, büyükbaş hayvan yetiştiricisinin üretimden çıkması

ancak hayatını sürdürebilmek amacı ile küçükbaş hayvancılığı yönelmesi olduğunu belirtti.

HAYGEM Genel Müdürü Erdurmuş, Arpa ve Buğday’da şu an ithalat olmadığını belirtti. Ancak Sencer Solakoğlu ve bazı üreticiler bu sene hasat zamanı mısır ithalatının yapıldığını şu an limanlarda gemilerin olduğunu ifade etti. Erdurmuş, 2018 yılında süt tozu ithalatının yapılmadığını, TÜİK rakamlarının ise %99 oranında doğru olduğunu ifade etti. Bunun üzerine Aykut Yaman, yöresinde çok fazla dişi hayvan kesildiğini söyledi Ancak Genel Müdür bu kesimlerin Türkiye hayvancılığını düzeyde olmadığını vurguladı. Erdurmuş, Ardahan’da kaba yem sorunu olması sebebiyle yoğun dişi kesimi görüldüğünü, yapılan saman ithalatının 4-5 kamyon olduğunu, bunun spekülatif hareketleri engellemek amacıyla yapıldığını, Doğu Anadolu bölgesinde kaba yem maliyetlerinin yüksek olduğunu ifade etti.

Et ve Süt Platformu Moderatörlerinden Muhammet Elma, üreticinin giderlerine sürekli zam gelirken gelirlerinin neden sabit tutulduğunu, çiğ süt tavsiye fiyatlarının neden 15 Kasım tarihine kadar ertelendiğini sordu. Elma, dün mazota zam geldiğini, eğer süt primi verilmez ise daha önceki 2,25 TL/kg çiğ süt tavsiye fiyatı ile 15 Kasımda verilecek 2,30 TL/kg’lık fiyat arasında bir fark olmadığını ve bunun üreticiye bir fayda sağlamayacağını ifade etti.

Bunun üzerine Erdurmuş, USK toplantısında üreticilere fiyat açıklandığını karşılıklı bir uzlaşı içerisinde fiyatların belirlendiğini, USK toplantılarına katılımın kısıtlı olmadığını dolayısı ile bir sonraki toplantıya kendilerini beklediklerini söyledi. Erdurmuş, USK toplantısının 31 Aralık 2019 olarak planlandığını yapılan artışın sanayici için sürpriz olduğunu, kendilerinin bu toplantıyı 15 Ekim hatta 1 Ekim 2019 tarihinde yapmayı planladıklarını ancak Dünya Süt Zirvesi dolayısı ile USK toplantısının geciktiğini ifade etti. Şu an yem fiyatlarının uygun seviyelerde olduğunu, süt yem paritesinin 1,46 olarak belirlendiğini ve uzun dönem ortalamalarının en üst seviyelerinde olduğunu ifade etti.

Üreticilerden Engin Şen buzağılarını satamadıklarını belirtti.

Bunun üzerine Erdurmuş, “Kırşehir, Kayseri, Konya, Ankara İllerinden çok ithalat yapıldı. Bunu üretici yaptı. Benim besicime bu gelen danaların fayda sağlaması lazım” dedi. İthalat planlamasının Kurban bayramı ve yaz tatili için yoğun talep planlanarak yapıldığını belirtti.

Güven Aktaş, Ege Bölgesinde ciddi bir dişi hayvan kesimi var. Ziraat Bankası bizi sıkıştırıyor. 1250 TL rayiç bedel verilen doğan buzağının doğumdan itibaren benim için değeri kalmıyor. Süt Üreticisine yakın bir Genel Müdür olarak bizi neyin beklediğini bilmemiz lazım dedi. Erdurmuş, ithalat ile alakalı 350 bin baş seviyesinde olduklarını 2020 de çok daha düşük olacağını 2021 yılı için Bakan beyin açıklamaları olduğunu ve ithalatı durduracaklarını belirtti.

Bunun üzerine, üreticiler o tarihe kadar kendilerinin ayakta kalamayacaklarını ifade ettiler. Güven Aktaş, “benim hayvan satmam lazım ki ben yem alabileyim yoksa dişi hayvan keseceğim ve işletmemi küçülteceğim” dedi.

Genel Müdür ithalat konusunda üreticiler ile aynı fikirde olduğunu paylaştı.

Güven Aktaş, 2010 ile 2018 yılları arasında süt üretiminin %93 oranında arttığını

ancak bunun verimlilikten dolayı değil ithalat sebebiyle olduğunu söyledi.

Serap Karaer, “Biz iflasın eşiğindeyiz, biz can çekişiyoruz. Bu halde olan bizler sadece yirmi kişi değiliz. Mal varlığımızı sattık, kredilere girdik, ekonomi kötü gidiyor ise başka sektörlerde ara veriyorlar, biz canlı bakıyoruz, hayvanların bakımına devam etmek zorundayız, aşı, ilaç fiyatları arttı bize gerçekten can suyu olacak önlemlere ihtiyacımız var. Biz bir bile kazanamıyoruz” dedi.

Bunun üzerine Erdurmuş, USK’da yapılan maliyetlerde finansman maliyetinin göz ardı edildiğini ve burada hatalı olduklarını belirtti.

Üreticiler Ziraat Bankası kredilerinde cari olarak % 16 dan kredi kullandırıldığını %25 ve %50 subvansiyonlu kredilerin kendilerine %10-12 civarında maliyetleri olduğunu ifade ettiler.

Erdurmuş, çiftçi borçları ile ilgili Bakanlığın bir çalışması olduğunu ve sütle alakalı bir sorunda bir saat içinde müdahale edebildiklerini ama kırmızı ette müdahelenin zaman aldığını ifade etmiştir. Erdurmuş, Bakanlık olarak kırmızı et karkas fiyatlarını artırmaya çalıştıklarını vurgulamıştır.

Üreticilerden Murat Tura, Bakanlık olarak planlama ve regulasyonu yapamadıklarını, üreticilerin üretici örgütlerinden memnun olmadıklarını ve bu konuda bir ümitsizlik oluştuğunu, birliklerin üreticinin feryadına kulak vermesi gerektiğini ifade etmiştir.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi Gürhan Söney Ziraat Bankasına ciddi borçları olduğunu 2008 2009 yıllarında olduğu gibi sıfır faizli subvanse kredi desteğine ihtiyaçlarının olduğunu, buzağı bakımlarını aksatamayacaklarını belirtti ve “bu kapsamda çiçek aşısı, şap aşısının parasını bile bize yüklediniz. Ek desteğe ihtiyacımız var” dedi.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Yaşar Özekenci, öz kaynaklarından sürekli işletmelerine aktarım yaptıklarını kredi almalarına rağmen ayakta durmakta sıkıntı çektiklerini ifade etmiştir.

Üreticiler süt sanayicisinin çiğ sütü alırken yemi kendilerinden alınmasının zorlanması hakkında görüş belirtmişlerdir. Ayrıca sütte çiğ süt tavsiye fiyatının tüm ülkeyi kapsamadığını ve bölgelere göre tavsiye fiyatının altında çok düşük fiyatlardan çiğ sütünü satmak zorunda kalan üreticilerin olduğunu ifade etmişler ve bir taban fiyat belirlenmesini talep etmişlerdir.

Genel Müdür Erdurmuş, sütte kalite sınıflandırılmasında bu tür çalışmaların yapıldığını ancak bu sisteme geçmeden bir taban fiyat belirlenmesinin mümkün olamayacağını ifade etmiştir.

Üreticiler Türkiye’de 25 milyon ton karma yem tüketimi olduğunu bunun 1 milyon tonunun ihraç edildiğini ve hayvancılığın 1,5 kat büyürken yem sanayisinin neden 5 kat büyüdüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etmişlerdir. Burada karma yem kullanımının artışının kolaylığının yanında kaba yem üretimini gerçekleştirebilmek için gerekli sermayenin eksikliği en büyük problem olarak görülmüştür.

Sayın Erdurmuş, besi desteklerinin devam edeceğini ancak kesim desteği için

istenen canlı ağırlığın 190 kilogramdan biraz daha yukarı çekileceğini ifade etmiştir.

Yembir Temsilcisi ve Ofis Yem Ortağı Agah Mamaloğlu, süt yemi satışlarında belirgin düşüşlerin görüldüğünü, dişi hayvana bakmak zor olduğu için süt üretiminden besiciliğe geçişlerin olduğunu ancak besi tarafında da zorluklar bulduğunu belirtti.

Üreticiler besilik ithal eden işletmelere yerli dana alınması zorunluluğu getirilmesi gerektiğini belirttiler.

HAYGEM Çevre ve Altyapı Daire Başkanı Emre Gürçay, 2019 yılında besi ithalinde yazılı bir şart getirmediklerini ancak 2020 yılından itibaren yerli besi danası alım şartı koşacaklarını ifade etti.

Agah Mamaloğlu, süt ürünlerin önlerinin açık olduğunu ancak ihracatta sağlık sertifikalarında sorunlar yaşadıklarını, Dünya’da en büyük süt ithalatçısı 20 ülkenin bulunarak bunlara dönük çalışmalar yürütülmesi gerektiğini ihracatla ilgili olarak ta ihracat yapan ari işletmelere ihracat desteği verilmesi gerektiğini belirtti.

TÜSEDAD Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, piyasadaki istikrarsızlık nedeniyle Bakanlık ve diğer paydaşların çalışmalar yürüttüğünü ancak bu çalışmaların yeteri miktarda sahada olan üretici ve çiftçiler ile paylaşılamadığını, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin çalışmalarını çiftçilere daha iyi anlatabilmesi gerektiğini ifade etti. Solakoğlu, kamuda Bakan ve diğer üst düzey yöneticilerin sürekli olarak değişmesinin kendilerine kan kaybettirdiğini ve her defasında sürecin sıfırdan yeniden başladığını, bu sene desteklerin açıklanamamasının piyasada sürekli olarak spekülasyonlara yol açtığını vurguladı. Solakoğlu, “iş sonunda iletişime geliyor, bizi ne kadar iyi bilgilendirirseniz bizde o kadar hızlı yol alabiliriz, üretimde istikrarı sağlarız” dedi.

Solakoğlu, desteklemeler ile ilgili olarak çiğ sütte üreticinin prim dahil eline geçen paranın 2,50TL/Lt olması gerektiğini 2,30 TL/Lt olarak açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatı üzerine aradaki bu farkı Bakanlığın prim desteği ile kapatması gerektiğini ifade etti. Ayrıca et ve süt üreticileri üzerindeki regülasyonların üreticilerin fiyatlarını baskıladığını ve bu sebeple canlı hayvan fiyatlarının aşağı yönlü hareket ettiğini ifade etti. Gübre fiyatlarında düşüş yaşandığının belirtilmesi üzerine Sayın Solakoğlu, üretimin sezonluk olarak yapıldığını bu sebeple şu anda düşen gübre fiyatlarının kendilerinin işine yaramadığını çünkü üretim sezonu başında tüm girdilerin toplu olarak yüksek fiyattan alındığını istikrarın sağlanabilmesi için desteklemelerin ve politikaların orta ve uzun vadeli olarak belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

HAYGEM Genel Müdürü Zekerriya Erdurmuş, sütte kalite sınılandırması sisteminin

yakın bir zaman içinde hayata geçeceğini, karkas sınıflandırılması için çalışmaların devam ettiğini belirterek lisanslama ve üretim planlaması konularında hazmederek gidilmesi gerektiğini ve bu konularda çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Başkanı Kamil Özcan, Ziraat Bankasına kendilerinin de işletmesi adına borçları olduğunu yapısal ve güncel sorunlar ile ilgili olarak sorunları yüksek sesle dile getirdiklerini, Süt Konseyinin yapısının değişmesi gerektiğinin bilindiğini bu konularda üreticilerin sürekli yanında olmaya çalıştıklarını ifade etti.

Süt Üreticileri Birliği Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin’de toplantının sonunda yoğun eleştiriler altında sürekli olarak üreticilerin sorunlarını dile getirmeye çalıştıklarını bu konuda her türlü işbirliğine hazır olduklarını belirterek toplantıya son vermiştir.

DÜNYA SÜT ZİRVESİ 23-26 EYLÜL 2019 TARİHLERİ ARASINDA İSTANBUL’DA DÜZENLENDİ.

DÜNYA SÜT ZİRVESİ 23-26 EYLÜL 2019 TARİHLERİ ARASINDA İSTANBUL’DA DÜZENLENDİ.

Uluslararası Sütçülük Federasyonunun (IDF) her yıl farklı bir ülkede düzenlediği Dünya Süt Zirvesi dört gün süreyle İstanbul’da yapıldı. “Yaşam için Süt” teması ile 23-26 Eylül 2019 tarihlerinde yapılan Zirveye 55 ülkeden yaklaşık 1500 kişi katıldı.

IDF Dünya Süt Zirvesine Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz ile başta OECD ve FAO olmak üzere çok sayıda kuruluşun üst düzey yetkilileri katıldı. TÜSEDAD’ı temsilen Dernek Genel Sekreteri toplantıya katılırken, Üyelerimizden, Sinan Kolat ve Yusuf Caner Arslan zirveye iştirak ettiler.

Zirvenin açılış konuşmasında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,süt fiyatının belirlenmesinde, tek fiyat uygulamasından, sütün vasıflarını gözeten, özellikle yağ ve protein değerlerini önceleyen bir fiyatlama sistemi olan çiğ sütün sınıflandırılması çalışmalarının sonuna yaklaştığını belirtti. Ayrıca arz güvenliğini ve tüketici açısından gıda güvenliğini etkileyen karkas et sınıflandırması konusundaki çalışmaların devam ettiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli,Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün katılımı ile IPA II kapsamında,Çiğ Süt Eylem Planı Proje taslağı hazırlandığını söyledi. Taslakta; hayvan hastalıkları, çiğ sütün toplanması ve toplayıcıların eğitimi, uygun olmayan çiğ sütün kullanımı, çiftliklerin yapısının büyütülmesi, antibiyotikli sütun imhası için prosedür hazırlanması gibi eylemler yer almakta olduğunu ifade etti.

Ayrıca süt ürünlerinde Ortadoğu’ya yapılan ihracatın Uzakdoğu pazarına yayılmasının da hedeflendiğini belirten Bakan Pakdemirli, Çin ile süt ihracatı noktasında sona yaklaşıldığını duyurdu. Bu kapsamda Çin tarafının onaylamasına takiben, düşük riskli süt ürünleri için ihracatın başlayacağını,ayrıca, İran ve Özbekistan ile Sağlık Sertifikası konusunda, son bir yıl için anlaşıldığını vurguladı.

Toplantının 1nci oturumunda Hollanda menşeili Arla Gıda’nın Pazarlama Yetkilisi Hanne Søndergaard, 2009 yılında küresel ölçekte sürdürülebilir üretimde sorunlar olduğunu, bundan on sene sonra yani 2019 yılında süt sektörünü daha kompleks ve daha az tahmin edilebilir bir geleceğin beklediğini ifade etti.

Oturumda söz alan Hollanda orijinli bir diğer şirket olan FrieslandCampina Yönetim Kurulu Başkanı Kathy Fortmann, tarım sektörünün 2050 yılında 2 milyarlık bir nüfusu daha beslemek zorunda kalacağını, burada sürdürülebilir, sağlıklı ve besleyici üretimin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “0 karbon hedefine ulaşmak için gayret ediyoruz, bu konuda yeni arge çalışmalarına ihtiyaç var” dedi. Hollanda’da 80 bin 216 çiftçiyi süt sektörü gelişim programı kapsamında eğittiklerini belirten Yönetim Kurulu Başkanı, sürdürülebilir ve yüksek kaliteli üretim yaptıklarını ifade etti.

Çin’de faaliyet gösteren Junlebao Sütçülük Şirketi Başkanı Lihua Wei, Çin ile ilgili bazı verileri katılımcılar ile paylaştı. Buna göre 2017 yılında 28 milyon tonluk içme sütü üretilen Çin’de kişi başı süt tüketimi 2008 yılında 18 kg iken 2018 yılında 28 kilograma çıktı. Şirketinin yıllık 1,7 milyon ton süt üretimi yaptığını belirten Wei, yıllık 10 milyon yuan tutarında üretim yaptıklarını ve şirketinin son on yılda 10 kat büyüdüğünü ifade etti.

Sloganlarının Dünya standartlarında üretim, tedarikçi ve işleme standartı olduğunu söyleyen Wei, Çin’de 1.4 milyar kişinin yaşadığını, her yıl 1 milyon bebeğin doğduğunu ve 400 milyonluk bir orta sınıfın bulunduğunu ve önümüzdeki on yılda 50 milyon tonluk bir süt talebi oluşacağını ifade etti. Wei, farklı ürünleri üreten şirketin 0,009 saniyede ısıtılıp soğutularak 90 günlük raf ömrüne ulaştırdıkları bebek mamalarından bahsetti, bu ürünlerde gaz ve sindirimi kolaylaştıracak çözümler geliştirdiklerini, yine çocuk ve gençler için üretilen ürünlerde beta glukan ekleyerek görme yetilerine katkı sağlandığını bildirdi.

Toplantıda bir sonraki konuşmacı, Hindistan’dan Amul Genel Müdürü Rupinder S Sodhi, Hindistan’da son 20 yılda nüfusun 2 katına çıktığını, üretimin 8 kat kişi başı tüketimin ise 3 katı arttığını, bu üretimin %60’ının ise kooperatifler tarafından pazarlandığını ifade eden Sodhi, “Amun modelinde çiftçiler sütü üretip, işliyorlar ve kooperatiflere satıyorlar, bu sütler devlet eliyle tüketiciye ulaştırılıyor. Sütün %6 sı içme sütü olarak kullanılıyor gerisi işleniyor. Hindistan pazarı büyüyor, 2030 yılında 20 milyar dolarlık bir hacme ulaşacak, 2030 yılında pazarın % 20’si Hindistan’da olacak, Asya ülkelerinde üretim açığı varken biz üretim fazlası veriyoruz” dedi. Sodhi ayrıca Hindistan’da 200 milyon inek, 100 milyon manda varlığı bulunduğunu, yem ekim alanlarının sınırlı olduğunu hayvanların saman ya da düşük proteinli besinler ile beslendiğini bu nedenle düşük girdi düşük çıktı modeli ile çalıştıklarını ve verim hedeflerinin hayvan başına 6 litreden 10 litreye çıkarmak olduğunu söyledi.

Toplantının “2019-2020 Dünya Süt Görünümü” ikinci oturumunda konuşan OECD FAO yetkilisi Robert Brodes önümüzdeki on sene tarımsal mta larda düşme görülüyor, kişi başı tüketim düşüyor, geçtiğimiz dönemde Çin’in et sektörüne olan talep aşırı miktarda arttı, önümüzdeki 10 sene bu artışı görmeyeceğiz ancak süt sektöründe bir artış söz konusu olacak, süt ürünlerinde Hindistan ve Pakistan’dan gelen talepler küresel bazda fiyatlara yansıyacak, reel fiyatlarda tüm tarım ürünlerinde düşüşler öngörülüyor ancak süt hariç” dedi. Brodes, önümüzdeki on sene Hindistan ve Pakistan’ın öne çıkacağını, küresel politika ve piyasalarda yaşanan belirsizliklerin ticarete olumsuz olarak yansıdığını belirtti.

İkinci Oturumda konuşan Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık Türkiye’deki üretim ve tüketim ile ilgili resmi istatistiki bilgileri katılımcılar ile paylaştı. Artık,  Türkiye’de 2008’de kişi başı 26 kilogram süt tüketimi olduğunu, bu oranın şu anda 41 kilo 500 grama yükseldiğini, yıllık kişi başı 270 kilogram süt ve süt mamulü tüketiildiğini, bu kapsamda 41,5 kilogram ile süt, 18 kilogram ile peynir ve 40 kilogramlık tüketimle ayran ve total olarak 270 kilogram süt ve süt mamulü tüketildiğini belirtti.

İkinci oturumda küresel tüketici trendleri başlıklı bir konuşma yapan İrlanda Ulusal Süt Konseyi Başkanı Zoey Kavanagh, dünyanıın büyük bir bölümünün açlık ve yoksullukla uğraştığını gelişmiş ülkelerde ise farklı bir takım sorunların görüldüğünü söyledi. Burada başlıca Süt ürünlerine alternatif geliştirilen soya ve benzeri bitkilerden yapılan ürünler, vejetaryanlık ve iklim değişikliği kaynaklı sorunların süt üreticilerini etkilediğini ifade etti.

Dünya üzerindeki bazı gelişmelerden ve uygulamalardan bahseden Kavanagh sözlerine şöyle devam etti “Geçtiğimiz dönemde ulusal hükümetler bazı yasal zorunluluklar ve uygulamaları yürürlüğe koydu, örneğin Tayland’da peynir için koruyucu maddelere istisnalar getirildi, Hindistan’da gıdalara etiketleme zorunlu hale getirildi, Singapur 0 atıkla ilgili uygulama başlattı. Japonya’da plastik torbalar ücretli hale geldi. Yüksek kalorili yiyeceklerin satışı Londra metrosunda yasaklandı. Kanada’da tek kullanımlık poşetler yasaklandı. Plastik pipetler ise istenmeden verilmiyor. Dünya’da Antibiyotik kullanımının azaltılmasına dönük farklı uygulamalar başlatıldı. Bununla birlikte sağlıklı beslenme ve sporun teşvikine dönük adımlar atıldı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından süt ve süt ürünlerine sınırlama getirilmesi ve günde bir porsiyon tüketilmesi ile ilgili bir karar alındı. Kanada’da et ve et ürünlerinin beslenme diyetinden çıkarılması tavsiye edildi. Yeni Zelanda’da hastaneler et ve süt ürünlerini menülerinden çıkardı. Sektörümüzü ilgilendiren olumsuz gelişmeler karşısında süt sektörü olarak sorumlu davrandığımızı daha iyi anlatabilmeliyiz”.

EAS Danışmanlık Grubu Uzmanı Allen Sayler gıda güvenliği konusunda yaptığı sunumda ABD’de gıda kaynaklı hastalıklardan yaklaşık 2500 kişinin hayatını kaybettiğini bunlar içerisinde süt ve süt ürünlerinden kaynaklı olanların oranının % 11 olduğunu, ABD’de dini nedenlerle çiğ süt tüketiminin olduğunu dünya genelinde gıda güvenliği ile ilgili uygulamalarda dağınıklık olduğunu bununda küresel çapta tüketicilerin kafasını karıştırdığını belirtti.

Son oturumda küresel piyasaları ele alan uzmanlar 65 ülkede süt üretiminin büyümekte olduğunu, Hindistan ve Pakistan dışındaki ülkelerde daha sürdürülebilir bir üretim olduğunu belirttiler. Dünya üzerinde 2 milyon ton stok olduğunu ve 2019 2020 sezonunda dünyada üretimin 1,6 milyon ton yaklaşık %2,4 oranında artacağını, fiyatların 35-38 $ seviyelerinde gideceğini ifade ettiler.

Gelecekte ABD’de 60-80 baş üstü hayvancılık işletmelerinde robotik sisteme geçileceği iş gücünün belirgin oranda azalacağı, süt fiyatlarındaki ortalama gidiş sebebi ile artık hükümetin bir üretim planlaması yapması gerektiğini bu durumunda ABD’deki büyük çiftliklerden tepki gördüğünü ifade ettiler.

Toplantının ikinci gününde Süt ürünlerinin Gelişimi ve sürdürülebilirliği üzerine söz alan Vermont Üniversitesi Beslenme Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Paul Kinsdet süt sektörünün gelişmiş ülkelerde aktivistlerin süt ve süt ürünlerine yoğun saldılar yaptığını, sütlerin hayvan refahına aykırı olarak üretildiğini çevreye ve gezegenimize zarar verdiğini iddia ettiklerini belirtti. Bir kadın örgütü olan PETA nın 2011 yılında bir anti süt kampanyası başlatarak hayvancılığın ortadan kaldırılması yönünde kampanya yaptığını, yine “mee too” adlı başka bir örgütün hayvanlarda suni döllenmenin cinsel taciz ve tecavüz ile kadınlar ile aynı olduğunu  belirten kampanyalarla özellikle genç ve çocukları etkilediğini ifade etti. Yine Green peace adlı örgütün iklim değişikliği ile mücadele kapsamında süt üretiminin azaltılmasına ilişkin çalışma yürüttüğünü tüm bu saldırılar altında sektörün küresel çapta büyük bir kırılmanın eşiğine geldiğini vurguladı. Bu kapsamda yetişen nesiller için neler yapılabileceği süt üretiminin ve faydalarının pozitif olarak daha etkili şekilde anlatılması gerektiğini belirtti.

Gates Vakfı Yöneticisi Donald Nkrumah, Dünya’da 81,5 milyon kişinin yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybettiğini, 3,1 milyon çocuğun öldüğünü, buna karşılık üretimin artırılabilmesi için küçük ölçekli üreticilerin pazara erişimini artırmak gerektiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde sektörü en çok zorlayan kampanyaların süt üretiminin ahlaki ve etik olmadığı yönündeki çalışmalar olduğunu belirtti.

Tüketici Eğitim Projesi Milk Sa adına konuşan diyetisyen Mertha Vermaak, süt ve süt ürünlerinin besleyiciliği konusunda farkındalık yaratmak gerektiğini, süte alternatif gösterilen bitki bazlı içecekler konusunda daha iyi bilgilendirmelerin yapılmak zorunda olduğunu, yapılan çalışmaların daha çok 2000 ve sonrasında doğan çocuk ve gençler üzerinde yürütüldüğünü ifade etti.

Toplantının son oturumunda Arla Gıda’dan Anna-Karin Modin, İngiltere’de gıda atıkları ile ilgilil satılan çiğ sütün %7’sinin israf edildiğini evlerde 290 bin ton, nakliye ve perakende aşamasında 29 bin ton, süt işleme aşamasında 13 bin ton israfın olduğunu belirtti. Ayrıca, yapılan çalışmalarda tüketicilerin buzdolabı derecesinin 5 derece azaltması ile 50 bin ton ürünün yani 25 milyon poundluk bir geri kazanımının olacağını, yem olarak bu ürünlerin değerlendirilmesi halinde ise 1 milyon poundluk bir kazanım olabileceğini ifade etti.

Ankara Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Erdoğan Güneş, sütün %50’sinin sanayiye gönderildiğini, %32’sinin evde tüketildiğini, %11’inin ise sokak sütü olarak satıldığını belirtti.

Konuşma sırasında söz alan Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı ise ABD ve İngiltere’de sokak sütünün yasak olduğunu ifade etti. Ancak İngiltere ve ABD’den gelen uzmanlar bu ülkelerde sokak sütü satıldığını ve üzerinde sütü kaynatmak tüketicinin sorumluluğundadır ifadelerinin yer aldığını vurguladılar.

Toplantının son gününde FAO uzmanı BerheTekola süt sektörü olarak Birleşmiş Milletler Kalkınma Hedeflerine  (SDG) nasıl katkı sağlandığı konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Süt sektörü olarak bu hedeflerden bazılarına olumlu bazılarına ise olumsuz katkıları olduğunu ifade etti. Bu kapsamda yoksulluğun azaltılması ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması, gıda güvenliği, beslenme, yaşam standardının iyileştirilmesi ve ekonomik büyümeye sektör olarak olumlu katkıda bulunuluyor.  İklim değişikliği, zoonoz hastalıklar gibi konularda ise olumsuz etkiler söz konusudur. Küçük ölçekli çiftçilerin gelirini artırmak, sürdürülebilir çiftçiliği teşvik etmek, gıda piyasalarının işlerliğini devam ettirmek önem arz etmektedir. Dünya Bankası verilerine göre dünyada 736 milyon kişi yoksulluk çekiyor ve 470 milyon işe ihtiyaç var.

 

290 milyon kadın hayvancılık sektörüne bağlı olarak yaşamını sürdürüyor. Gıda kaynaklı patojenlerden kaynaklı 420 bin kişi hayatını kaybetti. Antimikrobiyal dirençten dolayı 700 bin ölüm vakası görüldü.

İklim değişikliği ile ilgili olarak verilerden bahseden Tekhola, son 30 senede küresel sıcaklığın 0,85 santigrat derece arttığını belirtti. FAO verilerine göre hayvancılığın sera gazına etkisinin % 18’den %14,5’a indiğini, her yıl 12 milyon hektarlık arazinin çölleşme ve kuraklık nedeniyle kaybolduğunu, yerli hayvan ırklarının ise %77’sinin risk altında olduğunu ifade etti.

Sera gazı birikimine karşı karbonu toprakta biriktirmek, agro ekolojinin ve biyoçeşitliliğin geliştirilmesi gerektiğinden bahseden Tekhola, küçük çiftçilerin bu kapsamda mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Kodeks Sekreteri Tom Heilandt FAO ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kurulan Kodeks çalışmalarından bahsetti. Buna göre, kodeks komisyonu bilime dayalı standartları geliştirmek, bu standartları gözden geçirmek, tüm kodeks çalışanlarının çalışmalarına katılım sağlamak ve kendi sistemlerini geliştirerek çalışmalar üretmek üzere çalışmaktadır. Bu kapsamda Kodeks komisyonu,  SDG hedeflerinden açlığı bitirmek, sağlıklı hayat, sürdürülebilir üretim ve tüketim, sürdürülebilir kalkınmanın devam ettirilmesi, önlenebilir yenidoğan bebeklerde erken ölümlerin ve çocuklarda ölümlerin engellenmesi konularında çalışmalar yürütmektedir. Sekreter kodeks komisyonunda bazı ülkelerde trisodyum sitratın süte konulmasının görüşüldüğünü, aynı ülkelerde bu maddenin öldürücü olduğunu söylendiği ancak bunun doğru olmadığını söyledi.

Oturumda sunum gerçekleştiren SETBİR Başkanı Tarık Tezel süt sektörü olarak sürüdürülebilir kalkınma hedeflerine süt sektörü olarak yaptıkları katkılardan bahsederek yurtiçinde yaşanılan sorunlara da değindi. Tezel, kayıtdışı üretim, haksız rekabet ve dezenfermasyon gibi konularda sektörün yoğun olarak mücadele verdiğini belirtti.

Kenya süt sektörü hakkında bilgiler veren Kenya Süt Konseyi Direktörü Margaret Kibogy, 48 milyon nüfusa sahip Kenya’da 3250 $ kişi başı gelirin olduğunu, süt işletmeleri başına 3 ila 8 hayvan düştüğünü ifade etti.  Günde 7-8 litre süt verimi olduğunu, ülkenin toplam süt işleme kapasitesinin 4 milyon litre olduğunu ve kişi başı yıllık tüketimin 110 litre olduğunu söyledi. Kibogy, ülkelerinde okul sütü programı uygulandığını belirtti.

 

 

 

 

 

 

 

Fransa Çevre Bakanlığı yetkilisi Jean Baptiste Dolle, iklim değişikliği karşısında çiftlik uygulamalarına ilişkin konulara değindi. Bu çerçevede sera gazı ve amonyak emisyonlarını azaltmak azot, fosfor ve su kirliliğini azaltmak için önlemler almaya çalıştıklarını ifade etti. Dolle, 5-6 yıllık bir programın uygulandığını birinci yıl denetim ve verilerin toplandığını ve karbon yoğunluğunun işletmelerde hesaplandığını, 2nci 3ncü ve 4ncü yıllarda çiftçilere uygulamalar yapıldığını, 5nci ve 6ncı yollarda denetleme yaparak karbonun ne kadar azaltıldığını ölçtüklerini belirtti. Dolle bu programı uygulayan çiftçilere 6 bin ile 8 bin € arasında bir destek verilmesinin düşünüldüğünü belirtti.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.