HAYVAN VARLIĞIMIZ AZALIYOR

Adana’nın Seyhan İlçe Ziraat Odası Başkanı Cahit İncefikir, Türkiye’nin büyük ve küçükbaş hayvan üretiminde gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığını söyledi. İncefikir bunun nedenlerini ‘bakım ve besleme hataları, çevresel faktörler, hayvanlarımızın genetik kapasitelerinin yetersizliği ile hayvancılığa hala tarımın bir kolu ve tarımın sigortası olarak bakılması” şeklinde sıraladı. İncefikir, hayvancılığın; et, süt ve diğer hayvansal ürünler sanayii dışında, doğrudan hayvancılığa dayalı ilaç, yem ve hayvancılık ekipman sanayi kolları ile yeni istihdam alanları da yaratarak ekonomiye büyük katkı sağladığını kaydetti. Türkiye’de hayvan üretiminin yeteri kadar olmamasının farklı sebepleri olduğunu dile getiren İncefikir, “Ülkemiz, farklı iklim yapılan, değişik tür ve ırktan çeşitli hayvan varlığı ve halen büyük bir kısmı kırsal kesimde yaşayan nüfusu ile hayvancılık konusuna ayrı bir önem vermesi gereken konumdadır. Ancak son yıllarda bütün gelişmiş ülkelerde hayvansal üretimin toplam tarımsal üretim içindeki payı giderek artarken ülkemizde böyle bir artış sağlanamamıştır. Bunun nedenleri bakım ve besleme hataları, çevresel faktörler, hayvanlarımızın genetik kapasitelerinin yetersizliği ile hayvancılığa hala tarımın bir kolu ve tarımın sigortası olarak bakılmasıdır” diye konuştu. Kaynak: Dünya

ŞARBONLU HAYVANLAR GÜMRÜKTEN NASIL GEÇTİ?

Hayvancılık gerileyince yurtdışından et İthal etmek zorunda kalan Türkiye’de şarbon paniği yaşanıyor. Et ve Süt Kurumu, kurbanlık olarak satılmak üzere Brezilya’dan 3 bin 959 büyükbaş getirdi. Hayvanlar Kurban Bayramı öncesi Ankara’nın Gölbaşı İlçesi’nde kiralanan özel bir çiftliğe yediemin olarak bırakıldı. Buradan alınıp kentin birçok yerine gönderilen hayvanlar telef olmaya başladı. 50 büyükbaşın telef olması üzerine yapılan İncelemede, hayvanların şarbon hastalığına yakalandığı belirlendi, incelemenin ardından çiftlik ve çevresi, şarbon şüphesiyle karantinaya alındı. İthal hayvanların şarbonlu çıkması üzerine bir açıklama yapan Et ve Süt Kurumu, hastalıklı etlerin piyasaya sürülmeyeceğini bildirdi Hastalıklı etlerin İmha edildiği ve şarbonun diğer hayvanlara bulaşmaması İçin gerekli tedbirlerin alındığı belirtilirken, çevredeki besiciler, önlem alınmadığını öne sürdü. “Mersin Limanı’nda şarbon çıktı” iddiası Çevredeki besiciler, yetkililerden bir an önce önlem alınmasını isteyerek şöyle konuştu: “Hiç kimse uyarı yapmadı. Biz köy olarak tedirginiz. Belki insanlara da bulaştı. Kimse bir önlem almadı.” Ahiboz Mahallesi’nde yaşayan ve 24 yıldır besicilikle uğraşan Savaş Özbakır “Tedirginiz. Bayrama 10 gün kala buraya getirdiler ve çiftliği kurdular. Mersin Limanı’na gelirken bu hayvanlar şarbonlu çıkmış. Şu an 50 falan diyorlar ama 100’e yakın olması lazım ölümlerin. Nasıl müsaade edilmiş” diye konuştu. Kaynak: Korkusuz

ETTE DIŞA BAĞIMLILIK HASTALIK İTHAL ETTİRİYOR

Et ve Süt Kurumu’nun kurbanlık olarak Brezilya’dan ithal ettiği 4 bin büyükbaş hayvan içinde şarbon hastalığı çıktı. Hayvanların Ankara’da bulunduğu çiftlik karantina altına alınırken, Et ve Süt Kurumu da “piyasaya sürülmedi” diyerek endişe etmeyin açıklaması yaptı. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Talat Gözet, sorunun özünde ette dışa bağımlılık olduğunu belirterek, hayvancılıkta dışa bağımlılık sürdükçe bu gibi hastalıkların da devam edeceğini ifade etti. Türkiye daha önce de ithal ettiği hayvanların hastalıklarıyla gündeme gelmişti. Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından Kurban Bayramı için Brezilya’dan getirilen büyükbaş hayvanlarda şarbon hastalığı çıktı. Gölbaşı’da Ahiboz ve Günalan köyleri arasında bulunan özel bir çiftliğe getirilen 4 bin büyükbaş hayvandan 50’si öldü. Gölbaşı Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ölen hayvanlardan aldığı örnekleri incelemeye gönderdi. Çiftlik ve bulunduğu bölge karantinaya alındı. Kaynak: Evrensel

ÇİĞ SÜT REFERANS FİYATINDA KONSEYİN “KOMİTE” OYUNU

Çiğ süt referans fiyatının belirlenmesinin ardından Ulusal Süt Konseyi’nin 5 gün içinde üç farklı fiyat açıklaması, süt üreticisinin Konsey aracılığıyla nasıl bir belirsizliğe sürüklendiğini gözler önüne serdi.

Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt fiyatları konusunda yaptığı duyuruyu 5 günde üç kez değiştirdi, ilk duyuruda, masraflar hariç çiğ sütte üreticinin eline geçecek net fiyat 1,70 lira ve yürürlük tarihi 1 Ağustos olarak açıklandı. Daha sonra, çiğ süt fiyatını masraflar dahil 1,70 lira ve yürürlük tarihi de 15 Ağustos olarak belirlendi. Üçüncü duyuruda tekrar karar değiştiren USK, 1,70 liralık çiğ süt fiyatından geri adım attı.

Yeni açıklamada 15 Ağustos tarihi yer almadı ve “USK, 27 Temmuz 2018’de sektör paydaşları ile bir araya gelerek tavsiye fiyatı toplantısı yapmıştır. Buna göre, soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatı 1,70 TL olarak belirlenmiştir” denildi.

Çiğ süt referans fiyatının Konsey’de mutabık kalındığı şekliyle duyurulmadığını kaydeden TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu, USK yönetiminin toplantı kararlarını üst üste birkaç kez değiştirip yayınladığını açıkladı. Solakoğlu, “USK’dan yapılan açıklamada hizmet bedelleri dahil 1,53 TL/lt olan fiyatı, yine hizmet bedeli dahil 1,70 olarak ve 15 Ağustos tarihi itibarı ile geçerli olacaktır şeklinde yayınladı ve gerekçe olarak da Merkez Bankasının uyarısı olduğunu bildirdi” dedi.

Gelişmeler üzerine Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ile görüşen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Merkez Bankasının Konsey’in kararına bir müdahalesinin söz konusu olmadığını öğrendiğini bildirdi. Yaşananlara tepki gösteren Bayraktar, “Üretici için tavsiye niteliğindeki 1,70 liralık çiğ süt fiyatına Merkez Bankasının müdahale ettiğini iddia ederek, fiyatı 1,60 liraya çekmeye çalışan Ulusal Süt Konseyi inandırıcılığını kaybetmiştir” dedi.

“Süt Konseyi güven kaybetmiştir” diyen TZOB Başkanı Bayraktar, “Ulusal Süt Konseyi bu yapıyla hayatına devam edemez, Konsey’in yapısı değiştirilmeli daha etkili bir hale getirilmelidir. Söz hakkı olmayan üretici birliklerinin de Ulusal Süt Konseyi’nde kalma nedenini anlayabilmiş değiliz” sözleriyle Konsey’e tepki gösterdi.

TBMM Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyonu Üyesi Adana Milletvekili Ayhan Barut da bir açıklama yaparak, USK yönetim kurulunda üreticiyi temsil eden üyelerin bile haberi olmadan ve nasıl alındığı bilinmeyen bir kararla, hem de 15 Ağustos’tan itibaren geçerli olmak üzere soğutma ve hizmet bedeli dahil edilerek süt fiyatının 1,70 liraya nasıl çekildiğini sordu.

Skandal niteliğindeki keyfi uygulama ile üreticinin emeği üzerinde oynayan Konsey Başkanı Sabit Karaca ve yönetim kurulu üyeleri herhangi bir açıklama yapmadı. Özellikle Konsey yönetiminde yer alan üretici örgütü temsilcilerinin sessiz kalması dikkat çekti.

Kaynak:  Süt Dünyası

ÇİĞ SÜTTE TARAFLAR YENİDEN BİR ARAYA GELECEK

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiğ süt fiyatlarında Ulusal Süt Konseyinden kaynaklı belirsizliğe son noktayı koydu. 1.70 TL’nin üreticinin eline geçecek net fiyat olduğunu belirten Pakdemirli, döviz kurlarından kaynaklı yem fiyatlarındaki belirsizliklerin son bulmasıyla birlikte çiğ süt taban fiyatının belirlenmesi için tarafların tekrar bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.

Tarimdanhaber.com’un yaptığı habere göre Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD ) Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Müslüm Doğru ve Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru’yu kabul etti. Kabulde Tarım Bakanı Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Hayvancılık Genel Müdürü Muhittin Eyimaya, Gıda Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk ve Bitkisel Üretim Genel Müdürü Müslüm Beyazgül de hazır bulundu. Görüşmede 27 Temmuz 2018 tarihinde yapılan USK toplantısı ve bu toplantı sonrasında yaşanılan belirsizlikler toplantının ana gündem maddelerini oluştururken, son birkaç gün içinde ekonomi alanında yaşanılan gelişmeler ve bu gelişmelerin getirdiği yem maliyetlerinin hızlı artışı karşısında üreticinin nasıl bir yol izlemesi gerektiği tartışıldı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulusal Süt Konseyi çiğ süt taban fiyatı belirleme toplantısında alınan 1,70 TL’lik fiyatın üreticinin eline geçecek fiyat olacağının altını çizdi. Pakdemirli, soğutma ve hizmet bedellerinin üreticiler, birlikler ve sanayiciler arasında uzlaşılması gerektiğini vurguladı.

Pakdemirli, döviz kurlarında yaşanan yükseliş ve buna bağlı olarak yem fiyatlarındaki belirsizliklerden dolayı süt fiyatlarının yeniden ele alınması gerektiğini ancak bunun için piyasaların durulmasının beklenmesi gerektiğini kaydetti. TÜSEDAD görüşme sonrasında yaptığı açıklamada şunları kaydetti: ‘Tüsedad olarak USK’nın 27 Temmuz 2018 Cuma günü yapılan toplantısında sunduğu maliyet hesaplarının 1 Haziran tarihi itibariyle yapılmasının büyük bir yanlış olduğunu dile getirdik. Bunun üzerine bayramdan sonra Hayvancılık Genel Müdürü Sn. Eyimaya başkanlığında ayrıca bir toplantı yapılarak gerçek maliyet artışının hesaplanması için karar alındı. Dövizdeki yükselişin sakinleşmesi ve böylelikle yem fiyatlarındaki belirsizliğin ortadan kalkması için beklenmesi gerektiğini söyleyen Sn. Pakdemirli, çiğ süt taban fiyatının belirlenmesi için tarafların tekrar bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.”

Kaynak: Fethiye Dost Gazetesi

TOPLANAN İNEK SÜTÜ MİKTARI HAZİRANDA ARTTI

Türkiye genelinde toplanan inek sütü miktarı, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,1 artarak 848 bin 378 tona ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin süt ve süt ürünleri üretimi verilerini açıkladı.Buna göre, toplanan inek sütü miktarı haziranda yıllık bazda yüzde 13,1 artarak 848 bin 378 ton oldu. Söz konusu dönemde, ticari süt işletmeleri tarafından gerçekleştirilen içme sütü üretimi yüzde 4,4 artışla 118 bin 755 tona yükselirken, inek peyniri üretimi yüzde 10,7 artarak 60 bin 58 tona çıktı. Koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri üretimi ise yüzde 8,3 artışla 4 bin 590 tona ulaştı.Yoğurt üretimi, haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 5,8 arttı ve 99 bin 862 ton oldu. Bu dönemde ayran üretimi de yüzde 17,5 artarak 60 bin 6 tona çıktı. Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama yüzde 3,4, protein oranı ise ortalama yüzde 3,2 olarak tespit edildi.Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı, haziranda bir önceki aya göre yüzde 0,7 arttı. Takvim etkisinden arındırılmıştoplanan inek sütü miktarı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,3 artış gösterdi.

Kaynak: Hürses

BAKANLIKTA YEM ZİRVESİ

Döviz kurunda yaşanan dalgalanmaların yem sektöründe endişe yaratması üzerine Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş ve yönetim kurulu üyeleri Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yle bir araya geldi. Karakuş, kur artışından dolayı sektöre gelen yükün yüzde 30’u bulduğunu, ancak fiyat artışlarının yüzde 15 civarında tutulduğunu söyledi. Bakan Pakdemirli de, “Türkiye büyük ülke, bize güvenin” dedi. Bakanlıkta dün sabah yapılan görüşmede Karakuş, son günlerde yaşanan döviz kurundaki hareketlenmenin sektöre etkisinin yanı sıra sektörün genel durumuna ilişkin Bakan Pakdemirli’ye bilgi verdi. Yem sektöründe alım satımının durduğuna ilişkin söylentilerin gerçeği yansıtmadığını belirten Karakuş, “Yem sanayiinde hiçbir endişeye mahal vermeyecek şekilde ticaret devam ediyor. Yalnızca dolar kurunun artmasından dolayı sektörün üzerine gelen yüzde 25-30 civarına ulaştı. Ancak, fiyat artışları yüzde 10-15 civarında tutuldu” dedi. Pakdemirli’ye üreticiyi hiçbir şekilde mağdur etmeyeceklerini anlatan Karakuş, “Sektör bu tür sıkıntıları 1994, 1997 ve 2001 yıllarında da yaşadı ancak el birliğiyle üstesinden gelindi. Bu kez de gelinecektir. Sanayici olarak üreticiyi mağdur etmeyeceğiz. İsteyen herkes, istediği miktarda yem alabilecek” dedi.

Karakuş, ortaya çıkan arpa ve yemlik buğday kullanımındaki artıştan dolayı Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bu yıl daha erken karar alarak yurt dışından ham madde temini konusunda hazırlıklı olunmasını talep etti. Kaliteli kaba yem üretiminin arttırılması, mera ıslah faaliyetlerinde sürdürülebirliğin sağlanması gibi konularda da destek isteyen Karakuş, mısır yan ürünleri gibi bazı ham medelerdeki yüzde 18’lik KDV oranının düşürülerek, sektörün üzerindeki yükün hafifletilmesini istedi. Ayrıca Pakdemirli, üzerilerine düşenleri yapacaklarını ifade etti.

Kaynak: Hürriyet

TARIM ÜFE TEMMUZDA YÜZDE 1,71 ARTTI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Buna göre, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1,71 artarak 125,69 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre de yüzde 11,72 artış gösterdi. Tarım ÜFE, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 10,59 yükseldi. Tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 1,72, ormancılık ürünlerinde yüzde 0,86, balıkçılıkta yüzde 2,04 artış kaydedildi. Bir önceki aya göre değişim, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,28, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,54, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 3,2 artış olarak gerçekleşti. Alt tarım gruplarından çeltik yüzde 4,22, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler yüzde 4,4 ve koyun, keçi, bunların işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 1,46 artış, yağlı meyveler yüzde 2,41, tahıllar yüzde l,66veliflibitkiler yüzde 0,3 azalış gösterdi.

Kaynak: Dünya

ÇİFTÇİ YEMİ DOLARLA ALACAK, SÜTÜ KURUŞLA SATACAK

Bazı yem üreticileri bayilere gönderdikleri yem satış fiyat listesini Türk Lirası’ndan dolara çevirdi. Dövizdeki artış nedeniyle yılbaşından bu yana yüzde 50’ye varan oranlarda zam yapan yem sanayicileri, çiftçiye dolarla yem satmaya başladı.

Bayilere gönderilen dolar bazlı satış fiyatı listesinde, protein içeriğine göre süt yemlerinin 50 kiloluk torbası fabrika çıkış fiyatı 13 dolar ile 20.69 dolar arasında değişiyor. Buzağı yemleri 14.60 ile 15.45 dolar, besi yemleri 13.37 ile 16.24 dolar, küçükbaş yemleri 8.70 ile 17.52 dolar ve kanatlı yemlerinin fiyatı ise 17.62 ile 24.31 dolar arasında değişiyor.

Bayilere gönderilen dolar bazlı yem satış fiyatları ile ilgili olarak yapılan açıklamada, verilen fiyatların fabrika çıkış fiyatı olduğu, yükleme tarihindeki fiyat listesinin geçerli olduğu, vadesinde yapılmayan ödemeler için yüzde 4 vade farkı uygulanacağı ifade ediliyor. Ayrıca ödemenin dolar olarak almayacağı bilgisine yer veriliyor.

Dolarla yem satışının anlamı şu; dolar arttıkça yem fiyatı da artacak. Dolar düşünce fiyat düşecek. Fakat, dolarda aşırı bir düşme olursa yeniden Türk Lirası’na dönüş olacaktır.

Hayvancılık yapanlar için en önemli girdi olan yemde fiyatların dolar bazında uygulanması, buna karşılık çiğ süt fiyatının 6 ayda bir, kuruş bazında artırılması kabul edilebilir bir durum değil. Yemi dolarla alan, çiğ sütü kuruşla satan çiftçi üretimi nasıl sürdürecek?

Ham maddesi büyük oranda dışarıdan ithal edilen yemin maliyeti dolar arttıkça artıyor. Yem üreticileri artan maliyeti fiyatlarına yansıtıyor. Fakat, bu yemi hayvanına yediren et, süt,yumurta üreten çiftçi ürün fiyatına aynı oranda yansıtamıyor. Çiftçiden çiğ sütü alan,karkas et alan sanayici bu ürünleri işledikten sonra et ve süt ürünleri olarak piyasaya sunduğunda artan maliyetleri belli oranda fiyata yansıtıyor. Bu ürünleri alıp satan market zincirleri çok yüksek kar marjları ile tüketiciye satıyor. Üretici ucuza satarken, tüketici pahallıya alıyor. Kimse buna müdahale etmiyor.

Çiftçi artan maliyeti fiyata yansıtamıyor. Çünkü, özellikle çiğ sütte fiyatı üretici belirlemiyor. Çiğ süt fiyatı Gıda Komitesi’nin görüşü alınarak Ulusal Süt Konseyi tarafından 6 ayda bir belirlenerek açıklanıyor. Fiyat 6 ay boyunca sabitleniyor. Bazen bu 7-8 ayı buluyor. Son olarak litre başına 1 lira 70 kuruş olarak belirlenen çiğ süt referans fiyatı 1 Temmuz’dan geçerli olması gerekirken 15 Ağustos’tan geçerli olacağı ilan edildi.

Üretim maliyetlerinin en önemli kalemini oluşturan yemdeki fiyat artışı üreticileri inek kesimine veya daha az yemle beslemeye yönlendiriyor. Yem fiyatlarının dolar bazında uygulanması ile devam eden süt ineği kesimi Kurban Bayramı’nda daha da artacaktır.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın inek kesiminin yasak olduğunu açıklamasına rağmen inek kesimi yapıldığı biliniyor. Zarar eden çiftçiye zorla hayvancılık yaptıramazsınız.

Yazıyı yazarken Veteriner Hekim Tahir Yavuz’dan bir mesaj geldi. “Süt- yem fiyat sarmalı” başlığıyla gönderdiği mesajda tam da bu konuya dikkat çekiyor. Tahir Yavuz’un görüşleri özetle şöyle: “Süt hayvancılığı sektörü süt -yem fiyat sarmalı içerisinde bocalamaya devam ediyor. Kesif yem girdilerinin yüzde 65 oranında ithal olduğu ifade ediliyor. Dolar ve euro kurları yükseldikçe yemin zamlanması kaçınılmaz bir durum.

Yem fiyatı yükselince çiğ süt fiyatı da yükselmek zorunda. Çiğ süt fiyatı son günlerde biraz arttırıldı. Ama; daha yürürlüğe girmeden, hatta tartışmalar bitmeden fiyat eskidi! Döviz kuru artışıyla kesif yeme zam gelecek, yeme zam gelince çiğ süt fiyatında artış yapılması gerekecek. Sarmalın içinde kaybolacağız.

Durumun enflasyon artışında suçlu görülmesi de cabası. Fakat bu devamlılığı olmayacak bir durum. Çiğ sütte artış olunca sütten yapılan ürünlere, özellikle peynire zam gelecek, peynire zam gelince vatandaşın alım gücünü aşacak. Alım gücü azalan tüketici daha az peynir satın alacak. Mandıracı, sanayici daha az peynir satınca, daha az çiğ süt alımı yapacak. Mandıracı satamadığı ürün için neden ham madde alsın?

İş dönecek, dolaşacak yine süt hayvancılığı ile uğraşan üreticiyi vuracak. Çiğ süt fiyatları düşük kalınca öncelikle inek kesimleri artıyor. Tabii, inekle birlikte ineğin rahimini, dolayısıyla yavru doğuracak olan anneyi kaybetmiş oluyoruz, aynı zamanda. İnek kesilmese bile, yemden tasarruf etme düşüncesi çok büyük hataları beraberinde getiriyor. Döl tutmama, süt veriminin azalması, metabolik hastalıklar sorunlar yumağı halinde karşımıza çıkıyor. İnek önündeki yemin azaltılmasını kesinlikle affetmez.

Süt sığırcılığı ile uğraşanlar toplamın sadece yüzde ikisi kadar bir masraf tutan, ama çiftliğin geleceğini en çok etkileyen suni tohumlamadan vazgeçerek boğa kullanmayı seçebiliyor. Süt-yem paritesi bozulduğunda böylesi bir hataya düşen işletmelerde hastalıklar, döl tutma güçlükleri, yavru atma olayları, ölü yavru oram artıyor. Neslin ileri gitmesi gerekirken geri gitmesi de ayrı bir sorun. Peynir fiyatları ya da genel olarak süt mamulleri fiyatları tüketicinin alım gücünü aşınca sahte tereyağı, süt görmemiş peynir ve benzeri tağşişleri yapanlara gün doğuyor.

Kalıcı, nüksetmeyen bir çözüm için çiğ süt- kesif yem fiyatlarındaki sarmaldan kurtulmamız,çareyi kaba yem ve kesif yemde aramamız, gerekirse sübvanse edilmiş ham maddelerle yem yapılmasını sağlamamız gerekir. Doğru teşhis, doğru müdahale, doğru yere yapılan operasyon, doğru tedaviyi ve şifayı sağlar.” Özetle, dolarla yem alan, kuruşla süt satan çiftçinin gideceği yer kesimhanedir, kasaptır.

Kaynak: Ali Ekber Yıldırım

SÜT ÜRETİCİSİ YEMDE PRİM DESTEĞİ İSTİYOR

Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) çiğ süt litre fiyatını 1.7 TL olarak açıklamasıyla sektörde tartışmalar alevlendi. USK’nin soğutulmuş çiğ süt üretici tavsiye fiyatının yüzde 3.6 yağlı ve yüzde 3.2 proteinli çiğ süt için litre başına 1.70 lira olarak belirlenmesi, sektörde tartışmaları da beraberinde getirdi. Litresi 1.7 TL’ye satılan sütlerden üreticinin cebine ancak 1.6 TL gireceğine dikkati çeken Tire Süt Kooperatifi ve İzmir Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, acil önlem alınması gerektiğini söyledi. Eskiyörük, “Yemin de kilogram fiyatı 1.6 TL oldu. Süt üreticisi cebine giren parayı da yeme verecek. Bu duruma seyirci kalınırsa, üretici bitecek, üretim bitecek, sanayi bitecek, tüketici büyük zarar görecek. Ülkenin ekonomisi bitecek ve Türkiye ithalat ile daha da dışa bağımlı hale gelecek. Çok yazık” diye konuştu.

Üreticinin para kazanamadığını vurgulayan Eskiyörük, yemde kilogram başına prim verilmesi gerektiğini söyledi. Eskiyörük, bu sayede hem üreticinin kazanacağını hem de kayıt dişiliğin önleneceğini vurguladı. Süt hayvancılığında dünya çapında paritenin 1 litre süt ile 1.3 kilogram yem alınabilmesi olduğunu dile getiren Eskiyörük, “Çözüm basittir. Üretici kazanmak, tüketici de uygun fiyata güvenilir gıda almak istiyor. Bunu da süt fiyatını yükselterek değil, yem fiyatını düşürerek sağlamalıyız. Amaç üreticinin kazancını artırarak 1 litre süt ile 1.3 kilogram yem alabileceği koşulları sağlamak ise aradaki fark üreticiye destekleme primi olarak verilmelidir. Eğer süt fiyatını artırırsak tüketim düşer ve daha olumsuz sonuçlar doğurur. Üreticinin kazancını, yem fiyatını düşürerek sağlarsak hem üretici hem de tüketiciyi korumuş oluruz” dedi.Sütte uygun piyasa koşullarının oluşturulması için devletin, bugünkü şartlarda üreticiye yemde kilogram başına 30 kuruş prim uygulaması gerektiğini belirten Eskiyörük, şunları kaydetti: “Her ay yem fiyatlarına göre bu destek primi güncellenmelidir. Böylelikle yemciler üreticinin tepesine binemeyecek. Yeme yapılan her zam devletin kasasından çıkacağı için devlet seyirci kalmayıp müdahale edecektir.”

Kaynak: Dokuz Sütun