Sarıcakaya’da üreticilere sera ve süt sığırcılığı desteği

Sarıcakaya’da üreticilere sera ve süt sığırcılığı desteği

Eskişehir Sarıcakaya İlçesinde, üreticilere 500 metrekare sera kurabilmeleri ve süt sığırcılığı yapabilmeleri için 560 bin lira destek sağlandı.

ORKÖY Projesi kapsamında başlatılan Hibe Destek Programı ile Sarıcakaya ilçesinin Kapukaya, Laçin, Düzköy mahallerine sera, Güneyköy ve Beyyayla mahallerine de süt sığırcılığı desteği sağlandı. Toplamda 30 üreticiye ORKÖY Projesi kapsamında 560 Bin TL destek verildi. Desteğin yüzde 25’i hibe şeklinde yapılırken üreticiler geri kalan parayı faizsiz olarak iki yıl sonra ödemeye başlayacak.

30 kişiye destek”

Yılda 5 kez ürünün alındığı Sarıcakaya ilçesi köylerindeki seralara ORKÖY Projesi tarafından parasal destek yapıldı. Sarıcakaya ilçesi köyünde geçimlerini sebze üretimi ve hayvancılık yaparak sağlayan 30 kişiye destek sağlandı.

“Faizsiz ödeyecekler”

Seralarında modern sebze üretimi yapacak üreticiler kendilerine verilen 18 bin liranın yüzde 25’ini ödemeyecek. Geri kalan para ise faizsiz olarak 2 yıl sonra taksitler halinde üç yıl içinde ödenecek. Süt Sığırcılığı yapacaklarda 20 Bin TL destekten yararlanacak.

“Var gücümüzle çalışacağız”

Kur’a çekilişleri öncesi üreticilerle bir araya gelen Sarıcakaya Belediye Başkanı Faruk Güler, “Seracılık yapmak isteyen üreticilerimize ORKÖY projesi kapsamında 500 metrekarelik bölümü hibe olarak yapılmaktadır. Her sene ORKÖY kapsamında ilçemiz mahallelerine gerekli hibe ve uygun kredi desteklerinin sağlanması için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

Çatacık İşletme Müdür Yardımcısı Selahattin Yıldırım, Sarıcakaya Orman İşletme Şefi Nevzat Yılmaz, ORKÖY Şube Personeli Rıza Kara ve Melek Aldemir de üreticilere hibe destekleri konusunda bilgi aktardı.

ESKİŞEHİR (İHA)

Adana çiftçisi projelerle kalkınacak


Adana çiftçisi projelerle kalkınacak

Ziraat mühendisi, çiftçi çocuğu Başkan Sözlü, üreticilerin hibe ve teşviklerden daha etkin yararlanması için rehber oldu.

Adana’da tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla uygulamaya koyduğu kırsal kalkınma projeleriyle çiftçinin yüzünü güldüren Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, hemşehrilerinin hibe ve teşviklerden daha etkin yararlanması için de seferber oldu. Türkiye’deki büyükşehir belediyeleri arasında bir ilk olan eğitim ve danışmanlık hizmetinde Seyhan, Sarıçam, İmamoğlu, Karataş, Kozan ve Yumurtalık’taki çiftçiler, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin rehberliğinde hibe ve teşviğe giden doğru yolları öğrendi.

‘ÇİFTÇİNİN ALIN TERİ VE EMEĞİ DAHA ÇOK DEĞER KAZANSIN’

Üreticinin alın teri ve emeğinin daha çok değer bulması amacıyla Adana Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü’nce hazırlanan, Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanlığı’nın paydaş olduğu Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı toplantılarına yoğun katılım oldu. Seyhan, Sarıçam, İmamoğlu, Karataş, Kozan ve Yumurtalık ziraat odalarında ve çiftçi kooperatiflerinde yapılan toplantılarda tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik yeni yatırım tesisleri ile kısmen yapılmış tesisler, kapasite artırımı ve teknoloji yenilemesine yönelik yatırımlara hibe ve teşvik sağlandığını duyuruldu.

HİBE VE TEŞVİĞE GİDEN DOĞRU YOLU ÖĞRENDİLER

Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanı Memili Güven ve Dış İlişkiler Şube Müdürü Sait Altıparmak’ın koordinesinde yürütülen toplantılarda Kasem Danışmanlık Temsilcisi Osman Demirkol, sunumlar yaparak, hibe ve teşviğe giden doğru ve kısa yolları anlattı. Osman Demirkol, son 7 yılda Adanalı çiftçilerin ve girişimcilerin 55 proje için toplam 12 milyon 156 bin lira destek aldığını, bu tutarın bölgenin potansiyeli değerlendirildiğinde son derece düşük kaldığını ifade etti. Demirkol, zeytinyağı üretim tesisi, zeytin salamura tesisi, soğuk hava deposu, çelik silo, meyve ve sebze paketleme, bakliyat eleme ve paketleme, şalgam tesisi, meyve salatası tesisi, turşu üretim tesisi, alternatif ısıtmalı sera gibi yatırımların destek alan projeler arasında bulunduğunu ifade etti.

BÜYÜKŞEHİR PROJE HAZIRLIK BEDELİNİN YÜZDE 50’SİNİ KARŞILIYOR

Büyükşehir bürokratları ise hibeye esas proje tutarının alt limitinin 30 bin lira olduğunu, toplam tutarın 2 milyon liraya kadar çıkabildiğini söyleyip, yüzde 50 oranında destek verildiğini bildirdi. Adana Büyükşehir Belediyesi’nin de 100 bin liraya kadar olan projelerde danışmanlık hizmeti veren firmanın hazırlık ücretinin yüzde 50’sini karşılayarak, çitçiye desteğini devam ettirdiğini kaydetti. İnteraktif toplantılara katılan ziraat odaları temsilcileri ile çiftçiler, hibe ve teşviklerden yararlanma eğitimlerinin faydalı olduğunu dile getirip, Başkan Hüseyin Sözlü’ye teşekkür ettiler.

Hayvancılık çelişkisi!


Hayvancılık çelişkisi!

Destekler artıyor, ithalat artıyor ama et fiyatları düşmüyor!

Tarım ve hayvancılıkta yerli üretimi teşvik etmek amacıyla Milli Tarım Projesi başlatılırken, ithalattan da taviz verilmiyor. Hayvancılığa verilen destekler yıllara göre artmasına rağmen ithalatın da buna paralel artması uygulanan politikaların sorgulanmasına neden oldu. Diğer yandan fiyatları düşürmek için yapılan ithalatın da hiçbir yaraya merhem olmadığı görülüyor. Dana kıymanın fiyatı ithalatın başladığı 2010 yılında 16 lira iken bugün 44 lira.

Türkiye, kırmızı ette ithalata bağımlı hale geldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın son müdahale kararı da ‘ithalat bağımlılığı’nı bir kez daha gözler önüne serdi. Bakan Çelik, et fiyatlarının artışına gerekçe olarak ‘spekülatörleri’ gösterse de bugünlerde yaşanan krizin altında geçtiğimiz yıl 7 ve 8’nci aylarda besilik hayvan ithalatının yapılmaması yatıyor.

TÜRKİYE 7 YILDIR İTHALAT YAPIYOR

Türkiye, kırmızı et açığını kapatmak için 2010 yılından bu yana kasaplık hayvan, besilik hayvan ve kırmızı et ithalatı yapıyor. İthalatlar, dönemsel olarak yapılsa da artık kalıcı hale geldi. Son yaşanan kriz de bu acı gerçeği bir kez daha teyit etti.

Türkiye’nin besilik hayvan ithalatı yaptığı dönemlerle, bu hayvanların kesimliğe gittiği dönemler karşılaştırıldığında Türkiye’nin ithalata bağımlılığı ve ithalatın iyi yönetilmediği daha iyi görülüyor. Geçen yıl ithalat yetkisi Et ve Süt Kurumu’na verilmeden önce özel sektör tarafından 4, 5 ve 6’ncı aylarda yoğun bir besilik hayvan ithalatı yapılmıştı. Bu hayvanlar da ortalama 8 ay sonra yani bu yıl Ocak-Şubat aylarında kestirildi. Ocak-Şubat aylarında et fiyatlarında bir sorun yaşanmazken, Mart ayı ile birlikte fiyatlarda sorun yaşanmaya başlandı. Bunun nedeni de geçtiğimiz yıl 7 ve 8’nici aylarda ithalatın yapılmamasından kaynaklanıyor. Bilindiği üzere Avrupa ülkelerinden ithal edilen besilik hayvanlar 8 ile 10 ay, Güney Amerika ülkelerinden ithal edilen hayvanlar ise 6 ile 7 ay arasında kesimlik hale geliyor. İşte bundan dolayı geçtiğimiz yıl Temmuz ve Ağustos aylarında ithalat yapılmadığı için bu yıl Mart ayında kestirilecek hayvan sayısı düştü.

İTHALAT NEDEN DURMUŞTU?

Besilik hayvan ithalatı özel sektör tarafından yapılırken, geçen yıl yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile bu ithalat yetkisi Et ve Süt Kurumu’na verilmişti. Et ve Süt Kurumu’nun ihale süreçleri uzadığı için de 7 ve 8’nci aylarda ithalat yapılamamıştı.

RAMAZAN AYINDA FİYATLARIN DÜŞMESİ BEKLENİYOR

Diğer yandan geçtiğimiz yıl 11 ve 12’nci aylarda 200 bin baş besilik hayvan ithalatı yapılmıştı. Bu aylarda ithal edilen besilik hayvanlar da Haziran ayı itibariyle kesimlik hale gelecek. İşte bundan dolayı kırmızı ete talebin artacağı Ramazan ayında beklenenin aksine et fiyatlarının düşmesi öngörülüyor.

TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL’ÜN İTHALATI OCAK-ŞUBAT-MART’TA YAPILMADI

Ancak Ramazan ayında bir sıkıntı öngörülmese de Ramazan Bayramı’nın artından tatil sezonun başlamasıyla birlikte yine ithalatın aksamasından dolayı fiyatlarda kriz bekleniyor. Çünkü Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında kesimliğe girmesi gereken hayvanların bu yıl Ocak, Şubat ve Mart aylarında ithal edilmesi gerekiyordu. Et ve Süt Kurumu’nun yine piyasaya geç girmesinden dolayı bu yıl Ocak ve Şubat ayında hiçbir besilik hayvan ithalatı yapılmazken, Mart ayında kısmi bir ithalat yapıldı. İşte bundan dolayı tatil sezonu ve turizm sektörünün en canlı dönemini yaşayacağı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayında et fiyatlarında ciddi bir sıkıntı bekleniyor.

BESİCİLERİN TALEBİ AÇIKLANMADI

Et ve Süt Kurumu, besilik hayvan ithalatı için üreticilerden talep toplamıştı. Geçtiğimiz Şubat ayında sona eren başvurularda, besicilerden yoğun bir talep geldiği kaydediliyor. Et ve Süt Kurumu, besicilerden ne kadar talep geldiğini açıklamazken, geçtiğimiz iki ay içinde besicilerin talep ettiği ithalatı yapmaması da ‘süreç iyi yönetilmiyor’ eleştirilerini gündeme getirdi.

Sadettin İNAN / Ankara

Genç çiftçilere 2017 yılında 483 milyon TL hibe verilecek


Genç çiftçilere 2017 yılında 483 milyon TL hibe verilecek

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Resmi Gazete’nin bugünkü nüshasında yayımlanan “Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamayı yaptı:

“Bakanlar Kurulu Kararı gereği 2016-2018 yıllarını kapsayacak şekilde genç çiftçi projelerine 30 bin TL hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programına 2017 yılında da devam edilecek.

2016 yılında yaklaşık 15.000 genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon TL’lik hibe kullandırıldı. Bu bütçenin 337 milyon TL’si büyükbaş/küçükbaş hayvancılık projelerinde, 68 milyon TL’si arıcılık ve kanatlı projelerinde, 45 milyonu ise bitkisel üretim projeleri için kullandırıldı.

Hayvancılık projeleri kapsamında; 8.514 genç çiftçiye kişi başı 6 adet olmak üzere toplam 51.084 büyükbaş hayvan ve 2.680 genç çiftçiye ise kişi başı 40’ar adet olmak üzere 107.200 adet koyun/keçi teslim edildi. Arıcılık ve kanatlı projeleri kapsamında 2.264 genç çiftçiye 68 milyon TL ve bitkisel üretim projeleri kapsamında 1.520 genç çiftçiye 45 milyon TL hibe verildi.

2017 yılı programına ilişkin Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı

2017 yılı için ise programın bütçesi 483 milyon TL olarak belirlenmiş olup, 16.100 genç çiftçimize hibe desteği verilecek. Bu bütçenin 330 milyon TL’lik kısmının en az 11 bin genç çiftçiye büyükbaş/küçükbaş projeleri kapsamında verilmesi planlanıyor. Bu kapsamda genç çiftçilere en az 51 bin büyükbaş ve 100 bin küçükbaş hayvan dağıtılacak. Bu kapsamdaki hayvanlar geçen yıl olduğu gibi yine TİGEM tarafından temin edilecek.

Bütçenin diğer kısmı ise ana hatlarıyla ağıl ve ahır yapımı ile arıcılık, kanatlı, ipekböceği yetiştiriciliği, meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında verilecek.

Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak tesis yapımı konusu da projeler içerisinde yer alacak ve genç çiftçilerin finans ihtiyacını gidermek amacı ile Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından daha etkin kredi kullanımı ve anahtar teslim proje gerçekleştirmeleri sağlanacak.

Başvurular 7 Nisan – 5 Mayıs’da olacak

Projelerle ilgili başvurular 7 Nisan Cuma günü başlayıp, 5 Mayıs Cuma günü sona erecek. Başvurularda izlenmesi gereken yol ve uygulamalar geçen yıl ile aynı olacak. Ön başvurular, çiftçilerimiz tarafından hiçbir harcama yapılmaksızın, web tabanlı https://gencciftci.tarim.gov.tr uzantılı yazılım üzerinden, kesin başvurular ise yerleşim biriminin bağlı olduğu il/ilçe müdürlüklerine şahsen yapılacak. Başvurular, illerde vali veya vali yardımcısının başkanlığında kurulacak komisyonlar vasıtasıyla değerlendirilecek.

Değerlendirme sonunda belirlenen genç çiftçilerle hibe sözleşmeleri, GTHB il ve ilçe müdürlüklerince imzalanacak ve projelerin uygulanmasına başlanılacak.

Hibe desteğinden faydalanacak çiftçilerde, Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla 18 yaşını doldurmuş ve 41 yaşından gün almamış, ücretli çalışan, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi, daha önceden Bakanlığın diğer hibe programından faydalanmış olmamak şartı aranacak.

Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilecek.”

Kırşehir “damızlık üssü” olma yolunda


Kırşehir “damızlık üssü” olma yolunda

Sunduğu etin kalitesi nedeniyle İstanbul ve Ankara piyasalarından büyük ilgi gören Kırşehir’de, büyük işletmelerin yanı sıra köylerde de damızlık ve besi özelliği yüksek büyükbaş ve küçükbaş hayvanların artırılması için projeler yürütülüyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Şahin: “Türkiye genelinde ithal edilen damızlık besi hayvanlarının yüzde 25’i Kırşehir’deki işletmelere geliyor. 15 büyük işletme, Türkiye’nin damızlık ırkı besi danası ihtiyacını karşılamak için çalışıyor. Amacımız, işletmeler bazındaki bu başarıyı köylere de yaymak”

“Bakanlık olarak gerek Genç Çiftçi Projesi gerekse kırsal kalkınma projeleriyle her köyde 10 ahır, 10 ağıl ve 10 damızlık işletme kurduğumuz zaman İç Anadolu Bölgesi’nin besi materyalini karşılar hale geleceğiz”

Sunduğu etin kalitesi nedeniyle özellikle İstanbul ve Ankara piyasalarından yoğun talep alan Kırşehir’de, büyük işletmelerin yanı sıra köylerin de damızlık ve besi “üssü” haline gelmesi için hazırlanan projelerle üreticilere küçük ve büyükbaş hayvan dağıtılıyor.

Nüfusu ve yüzölçümü kıyaslandığında Türkiye’nin en önemli hayvancılık bölgelerinden birisi haline gelen Kırşehir’de çiftçiler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının destek ve hibe programlarına yoğun ilgi gösteriyor. Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçen yıl köylerde yaşayan 77 çiftçiye 6’şar büyükbaş, 18 çiftçiye 40’ar küçükbaş hayvan dağıtılarak buralardaki potansiyelin ortaya çıkarılması için adımlar atıldı.

Özellikle besi özelliği yüksek hayvan ırklarının damızlıklarının kentteki işletmelerde ve köylerde yetiştirilmesi için çalışma yürütülüyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kırşehir’in hayvancılıkta marka bir il olduğunu, kırsal kalkınma programı ve münferit projelerden istifade eden üretici sayısının her geçen yıl arttığını söyledi.

Şehirde hayvancılığın profesyonelce ve bilinçli bir şekilde yapıldığını belirten Şahin, tamamen besiye yönelik değil, damızlık etçi ırklara yönelik de çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Şahin, köylerde büyük ve küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi için Kırsal Kalkınma Destek Programları, Genç Çiftçi Projesi ve Konya Ovası Projesi’nden istifade edildiğini aktardı.

Kentteki hayvancılık işletmelerinin Türkiye’nin damızlık ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığına işaret eden Şahin, şu bilgileri verdi:

“Türkiye genelinde ithal edilen damızlık besi hayvanlarının yüzde 25’i Kırşehir’deki işletmelere geliyor. 15 büyük işletme, Türkiye’nin damızlık ırkı besi danası ihtiyacını karşılamak için çalışıyor. Amacımız, işletmeler bazındaki bu başarıyı köylere de yaymak. Büyük esnaf, doktor, avukat ve başka mesleklerden hayvancılık yapmak isteyenlerin dışında köylerimizde bu projeleri uygulamak istiyoruz. Köylülerimiz de artık kaliteli standartlarda hayvancılık yapmaya hevesli. Bakanlık olarak gerek Genç Çiftçi Projesi gerekse kırsal kalkınma projeleriyle her köyde 10 ahır, 10 ağıl ve 10 damızlık işletme kurduğumuz zaman İç Anadolu Bölgesi’nin besi materyalini karşılar hale geleceğiz.”

Kırşehir örnek iller arasında

Besicilik sektöründe kalite, standart, altyapı ve gayri safi milli hasılaya katkı yönünden Kırşehir’in örnek iller arasında bulunduğunu vurgulayan Şahin, şöyle devam etti:

“Bu altyapı ve potansiyele ana materyal sağlayacak damızlık besi işletmelerinin kurulması için çalışmalar yapıyoruz. Bakanlığımızın sunduğu gerek Genç Çiftçiler Projesi gerekse diğer desteklerden çiftçilerimiz faydalanıyor. Köylerimize genç çiftçi çekmek için projeler yapıyoruz. Geçen yıl 77 kişiye 6’şar büyükbaş, 18 kişiye 40’ar küçükbaş hayvan dağıtıldı. İlimizin mevcut besi potansiyelini harekete geçirerek insanlarımızın hayvanlarını Macaristan’dan değil Kırşehir’den temin etmeleri için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kırşehir’de 15 büyük işletme damızlık et materyalini sağlamak için düveler getirdi. Çeşitli destek projelerinden daha fazla imkan sağlayabilirsek, mevcut potansiyelimiz olan besi üssünü damızlıkla beraber hayvancılık üssü haline getirebiliriz. İlimiz, gayri safi milli hasılaya en fazla katkıyı sağlayacak damızlık üssüne sahip olabilir.”

SıdıklıBüyükoba köyünde hayvancılık yapan Gülten Çemen de işlerini geliştirmek için eşiyle Genç Çiftçi Projesi’ne müracaat ettiklerini ve hibe desteğiyle 6 büyükbaş hayvan aldıklarını söyledi.

Çemen, bu girişimlerinden etkilenen başka köylülerin de projeye başvurmak için hazırlık yaptıklarına dikkati çekerek, köylüler arasında hayvancılığa büyük bir ilgi olduğunu kaydetti.

Yeşilli köyünden Oktay Duman da tarımsal destek programı sayesinde 40 küçükbaş hayvan aldığını, sahibi olduğu sürüyü büyüterek çocuklarına gelecek hazırlamayı planladığını belirtti. (AA)

Hayvanara Küpe Affı


HAYVANLARA KÜPE AFFI

Sığır cinsi hayvanlarla koyun ve keçi türü hayvanlar bu yılın sonuna kadar idari para cezası uygulanmadan küpelenerek kayıt altına alınacak.

Yasal süresinde kayıt altına alınamayan her yaştaki sığır cinsi hayvanlarla koyun ve keçi türü hayvanlar bu yılın sonuna kadar idari para cezası uygulanmadan küpelenerek kayıt altına alınacak.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, konuyla ilgili iki yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. “Koyun ve Keçi Türü Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ve “Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” gereği 2017 sonuna kadar hayvanların küpelenmesi ve kayıtlarının yapılması hedefleniyor.

Bakanlığın açıklamasında, yönetmeliklerle hayvan hareketlerinin ve hastalıklarının etkin kontrolünün sağlanarak, gerekli sağlık ıslah istatistik ve destekleme ödemeleri kayıtlarının daha düzenli tutulmasının amaçlandığı belirtildi.

Türkiye’de küçük ölçekli geleneksel aile işletmeciliğinin ve göçerliğin yaygın olması, Kurban Bayramı başta olmak üzere belli dönemlerde hayvan hareketlerinin yoğunlaşması, ağır kış şartları ve coğrafi koşullarla terör gibi nedenlerden dolayı yetiştiricilerin gerekli bildirimleri zamanında yapamadığı ifade edilen açıklamada, hayvanların da zamanında küpelenerek kayıt altına alınamadığı kaydedildi.

Bakanlık, yapılan yönetmelik değişiklikleriyle, daha önce kayıt altına alınamayan her yaştan sığır cinsi hayvanlarla koyun ve keçi türü hayvanların bu yılın sonuna kadar idari para cezası uygulanmadan küpelenerek kayıt altına alınacağını ve işletmede kayıtlı hayvan mevcuduyla fiilen bulunan hayvan varlığının uyumlu olmasının sağlanacağını bildirdi.

Yüksek et fiyatlarının nedeni ‘maliyet’ ve ‘verimlilik’


Yüksek et fiyatlarının nedeni ‘maliyet’ ve ‘verimlilik’

Kırmızı et sektörü temsilcileri ve uzmanlar, Türkiye’deki et fiyatlarının yüksekliğinde temel nedenlerin yem, nakliye, enerji ve toprak maliyetlerindeki artışlarla verimlilik olduğunu belirtti.

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, maliyetin yüksekliği ve verimliliğin düşüklüğünün et fiyatlarını yükselttiğini söyledi.

Türkiye’de yem maliyetlerinin yüksek olmasının buğday ithalatından ve toprak fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklandığını iddia eden Solakoğlu, “Bugün Karacabey Ovası’nda, Çukurova’da veya Söke’de bir dekar alanın fiyatı 15 bin ile 25 bin lira arasında değişiyor. Avrupa’da sulu birinci sınıf tarım arazisinin ortalama fiyatı ise bin avro. Fiyatlar üç misli iken kira fiyatı da üç misline çıkıyor. Bu da bütün fiyatları etkiliyor. Avrupa’da arpanın tonu 600, Türkiye’de bin lira. Bin liralık arpayla beslenen hayvan ile 600 liralık yemle beslenen hayvanın fiyatı farklı olacaktır.” dedi.

Solakoğlu, spekülasyonların tarım alanı fiyatlarını artırdığına değinerek, “Yanından yol geçen tarım arazisinin fiyatı artıyor. Yol geçti diye benim tarlam daha mı çok verim verecek, hayır. Yer değerlendi deyip daha fazla para talep ediliyor. Bu da nihai tüketiciye yansıyor. Tarım arazileri, tarımsal sit alanı haline getirilmeli.” diye konuştu.

“Türkiye coğrafyası küçükbaş hayvancılığa uygun”

Kırmızı Et Üreticileri ve Sanayicileri Birliği (ETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yücesan, Türkiye coğrafyasının esasında küçükbaş yetiştiriciliğine uygun olduğunu belirtti.

Türkiye’de, yeşilin olduğu mevsimin bazı bölgelerde 4 aya düştüğüne dikkati çeken Yücesan, “Avrupa’da belli bölgelerde 8-12 ay boyunca hem yağmur alan hem toprağı verimli olan hem de sürekli bitkisi olan ve yılda 3-4 defa ürün alınabilen tarlalar var. Bizde 2 kez ürün almak bile sürpriz. Ülkemizde yem maddeleri pahalı olduğu için hayvan ve et ürünleri pahalıya geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yüksek fiyatlarla üretilen yem pahalıya satılıyor”

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (Türkiyem-Bir) Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş da şöyle konuştu: “Arpanın tonu geçen sene başında 700 lira civarındayken geçtiğimiz ay bin lirayı gördü. Yeni mahsulle 800-850 liralara doğru çekildi. Yüksek fiyatlarla üretilen yem besicilerimize pahalıya satılıyor. Süt fazlası varken et açığının olması normal değil. Bu sorunların çözülmesi için çalışmalar yapılmalı.”

Hayvancılığın Ölüm Fermanı İmzalandı

Hayvancılığın ölüm fermanı imzalandı Tarım ve karkas et ithalatında gümrük vergileri indirildi. Sektör uzmanlarına göre yerli çiftçiyi desteklemek gerekirken yurtdışındaki çiftçiye kaynak aktarılıyor Et ve tarım ürünü fiyatlarını indirme bahanesiyle çiftçi gün geçtikçe üretimin dışına itiliyor. Üretim yerine daha fazla ithalatın önü açılıyor. Hayvancılık, tarım ve karkas et ithalatında gümrük vergilerini düşüren ithalat rejimi karan yayımlandı.

İthalat rejimine ek karar uyarınca, büyükbaş hayvan ithalatında gümrük vergisi oranlan yüzde 26’ya, karkas et ithalatında ise yüzde 40’a indirildi. Uzmanlara göre gümrük vergisi indirimi yerli tanmı, çiftçiyi ve et üreticisini bitirir. Resmi Gazete’nin 27 Haziran tarihli sayısında yer alan ithalat rejimine ek karar kapsamında, adi buğday, mahlut, kızıl buğday ve bazı arpa çeşitlerinde Bosna Hersek’ten yapılacak ithalatta gümrük vergisi sıfırlandı. Avrupa Birliği – Avrupa Serbest Ticaret Birliğ ülkeleri, Güney Kore ve diğer ülkelerden yapılacak ithalat için gümrük vergisi yüzde 40-45 aralığına indirildi. Cin mısır ve bu kapsamdaki diğer ithalat için ise Bosna Hersek dışındaki ülkelerden yapılacak ithalattan yüzde 25 de gümrük vergisi alınacak. Bu ürünlerde gümrük vergisi yüzde 130’lar civannda uygulanıyordu. Fason üretim Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, Türkiye’nin kendi çiftçisini desteklemek yerine başka ülkelerin çiftçisini desteklediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: ? Türkiye tarımın, buğdayın anavatanı.Türkiye’nin buğday ithal eder hale gelmesi tanmın ne kadar kötü yönetildiğinin göstergesi.Meraların yok edilmesi ile fason üretime geçilmesi ve gümrük vergilerinin indirilmesi aynı kapıya çıkıyor. Ünetimi bitirmek istiyorlar. Özgür meracılık şart İthalatta gümrük vergilerinin indirilmesi ile Türkiye’deki çiftçinin refahından kısıp başka ülkelerdeki çiftçilerin refahına katkı sağlamaktır. Bunun özü yabancı şirketlere para aktarılmasıdır. Et fiyatlannda maliyetin yüzde 70’i yemdir. Türkiye yem konusunda kendi kendine yetmiyor ve dışardan alıyor. Siz özgür meracılığın önünü açmazsanız hayvancılığı dışanya teslim edersiniz. Özgür mera hayvancılığını teşvik etmek gerekiyor. Türkiye’nin hem meraları hem de hayvanlarımız ıslah edilse tarımda çok daha iyi konuma geliriz. Ama hükümet yerliyi teşvik etmek yerine çok uluslu şirketler için ülke tarımını dizayn etmeye çalışıyor. Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç’un da Bloomberght’de yer alan açıklamasına göre gümrük vergilerinin indirimi yerli et üreticisini bitirir. TEK DERT ENFLASYONU DÜŞÜRMEK Ekonomi Bakanlığı ithalatta gümrük vergisi indirimini enflasyona bağladı. Ekonomi Bakanlığından yapılan açıklamada, işlenmemiş gıda ürünlerinde bu yıl görülen fiyat oynaklıklarının enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi tarafından son dönemde bir dizi toplantı gerçekleştirildiği ifade edildi.

Komite tarafından 2017 yılı için enflasyonda gözlemlenen risklerin ciddiyetini koruduğu, özellikle işlenmemiş gıdada yaşanan fiyat artışlarının enflasyon hedeflerinde yaşanan sapmanın en önemli unsurlarından biri olduğunun açıkça ortaya konulduğu kaydedilen açıklamada, enflasyonla mücadele kapsa- r mında gerektiğinde devreye girecek dış ticaret tedbirlerine yönelik çalışmalar da yapıldığı savunuldu. Açıklamada, Komitenin öncelikle üzerinde durduğu ve enflasyon artışına önemli oranda katkı sağlayan ekmek, kırmızı et, beyaz et ve yumurta fiyatlarına doğrudan ya da dolaylı etki edecek buğday, arpa ve mısır ile kesimlik canlı hayvan ve karkas sığır etinde uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesi hakkında hazırlanan İthalat Rejimi Kararına Ek Karar’a ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği bildirildi. Açıklamada, “Vergilerin düşürülmesiyle arz açığı olan dönemlerde iç piyasa fiyatlarının belirli bir düzeyin üzerine çıkması halinde arz açığı ithalat yoluyla karşılanırken iç piyasada yaşanabilecek fiyat artışlarına da meydan verilmeyecektir. Ayrıca, yine Komite tarafından sistem dinamik bir şekilde takip edilecek olup, gerektiğinde Ekonomi Bakanlığı tarafından değişen koşullara göre gümrük vergilerinde güncellemeler yapılabilecektir.” Buğday üretimi azalıyor Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Türkiye’de geçen yıl buğday üretimi yüzde 9 düşüşle 20,6 milyon tona, arpa üretimi ise yüzde 16 azalarak 6.7 milyon tona düştü. Söz konusu düşüşler uzmanlarca zamansız ve düzensiz yağışlara bağlandı. FAO Bitki Sağlığı Uzmanı Hafiz Müminjanov, söz konusu sorunun çözümü için kuraklığa toleranslı çeşitlerin teşviki ve benimsenmesinin yanı sıra korumalı tanm gibi iklim dostu tarım uygulamalarının üretimi ve verimliliği artırmada kilit rol oynadığını ifade etti. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör de Türkiye’de buğday ekim alanının 2014’te 79.2 milyon dekar, 2015’te 78.6 dekar ve 2016’da 76.7 dekara düştüğünü vurgulayarak, söz konusu dönemde gümrük vergilerinin düşürüldüğünü hatırlattı.

Yayın: Cumhuriyet

Yönetim Kurul Toplantısı Ankara’da Yapıldı

Yönetim kurulu toplantısı ankarada yapıldı. Toplantıda yapılacak olan USK toplantısında nasıl bir tavır takınılacağı, hazırlıkların yapılması, blgi alışverişi yapıldı. Ertesi gün USK toplantısına tüm yönetim kurulu olarak katılım gösterildi.

Yüksek Et Fiyatlarının Nedeni ‘Maliyet’ ve ‘Verimlilik’


Yüksek et fiyatlarının nedeni1 ‘maliyet” ve’ ‘verimlilik” Kırmızı et sektörü temsilcileri ve uzmanlar, Türkiye’deki et fiyatlarının yüksekliğinde temel nedenlerin yem, nakliye, eneıji ve toprak maliyetlerindeki artışlarla verimlilik olduğunu belirtti. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, yaptığı değerlendirmede, maliyetin yüksekliği ve verimliliğin düşüklüğünün et fiyatlarını yükselttiğini söyledi.

Türkiye’de yem maliyetlerinin yüksek olmasının buğday ithalatından ve toprak fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklandığını iddia eden Solakoğlu, “Bugün Karacabey Ovası’nda, Çukurova’da veya Söke’de bir dekar alanın fiyatı 15 bin ile 25 bin lira arasında değişiyor. Avrupa’da sulu birinci sınıf tarım arazisinin ortalama fiyatı ise bin avro. Fiyatlar üç misli iken kira fiyatı da üç misline çıkıyor. Bu da bütün fiyatları etkiliyor. Avrupa’da arpanın tonu 600, Türkiye’de bin lira. Bin liralık arpayla beslenen hayvan ile 600 liralık yemle beslenen hayvanın fiyatı farklı olacaktır.” dedi. Solakoğlu, spekülasyonların tarım alanı fiyatlarını artırdığına değinerek, “Yanından yolgeçen tarım arazisinin fiyatı artıyor. Yol geçti diye benim tarlam daha mı çok verim verecek, hayır. Yer değerlendi deyip daha fazla para talep ediliyor. Bu da nihai tüketiciye yansıyor. Tarım arazileri, tarımsal sit alanı haline getirilmeli.” diye konuştu.

“Türkiye coğrafyası küçükbaş hayvancılığa uygun” Kırmızı Et Üreticileri ve Sanayicileri Birliği (ETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yücesan, Türkiye coğrafyasının esasında küçükbaş yetiştiriciliğine uygun olduğunu belirtti. Türkiye’de, yeşilin olduğu mevsimin bazı bölgelerde 4 aya düştüğüne dikkati çeken Yücesan, “Avrupa’da belli bölgelerde 8-12 ay boyunca hem yağmur alan hem toprağı verimli olan hem de sürekli bitkisi olan ve yılda 3-4 defa ürün alınabilen tarlalar var. Bizde 2 kez ürün almak bile sürpriz. Ülkemizde yem maddeleri pahalı olduğu için hayvan ve et ürünleri pahalıya geliyor.” değerlendirmesinde bulundu. “Yüksek fiyatlarla üretilen yem pahalıya satılıyor” Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (Türkiyem-Bir) Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş da şöyle konuştu: “Arpanın tonu geçen sene başında 700 lira civarındayken geçtiğimiz ay bin lirayı gördü. Yeni mahsulle 800-850 liralara doğru çekildi. Yüksek fiyatlarla üretilen yem besicilerimize pahalıya satılıyor. Süt fazlası varken et açığının olması normal değil. Bu sorunların çözülmesi için çalışmalaryapılmalı.”

Yayın: Göle haber